Ana içeriğe atla

Görünmeyen Sesler – Açlık (Bölüm 2)



Görünmeyen Sesler – Açlık (Bölüm 2)

Doymak sadece mideyle mi ilgilidir?  
AÇLIK  

Yaş Grubu: 10 – 14  
Neden Önerilir: Çocuklara açlığın sadece yemekle ilgili olmadığını, görülmek ve fark edilmekle de bağlantılı olduğunu düşündürür.  

Maya sabahları kahvaltı yapmazdı.  
Ama bu bir tercih değildi.  
Evde kahvaltı yapılmazdı.  
Çünkü kahvaltı, sessizlikle yer değiştirirdi.  

Annesi sabahları erken çıkardı.  
Babası zaten yoktu.  
Kardeşi ağlarsa, Maya su verirdi.  
Süt yoktu.  
Ekmek yoktu.  
Ama Maya vardı.  

Okula yürürken başı dönüyordu bazen.  
Ama alışmıştı.  
Açlık, bazen bir alışkanlığa dönüşür.  
Bedenin değil, zihnin susar önce.  
Düşünemezsin.  
Sadece beklersin.  

Okulun kantininde sıra vardı.  
Ama Maya sıraya girmezdi.  
Çünkü parası yoktu.  
Ama bu da yeni değildi.  
Yeni olan, artık utanmamasıydı.  

Bir gün öğretmen sınıfa bir soru sordu:  
“Doymak ne demektir?”  
Çocuklar ellerini kaldırdı.  
“Karın tok olması!”  
“Yemek yemek!”  
“Tatlı yemek!”  

Maya elini kaldırmadı.  
Ama içinden bir cümle geçti:  
“Doymak, başkasının tabağına bakmamak demektir.”  

O gün okulda bir etkinlik vardı.  
Her çocuk evden bir yiyecek getirecekti.  
Maya getiremedi.  
Ama yine de geldi.  
Çünkü eksik olmak, yok olmak demek değildi.  

Etkinlikte herkes getirdiklerini paylaştı.  
Bazı tabaklar doluydu.  
Bazıları süslü.  
Bazıları pahalı.  
Maya’nın önünde bir şey yoktu.  
Ama gözleri doluydu.  

Öğretmen fark etti.  
Yanına geldi.  
“Sen ne getirdin Maya?” diye sordu.  
Maya başını eğdi.  
“Ben sadece geldim,” dedi.  
“Paylaşmak için değil, görmek için.”  

Öğretmen gülümsedi.  
“Bazen görmek de paylaşmaktır,” dedi.  
Ve Maya’nın önüne bir tabak koydu.  
Ama Maya dokunmadı.  
Çünkü o an doymuştu.  
İlk kez biri, onun varlığını fark etmişti.  

 
Aynı gün, başka bir ülkede bir çocuk, çöpe atılan sandviçleri topluyordu.  
Bir başkası, yemeğini paylaşmak istemediği için arkadaşını dışlamıştı.  
Bir diğeri, “diyet yapıyorum” diyerek tabağını itmişti.  
Ve biri, sadece bir dilim ekmekle mutlu olmuştu.  

Açlık, sadece mideyle ilgili değildi.  
Açlık, bazen görülmemekti.  
Bazen unutulmaktı.  
Bazen sadece bir tabak değil, bir bakış beklemekti.  

O gün Maya eve dönerken açtı.  
Ama içi doluydu.  
Çünkü artık biliyordu:  
Bazı açlıklar, yemekle geçmez.  
Bazı eksiklikler, sadece fark edilince azalır.  

💧 DÜŞÜN  
Açlık senin için ne zaman sadece yemekle ilgili değildi?  
Birini doyurmak, sadece yemek vermek midir?  
Görülmek, doymak sayılır mı?  
Paylaşmak her zaman eşit midir?  
Eksiklik, bazen görünmez olabilir mi?  

💧 MİNİ ANKET  
Aç kaldığında ne hissedersin?  
☐ Kızgınlık  
☐ Utanç  
☐ Sessizlik  
☐ Alışkanlık  

Sence en büyük eksiklik nedir?  
☐ Yiyecek  
☐ İlgi  
☐ Eşitlik  

Yaş Grubu: 10 – 14  
Neden Önerilir: Çocuklara açlığın sadece yemekle ilgili olmadığını, görülmek ve fark edilmekle de bağlantılı olduğunu düşündürür.  

05.05.2026
Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...

Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk

  Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk     Giriş – Bir defterin içine düşen yarım cümlelerle başlayan, bir annenin kahkahasıyla taşınan, bir hastalığın gölgesinde büyüyen on bölümlük bir yolculuk. Bu hikâye, bir hastalığın tanımından çok daha fazlasını anlatıyor.   Bipolar bozukluk, tıbbi terimlerle sınırlı kalmıyor burada;   bir genç kadının iç dünyasında dalgalar gibi kabarıyor,   bir annenin kahkahasında yankılanıyor,   bir defterin sayfalarında yarım cümlelerle iz bırakıyor. Duygu, üniversite birincisi, zeki, güzel kalpli bir genç kadın.   Mezuniyetin ardından hayatı bir görevle bölünüyor—nereden geldiği belirsiz, ama onun için gerçek.   “Görev verildi,” diye başlıyor her şey.   “Ülkem çok güzel. Onlara veremem. Onlar beni izliyor.”   Bu cümle deftere düştüğünde saat sabahın üçü.   Gözleri parlıyor, ama uykusuzluktan değil.   İçinde bir şey k...