Ana içeriğe atla

Kayıtlar

çocuk masallar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Onuncu Bölüm– İkna Etmek

  Onuncu Bölüm– İkna Etmek   Gargamel burunlu çirkin kadının evinde sessizlik vardı. Tahta zemin her adımda geçmişin çığlığı gibi inliyor, rüzgâr pencerelere değil, içerideki kırılgan sessizliğe çarpıyordu. Güven çaydanlıkta kaynayan suyun sesine kulak vermeye çalıştı; ne diyeceğini, nasıl yaklaşacağını içinde binlerce kez tartmıştı. Kadın yaşlıydı, ama gözleri hâlâ eskisi kadar sivri ve tetikteydi. Güven derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. Sesi sanki içerideki havaya dokundu: yavaşça, incitmeden. Önce kim olduğunu söyledi. Sonra o ağacı… o meyveyi… ardından gelen laneti… Ve çocuklarını… Bütün kardeşlerini… Sonra karısı Bahar’ı… karnındaki bebeği… Ve en sonunda onunla karşılaşmak için çıktığı bu yolculuğu anlattı. Kadın bir süre onu süzdü. Ardından hiç beklenmedik bir çeviklikle ayağa fırladı. Gözleri alev gibi parladı. Güven’in kalbi göğsünde çırpındı, ama sakin kalmaya çalıştı. Yavaşça doğruldu, elleriyle kadının omzuna dokundu. “Lütfen… Sonuna kadar dinleyin beni...

Dokuzuncu Bölüm – Gargamel Burunlu Çirkin Kadın

  Dokuzuncu Bölüm – Gargamel Burunlu Çirkin Kadın   Kasabanın üstüne huzur uzun bir yorgan gibi serilmişti. Güven artık kardeşleriyle aynı sofrada yemek yiyor, ablalarının dualarına her sabah gözleriyle “amin” diyordu. Günler paylaşım, geceler içsel sessizlikle ilerliyordu. Ama Güven’in içinde başka bir fısıltı vardı. Henüz tamamlanmamış, bir “eksik halkayla” örülü geçmişin kalbinde atıp duran bir çağrı: Gargamel burunlu çirkin kadın... O kadın ki, bir zamanlar bedduasıyla bir ağacı zehre dönüştürmüş, bir soyun kaderini sarsmıştı. Ama Güven ona kızmıyordu. Beddua bir kin değil, anlatılamayan bir hikâyenin çığlığıydı belki. Ve Güven artık hikâyeyi tamamlamak istiyordu. Ancak o arayış sürerken, Bahar ellerini karnına koyup gözlerini gülümseyerek yumdu: “Sana bir müjde daha...” Güven’in içindeki tüm fırtına bir anlığına sustu. Evin içini dolunay gibi aydınlatan bir sevinç yayıldı. Ama bu sevinç, çok geçmeden karanlık bir isteğin içine doldu. Gecenin bir vakti Bahar gözleri d...

Sekizinci Bölüm – Umut’un Gözleri

  Sekizinci Bölüm – Umut’un Gözleri   Kış bir gece vakti ansızın çökmüştü kasabaya. Soğuk, camlara uğramıyor; doğrudan kalplerin kıvrımlarına işliyordu. Güven o gece huzursuzdu. Evin içinde dolaşıp duruyor, ocakta kaynayan ıhlamurun buharında bir tür sessizlik kokusu alıyordu. Bahar onu izliyordu uzaktan. “Bir şey mi olacak?” demedi, ama anneliğin iç sesiyle biliyordu: Rüzgâr değişmişti. O gece Umut ilk kez rüyasında konuştu. Altı yaşında bile değildi, ama uyandığında gözleri bir yetişkinin gördüğü korkuyu saklıyordu. “Baba,” dedi sessizce, “sana bir yer göstermek istiyorum.” Güven bu cümlede bir oyun, bir fantezi aradıysa da o gözlerdeki ton… daha önce o ağacın dibinde, kendisine dilek teklif edildiğinde hissettiği titreşime çok benziyordu. Sabah olurken, kar ince bir örtü gibi her yeri sarmıştı. Umut babasının elini tuttu. Sanki yolu biliyor gibiydi. Köyün dışına, eski mezar taşlarının üzerinden geçerek ormanın derinine vardılar. Hiç konuşmadan, sadece birbirlerine baka...

