Ana içeriğe atla

HAKKINDA

 



 📝 Hakkında Yazısı – “Mesime Ünalmış Kimdir?”


Ben Mesime Ünalmış. Tunceli–Pertek doğumlu, iki çocuk annesi, doğaya ve insana sevgiyle bağlı bir hikâye anlatıcısıyım. Yazmak, benim için sadece kelimelerle yolculuk etmek değil; duygulara, değerlere ve bilime dokunan bir yaşam biçimi.


Bugüne kadar dört kitabım yayımlandı:

- Elif’in Büyülü Dünyası  

- Geçmişe Yolculuk  

- Boncuk Gözlüm  

- Eylül Gökkuşağı Ülkesinde  


Ayrıca 29 yazarla birlikte kaleme aldığımız “Yazarlar Odası” adlı ortak kitap projesinde de yer aldım.


Okumayı ve yazmayı tutkuyla seviyorum. Çocuklarla güçlü bir bağ kurabiliyor, onların dünyasını anlayıp hikâyelerime yansıtabiliyorum. Hikâyelerimde duygular kadar bilimi ve ilimi de ön plana çıkararak hayatı yeniden anlatmak istiyorum — sevgi dolu bir gözle.


YouTube kanalımda (Mesime Ünalmış), görsel anlatılarla dijital hikâye yolculuğuma eşlik edebilirsiniz. Aynı zamanda WordPress ve Blogger platformlarında içeriklerimi paylaşarak sizlerle buluşuyorum. Yazılarım bir dönem Almanyalılar.com"da da yayımlandı; bu da anlatımımın farklı coğrafyalara ulaşması açısından benim için ayrı bir heyecan oldu.


Bu blog, doğa sevgisi, çocukların dünyası, değerler eğitimi ve hikâye ile bilim arasında kurulan köprüyü anlatan bir alan. Kendinize bir satırda bile dokunuyorsa — ben buradayım, sizle birlikteyim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...