Ana içeriğe atla

Kayıtlar

eğlence -öğrence etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Altıncı Bölüm Tılsımlı Meyveler

  Altıncı Bölüm Tılsımlı Meyveler Zaman, masalın ruhunu taşıyan bir nehir gibidir — bazen durgun, bazen çağlayan, ama hep derin. Güven, o nehrin ortasında büyümüştü; artık bir çocuk değil, geçmişle yüzleşmiş, kalbiyle karar almayı öğrenmiş bir gençti. “Aynadaki Ağaç”tan döndüğünden beri suskundu. Çünkü bazı sessizlikler düşünceden değil, duadan doğar.   Ablaları Fürüze ve Nevra’nın mutluluğu, yıllar içinde kendi yollarında filizlenmişti.   Fürüze’nin tarlaları bereketliydi, Nevra’nın evi ise huzurlu.   Ama Nevra’nın bir yanı, hep eksikti. Bir sabah, Güven onu pencere önünde buldu. Rüzgâr yapraklara değil, yüzlerine dokunuyordu.    “Dün gece uyumadım,” dedi Nevra. “Bir ses, içimde... çok derinden... ‘bekliyorum’ diyordu.”    “Kim bekliyor olabilir?” diye sordu Güven.   Nevra gözlerini kırpmadan cevapladı:  “Bilmiyorum. Ama bana benzeyen biri.” O gece Güven, eski bir çağrının yankısını duydu: Zehirli Ağaç....

Merhaba sevgili dostlar!

  Merhaba sevgili dostlar!  Bugün kısa bir mola veriyorum, ama merak etmeyin! Yarın sizleri yepyeni, dopdolu ve heyecan verici bir öykü serisiyle buluşturacağım!  "Çocuklar için eğitici ve eğlenceli hikayeler" bu sayfada olacak. Hayallerini korumaları, dünyaya umutla bakabilmeleri ve kendilerini keşfetmeleri için onlara ilham vermek istiyorum. Çünkü umut, her yeni güne merakla uyanmak ve yaşama tutunmanın sanatıdır.   Yeni serimizin ilk bölümü yarın sizlerle! Öykülerde keşif, macera ve öğrenme dolu anlar olacak. Çocuklarımızın hayal dünyasına ışık tutacak bu yolculuğa hep birlikte çıkacağız.   Takipte kalın! Çünkü yarın, bambaşka bir maceranın kapılarını aralayacağız!   Sevgiyle ve umutla kalın!  16.05.2025 Mesime Elif Ünalmış 

Luna’nın Dokunuşu

 Luna’nın Dokunuşu Başlangıçta hiç istemiyordu. Evde bir hayvan beslemek… Hele bir kedi… Kendi korkuları vardı, alışkanlıkları vardı. Ama küçük bir çocuğun gözleri bazen dünyayı değiştirebilir. Kızının ısrarları, gözlerindeki o masum özlem, yalnızlığını anlatışı… Bir anne, çocuğunun mutsuzluğuna uzun süre kayıtsız kalamazdı. Sonunda, içindeki tüm tereddütlere rağmen, bir kedi aldı. Luna adını verdiler.   Luna eve ilk geldiğinde çekingen, ürkekti. Ama kısa sürede evi dolduran neşeye dönüştü. Kızının yalnız oyunlarını paylaştı, gece sessizce yanına sokuldu. O küçük patiler, boşluğu sessizce dolduran yıldızlar gibiydi. Geceleri usulca gelip sarılır, soğuk günlerde içleri ısıtan bir dokunuş olurdu. O küçük canlı, evde hiç duyulmayan bir müziğin notalarını tamamlıyordu.   Bir gün Luna’yı kucağına aldığında, içindeki eski korkuların kırıldığını hissetti. Sanki yıllardır kilitli bir kapı açılmıştı. Belki sevgi, böyle şeyleri değiştiriyordu. Belki bir küçük patinin doku...

Anne, Kuş Masalını Anlatır Mısın?