Altıncı Bölüm Tılsımlı Meyveler

  Altıncı Bölüm Tılsımlı Meyveler Zaman, masalın ruhunu taşıyan bir nehir gibidir — bazen durgun, bazen çağlayan, ama hep derin. Güven, o nehrin ortasında büyümüştü; artık bir çocuk değil, geçmişle yüzleşmiş, kalbiyle karar almayı öğrenmiş bir gençti. “Aynadaki Ağaç”tan döndüğünden beri suskundu. Çünkü bazı sessizlikler düşünceden değil, duadan doğar.   Ablaları Fürüze ve Nevra’nın mutluluğu, yıllar içinde kendi yollarında filizlenmişti.   Fürüze’nin tarlaları bereketliydi, Nevra’nın evi ise huzurlu.   Ama Nevra’nın bir yanı, hep eksikti. Bir sabah, Güven onu pencere önünde buldu. Rüzgâr yapraklara değil, yüzlerine dokunuyordu.    “Dün gece uyumadım,” dedi Nevra. “Bir ses, içimde... çok derinden... ‘bekliyorum’ diyordu.”    “Kim bekliyor olabilir?” diye sordu Güven.   Nevra gözlerini kırpmadan cevapladı:  “Bilmiyorum. Ama bana benzeyen biri.” O gece Güven, eski bir çağrının yankısını duydu: Zehirli Ağaç....

Bölüm 5– Fürüze’nin Kaderi

  Bölüm 5– Fürüze’nin Kaderi “Bazı tohumlar toprağa değil… kalbe ekilir.” Bir sabah, rüzgâr kıpırdamadan köyün üstüne sessizce eğildi. Gökyüzü açık, ama havada bir beklenti vardı. Güven’lerin taş evinin kapısı, üç kez çalındı. Gelenler sıradan değildi:   Oduncu– ormanın içini bilen, ağaçlara saygıyla yaklaşan biri.   Çoban – kavalıyla hayvanları konuşturduğunu söyleyen bir rüya anlatıcısı.   Çiftçi– tohumdan mucize doğurmayı bilen bir adam. Hepsi, Güven’in en büyük ablası Fürüze için gelmişti.   Fürüze, dış güzellikten çok daha fazlasını taşırdı: annesinin merhametini, sabrını ve toprağa benzeyen sadeliği…   En büyük kardeşleri Hasan, üç adamı üç gece konuk etti. Kardeşlerine dedi ki:   “İyilikle kurulmuş bir yuva, yalnız kalbe değil, köye de bereket getirir. Gözünüzle değil, yüreğinizle ölçün onları.” Üçüncü sabah, kahvaltının ardından Hasan sordu:   “Sizi farklı kılan nedir?” Oduncu dedi ki:    “...

Önsöz – Zehirin Kalbinde Büyüyen Işık

  Önsöz – Zehirin Kalbinde Büyüyen Işık Her masal bir “bir varmış”la başlar ama bazıları toprak kadar eski bir kalpten yürüyerek gelir...   Bu anlatı da onlardan biri.   Kökü bir bedduada gizli. Gölgesi dört çirkin çocukla büyüdü. Ve bir sabah... sabah olmadan doğan bir bebekle değişti her şey: Güven. Bu hikâye, yalnız bir kadının sevgisinden doğan öfkeyle; o öfkenin, toprağa bir zehir gibi sızmasıyla başlıyor. Ardından gelen çocuklar, birer kırgın meyve gibi düşüyor ağacın altına. Ve sonra, sessiz bir sabah — biri doğuyor. O doğduğunda, anne ve baba aynı anda gözlerini kapatıyor; geriye bir tek umut kalıyor: kendisi gibi doğmayanları bile sevebilen bir kalp. Masal, beddua ile başlıyor belki,   Ama her bölümde iyiliğin, sabrın, affetmenin nasıl devrim yarattığına tanık oluyoruz.   Zehirli bir ağacın altında kurulan sofra, en sonunda şifaya dönüşüyor.   Çirkinliğin sadece yüzde değil, kalpte saklı olduğunu görürken, güzelliklerin de ...

