Ana içeriğe atla

Görünmeyen Sesler – Zamanı Olmayanlar (Bölüm 6)



Görünmeyen Sesler – Zamanı Olmayanlar (Bölüm 6)

Yaş Grubu: 10 – 14  
Neden Önerilir: Çocuklara çocuk işçiliğinin sadece fiziksel değil, duygusal ve sosyal etkilerini düşündürür.  

Rafi sabahları güneş doğmadan uyanırdı.  
Ama bu, okula gitmek için değildi.  
Fırına gider, hamur yoğurur, tepsi taşırdı.  
Ellerinde un, gözlerinde uykusuzluk olurdu.  

Okul çantasını taşımayı unutmuştu artık.  
Çünkü sırtında hep un çuvalları vardı.  
Kalem tutması gereken elleri,  
sıcak tepsilerle nasır tutmuştu.  

Bir gün fırının önünden geçen çocukları izledi.  
Ellerinde defter, sırtlarında çanta.  
Gülüşüyorlardı.  
Rafi gülmedi.  
Ama içinden bir cümle geçti:  
“Ben de bir zamanlar sabahları kitap açardım.”  

Fırıncı seslendi:  
“Rafi! Tepsiler hazır mı?”  
Rafi başını salladı.  
“Hazır,” dedi.  
Ama kendisi hazır değildi.  
Çünkü çocuk olmak için zamanı yoktu.  

 
Aynı gün başka bir şehirde,  
bir çocuk okulda sıkıldığını söyledi.  
Bir diğeri, “Keşke hiç ders olmasa,” dedi.  
Bir başkası, ödevini yapamamıştı çünkü tableti bozulmuştu.  
Ve biri, sabahın dördünde işe gitmişti.  

O gün fırına bir müşteri geldi.  
Rafi’ye baktı.  
“Senin yaşında çocuklar okulda olur,” dedi.  
Rafi başını eğdi.  
“Benim yaşım yok,” dedi.  
“Benim saatim var.  
Sabah dört, akşam sekiz.”  

Müşteri sustu.  
Çünkü bazı cevaplar,  
sorudan daha ağırdır.  

Rafi o gün eve geç döndü.  
Kardeşi uyuyordu.  
Annesi yorgundu.  
Rafi pencereye oturdu.  
Gökyüzüne baktı.  
Ve ilk kez düşündü:  
“Ben büyümedim.  
Sadece çalıştım.”  

Çünkü artık biliyordu:  
Bazı eksiklikler, yaşla değil,  
hakla ilgilidir.  
Ve bazen çocuk olmak,  
bir hakkı hatırlamaktır.  

💧 DÜŞÜN  
Çocuk olmak senin için ne zaman zorlaştı?  
Çalışmak her zaman büyümek midir?  
Bir çocuğun zamanı kime aittir?  
Eksiklik bazen bir hakkın eksikliği olabilir mi?  
Çocuk işçiliği sadece fiziksel mi, yoksa duygusal da bir yük müdür?  

💧 MİNİ ANKET  
Çocukken en çok neye ihtiyacın vardı?  
☐ Oyun  
☐ Güven  
☐ Dinlenme  
☐ Görülmek  

Sence çocuk işçiliğinde en büyük eksiklik nedir?  
☐ Zaman  
☐ Eğitim  
☐ Hak  

Yaş Grubu: 10 – 14  
Neden Önerilir: Çocuklara çocuk işçiliğinin sadece fiziksel değil, duygusal ve sosyal etkilerini düşündürür.  

19.05.2026
Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...