  Anne, Kuş Masalını Anlatır Mısın? Can konuşmaya başlamıştı. Tatlı dilli, meraklı bir çocuktu. Annesiyle uzun uzun sohbet etmeyi çok seviyordu. Yine bir gün, Melis Hanım oğlunu uyutmaya çalışıyordu. Ancak Can uyumamakta kararlıydı. Uyumayı hiç sevmiyordu. Melis Hanım ninniler söyledi, onu ayaklarında salladı, türlü yollar denedi ama Can gözlerini kapatmadı. Sonunda, onu yanına yatırıp gülümseyerek seslendi: "Sana bir masal anlatacağım." İki yaşındaki Can, kafasını usulca sallayarak onayladı. Annesi, ninni gibi tatlı bir sesle anlatmaya başladı: Bir varmış, bir yokmuş… Ormanın derinliklerinde minik bir kuş yaşarmış. Minik kuşun babası uzak diyarlara gitmiş, annesiyle baş başa kalmış. Anne kuş her gün yiyecek aramaya çıkarmış. Bir gün ormanda süzülerek uçmuş ve bir dalın üzerine konmuş. O sırada bir çiftçinin toprağı bellediğini fark etmiş.  *"Burada güzel yiyecekler bulabilirim,"* diye düşünmüş. Hemen toprağı eşelemiş ve büyük bir solucan bulmuş. Gagasıyla solucanı ...

Ünlü Ağaçlar Cennette🌿✨

  Ünlü Ağaçlar Cennette🌿✨ Sabahın ilk ışıkları Elmas Hanım'ın evinin penceresinden nazikçe süzülürken, Doğaç uyandı. Henüz yatağında gözlerini tavana dikmiş halde, babasının  yanan ahırda trajik bir şekilde hayata veda ettiğini hatırladı. Bu anılar her zaman içini acıtsa da, annesinin fark etmesini istemedi. Genç yaşına rağmen sorumluluk duygusuyla hareket eden Doğaç, lavaboya doğru ilerledi. Annesi Elmas Hanım ona sesleniyordu: “Doğaç, hadi kalk, işimiz var!”  Doğaç yalnızca 13 yaşındaydı ama olgun ve sessiz bir yapıya sahipti. Zayıf ve uzun boyluydu; ince yüz hatlarını masmavi gözleri tamamlıyordu. Bu gözler merhametle doluydu, tıpkı babası İhsan Efendi gibi. Babasının vefatından sonra, Elmas Hanım ile baş başa kalmışlardı. Doğaç, sadece ev işlerinde değil, okulda da başarılıydı. Kitaplara olan sevgisi büyüktü ve bu alışkanlığını emekli öğretmen olan annesinden almıştı. Elmas Hanım, eşi İhsan Efendi'nin ısrarı üzerine şehir hayatını bırakıp köyde yaşamaya başlamıştı. Ş...

Alevlerin Ardındaki Hayatlar

  Alevlerin Ardındaki Hayatlar Ege'nin serin meltemleri, her daim yeşilin hakim olduğu topraklarda, artık bir sessizlik içinde süzülüyordu. Doğaç, Mira’nın elinden tutarak onu tepenin zirvesine çıkardı. Aşağıda geniş bir ormanlık alan vardı, ama ağaçların yeri şimdi simsiyah kömürle kaplıydı. O günün izleri toprağa, havaya, hatta hala yanık kokusunu taşıyan melteme işlemişti. Doğaç konuşmaya başladı; sesi kırılgan, kelimeleri ağırken bir yara taşır gibiydi. “Bu bölge, Mira... Bir zamanlar hayat doluydu. Kuşların cıvıltıları, rüzgarla dans eden ağaçların sesi... Ama artık sadece sessizlik var. İki yıl önce burada, bir cehennem doğdu. Karan, rant uğruna bu güzellikleri yok etmeye karar verdi. İnsanlar, hayvanlar, bu toprağın her bir köşesi onun karanlık arzularının kurbanı oldu.” Doğaç, gözlerini yanmış topraklara dikip bir süre sustu. Mira, yere diz çöktü. Elleriyle kömürleşmiş bir dalı aldı, yanık kokusu adeta onun ruhunu delip geçiyordu. “Bunu gerçekten yapan bir insan olabilir mi...

Duyma Sanatı: Seslerin Duygulara Etkisi

  Duyma Sanatı: Seslerin Duygulara Etkisi Zeynep, pencerenin yanındaki küçük tabureye oturmuş, rüzgârın esintisini dinliyordu. Gözleri görmediği için sesler onun dünyasında en önemli rehberdi. Dışarıdan gelen kuş cıvıltıları, biraz uzaktaki çocukların kahkahaları, rüzgârın ağaç yapraklarına dokunuşu… Sesler birer renk gibi zihninde şekilleniyor, ona dünyanın anlamını veriyordu.   O gün Asya’nın gelişini adımlarından anladı. Kapıya doğru yöneldiğinde, ayak seslerinin hafif temposundan Asya’nın neşeli olduğunu fark etti.   Zeynep: "Bugün çok mutlu duyuluyorsun, Asya. Adımların enerjik!"   Asya: "Evet, Zeynep! Bugün seslerin duygulara etkisini araştırıyordum. Ses, sadece işitme duyusuyla ilgili değil, aynı zamanda insanın hislerini de şekillendiriyor. Bilimsel olarak, ses dalgaları işitme sinirleri aracılığıyla beynimize ulaşır ve limbik sistemde duygularımızla birleşir."   Zeynep başını yana eğdi. Bilimsel açıklamalar Asya’nın dilindeydi ama o ...