İYİLİĞİN MÜKAFATI

 

Gölgeler ve Işık: Morganta’nın Alevleri Bölüm 6: Ateşin Öfkesi ve Umudun Zaferi

  Bölüm 5: Rüzgarın Öfkesi ve Umudun Zaferi   Kasaba, Nyxara’nın yıldızsız boşluğundan yeni çıkmıştı, ancak şimdi doğa bile karşılarına düşman olmuştu.   İlk başta herkes hava değişimini normal karşıladı. Ancak birkaç saat içinde rüzgarlar kuvvetlenmeye başladı.   Malvera’nın Sessiz Gelişi   Rüzgarlar hızlandı.   Gecenin ilerleyen saatlerinde, kasabanın üzerindeki bulutlar toplanmaya başladı.   Şehir halkı, ilk başta bunu bir yağmur fırtınası sanıyordu.   Ancak rüzgar o kadar güçlüydü ki, evlerin çatılarından parçalar sökülmeye başladı.   İnsanlar panik içinde evlerine kaçtı.   Ancak gök gürültüsü o kadar kuvvetliydi ki, yer bile titriyordu.   Malvera, doğanın öfkesiyle gelmişti.   Benim rüzgarlarım her şeyi yıkacak! Umudunuz, kasırganın içinde kaybolacak!"  Kasabanın Çöküşü İlk önce çarşı meydanı yok oldu.   Sonra sokak lambaları devrildi.   İnsanl...

7 bölüm Gölgeler ve Işık: Serpenthia’nın Aldatmacası Bölüm 7: Gerçek ve Yalan Arasındaki Çizgi

  Bölüm 7: Gerçek ve Yalan Arasındaki Çizgi  Kasaba halkı, Morganta’nın alevlerinden yeni çıkmıştı, ancak şimdi gerçeklik kayboluyordu.   İlk başta herkes her şeyin normal olduğunu düşündü. Ancak saatler geçtikçe bazı şeylerin yanlış olduğunu fark ettiler.   Serpenthia’nın Sessiz Saldırısı  Kasaba halkı zamanın akmadığını fark etti.   Güneş hiç hareket etmiyordu.  Saatler geçtikçe, gökyüzünün rengi değişmedi.   Bir adam, çarşı meydanına yürüdü, ancak adım attığında aynı noktada kaldığını fark etti.   Bir kadın  kapısını açmaya çalıştı, ancak kapı açılmadı—çünkü aslında orada değildi.   Bir çocuk, annesine seslendi, ancak ses çıkmadı.   Serpenthia, gerçeklikten yavaşça anıları silmeye başlamıştı.   "Gerçek, yalnızca benim izin verdiğim kadardır. Siz, hiçbir zaman burada değildiniz!"   Kasaba halkı panikle birbirine bakmaya başladı.   Ancak hiçbir şey net değildi....

5. Gölgeler ve Işık: Malvera’nın Yıkıcı Fırtınası Bölüm 5: Rüzgarın Öfkesi ve Umudun Zaferi

  Bölüm 5: Rüzgarın Öfkesi ve Umudun Zaferi   Kasaba, Nyxara’nın yıldızsız boşluğundan yeni çıkmıştı, ancak şimdi doğa bile karşılarına düşman olmuştu.   İlk başta herkes hava değişimini normal karşıladı. Ancak birkaç saat içinde rüzgarlar kuvvetlenmeye başladı.   Malvera’nın Sessiz Gelişi   Rüzgarlar hızlandı.   Gecenin ilerleyen saatlerinde, kasabanın üzerindeki bulutlar toplanmaya başladı.   Şehir halkı, ilk başta bunu bir yağmur fırtınası sanıyordu.   Ancak rüzgar o kadar güçlüydü ki, evlerin çatılarından parçalar sökülmeye başladı.   İnsanlar panik içinde evlerine kaçtı.   Ancak gök gürültüsü o kadar kuvvetliydi ki, yer bile titriyordu.   Malvera, doğanın öfkesiyle gelmişti.   Benim rüzgarlarım her şeyi yıkacak! Umudunuz, kasırganın içinde kaybolacak!"  Kasabanın Çöküşü İlk önce çarşı meydanı yok oldu.   Sonra sokak lambaları devrildi.   İnsanl...

Bölüm 1: Umbra Noctis’in Sonsuz Gölgesi

  Bölüm 1: Umbra Noctis’in Sonsuz Gölgesi   Kasaba, hiç olmadığı kadar sessizdi. Gece, her zamanki gibi başlamıştı, ancak bu gece yıldızlar parlamıyordu. İnsanlar sokak lambalarının loş ışığında birbirlerine şüpheyle bakıyor, içlerindeki  anlam veremedikleri huzursuzluğu  yok saymaya çalışıyordu.   Kötülük, gözle görülmeyen bir örtü gibi  kasabanın üzerine yavaşça süzülmüştü.   Umbra Noctis, gecenin efendisi, ay ışığını çalmak ve dünyayı ebedi bir karanlığa mahkûm etmek için yeniden ortaya çıkmıştı.   Kasabanın İçinde Yükselen Korku   İlk başta kimse fark etmedi.   Ancak gece ilerledikçe, ay ışığının gitgide azaldığını  gördüler.   Sokaklarda yürüyenler, karanlığın içlerine işlediğini fark ettiler.   Gözleri  bir noktada odaklanamıyordu , gölgeler sessizce hareket ediyor gibiydi.  İlk fısıltılar gecenin ilerleyen saatlerinde geldi.   Rüzgar olmayan bir dilde konuş...

ÔZET Gölgeler ve Işık: Karanlığın İlk Fısıltısı Serisi Karanlığın Fısıltısı

  ÔZET Gölgeler ve Işık: Karanlığın İlk Fısıltısı  Serisi  Karanlığın Fısıltısı Dünya, sanki kadim efsanelerin tozlu sayfalarında unuttulmuş bir masalın ortasında donmuş gibiydi. Gökyüzü, eskiden umut taşırdı; şimdi ise yıldızların titrek hatıralarını barındıran koyu bir perdeydi. Her köşesi acının ve unutulmuş hayallerin göründüğü bu alemde, insanlar kalplerindeki umut ışığını yavaş yavaş yitirirken, sessizlik ağır bir yargı misali etrafta dolaşıyordu. Rüzgar, eski zamanlardan günümüze kalan fısıltıları taşıyor, sokaklarda adeta ölümsüz bir hüznün ezgileri çalıyordu. İşte tam bu karanlık zamanın en derin noktasında, varlığın en gizli köşelerinden birinde, bir mucize filizlenmek üzereydi... Kasabanın köhne taş evlerinden birinde, hafifçe çatlamış duvarların ardında, yılların ezgilerini ve unutulmuş sevinçleri içinde barındıran bir yaşam sürüyordu. Ev halkı, eskiden acıların gölgesinde kaybolmuş olsa da, şimdi yeni bir başlangıca dair bilinmeyen umut kıvılcımlarını sezmişt...

Büyük Duyuru!

  Büyük Duyuru!  "Yarın bütün bôlumleri bir catı altında özetleyen ôzel ve ôzet bölüm yayında olacak." Karanlık yükseliyor, iyilik savaşmak için hazırlanıyor… Bir kehanet uyanıyor!   Yarın, Gölgeler ve Işık: Kehanetin Çocuğu serisi sizlerle buluşuyor!  Kötülüğün yedi yüzü, insanlığın kaderini değiştirecek. Ama umudun gücü, her şeyin ötesinde…   Kim kazanacak? Karanlık mı, yoksa ışık mı?   Bu epik destan, toplam 9 bölümden oluşuyor:   1- Özet Bölümü – Hikayenin temel çatısını ve evrenin kurallarını anlatıyor.   2- Bölüm 1: Umbra Noctis’in Sonsuz Gölgesi– Karanlık örtüsü kasabayı kuşatıyor.   3- Bölüm 2: Velmoria’nın Zihinsel Çıkmazı – Gerçek ile yanılsama arasındaki sınır kayboluyor.   4- Bölüm 3: Zyphora’nın Ölümcül Fısıltısı – Zehir, umutları yok etmeye çalışıyor.   5- Bölüm 4: Nyxara’nın Sonsuz Boşluğu – Yıldızlar kayboluyor, halk unutuluyor.   6- Bölüm 5: Malvera’nın Yıkıcı Fırtın...