Dokunmanın Derinliği: Hislerin Önemi

Dokunmanın Derinliği: Hislerin Önemi Korona döneminde Zeynep'in hayatı daha da sessizleşmişti. Görme engelli olduğu için kendini her zaman dokunarak, hissederek ifade etmişti. Ancak bu pandemi, en güçlü bağı olan dokunmayı da elinden almıştı. Sarılmanın, el ele tutuşmanın yerini yalnızlık almıştı. Sevdiklerinden uzak kalmak onu derinden etkilemişti. Bir sabah, pencerenin yanındaki sandalyede oturmuş, bahar rüzgârının içeri dolmasını dinliyordu. Huzurla hissettiği dokular şimdi ona yetmiyor gibiydi; çünkü sarılmanın sıcaklığını özlemişti. Zeynep telefonunu eline aldı. Ancak aramak istediği en yakın arkadaşı Asya'yı bulması için annesinin yardımına ihtiyacı vardı. Annesi numarayı tuşladı ve telefonu ona verdi. Zeynep, Asya'nın sesi duyulur duyulmaz içini çekti. Zeynep: "Asya... Seni özledim. Her şeyden çok sana sarılmayı özledim. Ama bir gün tekrar eskisi gibi olur mu? Anneme bile sarılamıyorum artık. Birbirimize yaklaşmaktan bile korkar olduk." Asya, Zeynep'in ...

DUYULAR SERİSİ 1. BÖLÜM Gözlerimizle Algıladığımız Dünya

  DUYULAR SERİSİ 1. BÖLÜM  Gözlerimizle Algıladığımız Dünya Zeynep sabah erkenden uyanır ve pencerenin yanında oturur. Günün ilk ışıkları yüzüne dokunur gibi hissedilir, ama o ışığın neye benzediğini hayal edemez. Gözleri görmediği için bazen karanlığın içinde kaybolmuş gibi hissederdi. Ancak bu karanlıkta duyuları onun için bir rehberdi; dokunarak, duyarak ve koklayarak dünyayı hissederdi. Hayali ise bir gün görebilmekti.  Zeynep: "Anne, renkleri görmek istiyorum. Dünyayı senin gibi görmeyi... Kitaplardan bahsetmiştin, içindeki resimleri görebilmek istiyorum. Ameliyat olabilir miyim?" Ailesi Zeynep'in bu isteğini ciddiye alır ve doktorlara danışmaya başlar. Tıptaki ilerlemeler umut vericidir. Zeynep, ameliyatla gözlerini açabileceği fikrine kapılır. Ailesi umutlanmıştır; yıllar boyu süren sessizlik, şimdi bir umut ışığıyla doludur. Ama Zeynep’in bu yolculuğunda ona her zaman destek olan kişi, en yakın arkadaşı Asya’dır. Asya: "Zeynep, senin renkleri ne kadar merak e...

Merhaba arkadaşlar

 Küçük bir mola veriyorum. Bugün çok hastayım. Yarın daha iyi hisseder isem yeni bir seri ile başlayacağım. Saygılarımla. 28.04.20257 Mesime Elif Ünalmış 

SON BÖLÜM Fatih "in sağlıklı secimi

  SON BÖLÜM  Fatih "in sağlıklı secimi Fatih, artık sağlıklı yaşamın neşesine ve huzuruna kavuşmuştu. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve dikkatli seçimler sayesinde hem zayıflamış hem de daha enerjik bir birey haline gelmişti. Organlar Şehri’nde bir bayram havası vardı. Beyin Bey herkesi toparladı ve şöyle dedi:   "Arkadaşlar, Fatih kendine çok iyi bakıyor. Ama ben hâlâ tüm detayları kontrol ediyorum. Zayıfladı, mutlu oldu, biz de rahat bir nefes aldık! Şimdi çocuklara sağlıklı beslenme sırlarını vermek için toplandık. Beyin Bey, çocuklara seslenirken neşeli bir ton kullandı:   "Sevgili genç dostlar, sağlıklı bir yaşamın sırrı seçimlerinizde gizlidir. İşte size birkaç ipucu:   Sebze ve meyveler sadece lezzetli değil, aynı zamanda sizin için birer süper kahraman!   2. Abur Cubura Dur De: Cipsler ve şekerlemeler ne kadar cazip olsa da, onların yerine fındık, yoğurt veya taze meyvelerle dost olun.   3. Su, En Güçlü İçecek: Gaz...