SON BÖLÜM: YARINLARI İNŞA ETMEK

  SON BÖLÜM: YARINLARI İNŞA ETMEK  Güneş, kamp alanını son kez aydınlatıyordu. Çocuklar, çadırlarını toplarken içlerinde garip bir his vardı. Burada geçirdikleri günler boyunca öğrendikleri her şey, onları farklı insanlar yapmıştı. Doğa, teknoloji, etik, bilim ve insan ilişkileri... Bütün bu deneyimler, onların düşüncelerini şekillendirmişti. Ama şimdi, evlerine dönme vakti gelmişti.   Sinem Hanım çocukları etrafına topladı. Gözlerinde gurur vardı.   "Bu yolculuğa başladığımızda sadece keşfetmek istiyordunuz. Ama şimdi fark ettiniz ki sizler artık sadece keşfetmiyorsunuz, geleceği inşa etmeye hazırlanıyorsunuz."   Çocuklar sessizce ona baktılar. Gerçekten de düşünceleri değişmişti. Bir zamanlar sadece oyun oynayan, eğlenen çocuklardı. Ama artık dünya hakkında büyük fikirleri vardı.   Araçlara binip kamp alanından ayrıldılar. Yol boyunca sohbet ettiler, yaşadıkları deneyimleri yeniden hatırladılar. Sofia camdan dışarı bakarken iç çekti:...

. 7.BÖLÜM YEDİNCİ BÖLÜM: OYUNLARLA GELEN DOSTLUK

  7. BÖLÜM YEDİNCİ BÖLÜM: OYUNLARLA GELEN DOSTLUK  Son günler boyunca kamp alanında birçok önemli olay yaşanmıştı. Çocuklar çevre bilinci kazanmış, yangınla mücadele etmiş, yasadışı ağaç kesimine tanıklık etmişti. Tüm bu yaşananlar, onların doğaya ve insanlığın sorumluluklarına dair farkındalıklarını artırmıştı. Ancak bugün, ağır duygular yerine eğlenme zamanıydı.   Sabah Sinem Hanım, çocukları büyük kamp alanında bir araya topladı. Hafif bir gülümsemeyle, onların yüzlerine baktı.   "Son günlerde hepimiz çok şey yaşadık," diye başladı. "Yangınla mücadele ettik, doğayı korumanın ne kadar önemli olduğunu fark ettik, yasadışı ağaç kesimine şahit olduk. Ama şimdi, biraz eğlenmeye ihtiyacımız var! Hepiniz farklı ülkelerden geldiniz ve kendi kültürlerinizde oynanan çok özel oyunlar var. Bugün hepimiz birbirimizin oyunlarını öğrenelim!"  Çocuklar bir anda heyecanlandı. İlk olarak Sofia öne çıktı ve ellerini dizlerine vurdu.   "Brezilya’da en çok oyn...

3. Bölüm – Zehirli Ağacın İntikamı

  3. Bölüm – Zehirli Ağacın İntikamı   “Bazı ağaçlar susmaz. Sadece insan olmayı unutmuşlara cevap verir.” Yıllar geçti.   Güven artık genç bir delikanlıydı.   Altın sarısı saçları rüzgârla dans ediyor, gözleri insanın içine sözcük söylemeden bakabiliyordu.   Onu gören herkes “bir ışık” geçti derdi ardında.   Ama dört çirkin kardeşi onun parıltısına kördü.   Çünkü insanın kalbi kıskandığında, gözüne düşen perde yalnızca başka yüzlere kapanmaz — kendi vicdanına da duvar olur. “O hepimizi gölgede bırakıyor!”   “Biz de onun gibi doğabilirdik!” “Oysa bizi bu köy lanetledi!” Kardeşleri günbegün büyüyen bir iç sancısıyla kıvrılıyor, Güven’in her gülüşünde daha da kararıyorlardı.   Ve bir gün, en büyükleri bu nefrete bir plan biçti.   “Eğer ondan kurtulursak… belki de bizim yıldızımız parlamaya başlar.” Plan karanlıktı.   Köyün dışında, uğursuzluğu yüz yıllardır anlatılan bir ağaç vardı....