Kemik Bey: İskelet Şehri'nin Ciddi Espirili Lideri

  Kemik Bey: İskelet Şehri'nin Ciddi Espirili Lideri Bir sabah, Fatih aynada kendine baktı. Göz Hanım tam o sırada devreye girdi:   "Fatih, farkında mısın? Kemik Bey sana darılmış gibi. İskelet Şehri’nde bir krizin eşiğindeyiz!"   Fatih şaşkınlıkla cevap verdi:   "Ne olmuş ki? Kemiklerim sapasağlam görünüyor."   O sırada Kemik Bey, İskelet Şehri’nden seslendi:   "Fatih, sapasağlam mı? Bu kesinlikle yanılsama! İçimde adeta kalsiyum alarmı çalıyor. Destek sistemi çökmeden harekete geçmeliyiz!" Kemik Bey bir meclis toplantısı düzenledi. Omurga Bey söze başladı:   "Fatih, uzun süre dik durmadığında ben resmen yamuluyorum. 'Omurga gibi dik ol!' derler ama bu hızla bir yay gibi esneyeceğim."   Kaburga Kardeşler ise sitem etti:   "Biz burada kalbi ve akciğerleri korumak için canla başla çalışıyoruz. Ama egzersiz yapmayınca sanki gardiyanlar tatile çıkmış gibi hissediyoruz!"   Kıkırdak Amca da biraz b...

Göz Hanım: Organlar Şehri'nin Dirayetli Şefi

  q Göz Hanım: Organlar Şehri'nin Dirayetli Şefi Göz Hanım güne her zamanki gibi enerjik başladı. Ama sabahın erken saatlerinde Organlar Şehri'nden şikayetler yağmaya başladı. Akciğer Bey, Karaciğer Hanım ve hatta Mide Bey birer birer Göz Hanım'a seslendi:   "Fatih bizi yine ihmal etti! Akciğer Bey dumanla boğuşuyor, Karaciğer Hanım toksinlerle savaşıyor, Mide Bey ise sürekli ağır yiyecekler yüzünden huzursuz!" Göz Hanım, Fatih’e dönüp nazik ama kesin bir uyarıda bulundu:   "Fatih, kulağını bana ver! Organlar Şehri'nde işlerin yolunda gitmesi senin seçimlerine bağlı. Lütfen beni dinle—kulaklarını tıkamayı bırak ve bakışlarımı takip et!" Akciğer Bey iç çekerek sızlandı:   "Fatih’in sigara dumanına maruz bırakması beni yoruyor. Temiz havayı özledim!"   Karaciğer Hanım biraz dramatik bir şekilde ekledi:   "Bu kadar abur cuburla nasıl detoks yapacağımı şaşırdım. Adeta bir zehir laboratuvarı gibi çalışıyorum!"   Mide Bey ise ol...

Bağırsak Krallığı: Sindirimin Gizli Kahramanı

Bağırsak Krallığı: Sindirimin Gizli Kahramanı Fatih, Konuşan Organlar Şehri’nde adım adım ilerliyor, bedenini daha iyi tanıyordu. Ancak bir gün karın bölgesinde garip bir hareketlenme hissetti. Önce küçük bir kıpırtı, ardından eğlenceli bir ses duyuldu:   "Selam, Fatih! Ben senin Bağırsağın, Sindirim Krallığı’nın yöneticisi ve vücudunun gizli kahramanı. Benden bahsedilmese de işlerin asıl yürütücüsü benim!  sana sindirimin sırlarını paylaşayım."    Fatih kahkaha atarak cevap verdi: "Bir bağırsak mı konuşuyor? Bu şehirde işler giderek tuhaflaşıyor! Söyle bakalım, nasıl yardımcı olabilirim?" Bağırsak biraz gururlu bir edayla devam etti:   "Ben durmadan çalışan bir sindirim fabrikasıyım. Ama doğru seçimler yaparsan, işler çok daha rahat yürür. Mesela, probiyotiklerle dolu yoğurt, lif dolu yulaf, sebze ailesinden brokoli ve tam bir bağırsak kahramanı olan kuru fasulye… İşte bunlar bana bayram ettirir! Ayrıca su içmek, benim en sevdiğim ödüllerden biridir."...

Ritim Şehri Kalp

  Ritim Şehri Kalp Fatih, konuşan organlar şehrindeki macerasına devam ediyordu. Mide ve Beyin’le yaptığı dostluk, ona daha sağlıklı seçimler yapma konusunda çok şey öğretmişti. Ama bir gün göğsünde ritmik bir melodi hissederek durdu. Bu melodiyi dinlemeye çalışırken bir ses yankılandı:   "Ta-da! İşte buradayım! Ben senin Kalbin. Vücudun DJ’i, ritim ustası ve sevgi fabrikasının yöneticisi! Konuşan organlar şehrinde en keyifli sohbetleri benimle yapmaya hazır ol!" Fatih bir kahkaha atarak cevap verdi: "Kalp, sen de mi? Söyle bakalım, senin için neler yapabilirim?" Kalp, melodik bir şekilde konuşmaya başladı:   "Ben ritimle çalışırım, Fatih. Doğru beslenirsen, ritim şovlarım harika olur. Ama yanlış seçimler yaparsan, 'vurmalı' bir kriz yaşayabiliriz. Mesela, avokado, ceviz, somon balığı ve ıspanak... Bunlar benim en sevdiğim orkestranın solistleri! Ayrıca kırmızı meyveler, özellikle nar ve çilek, damarlarımdaki nota akışını hızlandırır." Fatih başını...

MİDE: Gurmelerin Sindirim Dostu

     Mide:  Gurmelerin Sindirim Dostu Bir gün Fatih, cips paketine uzanırken karnında tanıdık bir kıpırtı hissetti. Mide, bu kez daha kararlı ve enerjik bir şekilde konuşmaya başladı:   "Hey, Fatih! Ben senin Miden. Sindirim fabrikasının CEO'su. Senin için burada çok sıkı çalışıyorum ama şu cipsler ve gazlı içecekler işi biraz fazla zorlaştırıyor. Artık biraz bana da kulak vermez misin? Sadece tadını değil, sonuçlarını da düşün!"   Fatih şaşkınca gülümsedi: "Peki, Mide. Neleri seviyorsun, bana söyle de ona göre bir şeyler yapayım."  Mide, ciddi bir edayla ama hafif bir mizah katmayı ihmal etmeyerek anlatmaya başladı:   "Bak, beni mutlu etmek istiyorsan şu lezzetlere yönelmelisin: yoğurt, lif dolu tam tahıllı ekmekler, ferahlatıcı nane çayı, muhteşem brokoli, ve tabii ki her şeyin kraliçesi: zeytinyağlı yemekler. Bunlar sindirim işimi kolaylaştırır, enerji sağlar, hatta bazen beni dans ettirir!"   Fatih kahkaha attı. Ama Mi...

KONUŞAN ORGANLAR Profesör Beyin'in Yolculuğu

 KONUŞAN ORGANLAR   Profesör Beyin'in Yolculuğu Fatih, abur cuburlarla dolu bir dünyada yaşamaya devam ediyordu. Renkli şekerlemeler, çıtır cipsler, gazlı içeceklerin kabarcıkları onun dünyasının yıldızlarıydı. Ancak bu alışkanlıklar, Fatih’i çoğu zaman enerjisiz, halsiz ve kafası karışık bir halde bırakıyordu. Bir gün aynada kendine bakarken bir karar verdi: *"Belki de bir şeyleri değiştirmeliyim."* İşte tam o sırada beyninden bir ses yükseldi:  "Fatih! Burada Profesör Beyin. Seni yıllardır izliyorum ve artık müdahale zamanı geldi. Zihinsel kalemiz yıkılmadan önce işleri düzeltmeliyiz. Haydi, sağlıklı bir yaşama doğru birlikte yolculuğa çıkalım!"   Fatih, beyninin bu konuşmasından hem etkilenmiş hem de şaşırmıştı. Ama Profesör Beyin ikna yeteneğini esprili bir şekilde göstermeye devam ediyordu:   "Unutma, Fatih, beynini mutlu etmek demek zeki fikirlerle dolu bir yaşam sürmek demektir. Einstein bile gurur duyar!" Ertesi sabah Fatih, kahvaltıda abu...