3. Bölüm – Zehirli Ağacın İntikamı

  3. Bölüm – Zehirli Ağacın İntikamı   “Bazı ağaçlar susmaz. Sadece insan olmayı unutmuşlara cevap verir.” Yıllar geçti.   Güven artık genç bir delikanlıydı.   Altın sarısı saçları rüzgârla dans ediyor, gözleri insanın içine sözcük söylemeden bakabiliyordu.   Onu gören herkes “bir ışık” geçti derdi ardında.   Ama dört çirkin kardeşi onun parıltısına kördü.   Çünkü insanın kalbi kıskandığında, gözüne düşen perde yalnızca başka yüzlere kapanmaz — kendi vicdanına da duvar olur. “O hepimizi gölgede bırakıyor!”   “Biz de onun gibi doğabilirdik!” “Oysa bizi bu köy lanetledi!” Kardeşleri günbegün büyüyen bir iç sancısıyla kıvrılıyor, Güven’in her gülüşünde daha da kararıyorlardı.   Ve bir gün, en büyükleri bu nefrete bir plan biçti.   “Eğer ondan kurtulursak… belki de bizim yıldızımız parlamaya başlar.” Plan karanlıktı.   Köyün dışında, uğursuzluğu yüz yıllardır anlatılan bir ağaç vardı....

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: KENDİNİ BULMAK

   ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: KENDİNİ BULMAK Akşam kamp ateşinin etrafında toplanan çocukların yüzlerinde yorgunluk vardı, ama bu yorgunluk öğrenmenin ve keşfetmenin verdiği tatlı bir huzurdu. Gün boyunca karşılaştıkları zorlukları birlikte aşmışlardı sadece teknik değil, duygusal engeller de vardı.   Sinem Hanım ateşin çıtırtıları arasında çocuklara dönerek sordu:   "Bugün çok şey yaşadık. Şimdi kendinize bir soruyu sormanızı istiyorum: Bugün ne öğrendiniz?"  Sofia, ateşin ışığında ellerini dizlerine koyarak derin bir nefes aldı. "Eskiden her şeyi kendim yapmaya çalışırdım,"  dedi. "Ama bugün, bir sorunu çözmek için başkalarının fikirlerine de ihtiyacım olduğunu fark ettim. Birlikte düşününce daha güçlü oluyoruz." Yanında oturan Emil başını salladı. "Evet, ben de sürekli hızla ilerlemek istiyorum. Ama bazen yavaşlamak ve detaylara bakmak gerekiyor. Bugün bunu öğrendim."   Li, defterini kapatarak gülümsedi. "Bugün ilk kez gerçekten kendimi duyurdum. ...

Bir Masal Başlıyor: Yarın Yeni Serimize Kavuşuyoruz!

  Bir Masal Başlıyor: Yarın Yeni Serimize Kavuşuyoruz!   Sevgili okur, kalplerimizi ısıtacak, hayal gücümüzü harekete geçirecek ve tüm dünya çocuklarını kucaklayan yepyeni bir hikâye serisine başlıyoruz! Bu seride, sadece eğlenceli maceralar değil, aynı zamanda dostluk, cesaret, adalet ve sevgi gibi en değerli kavramları birlikte keşfedeceğiz.   Hangi kıtada, hangi kültürde olursa olsun, her çocuğun kalbinde taşıdığı ortak değerleri ve hayallerini bu hikâyelerde bulacaksınız. Peki, bu serinin kahramanları kimler olacak? Ne tür sürprizler bizi bekliyor?Şimdilik bunları saklı tutuyorum—ama yarın, ilk bölümü okuduğunuzda büyük bir dünyanın kapılarının aralandığını hissedeceksiniz!   Hazır olun, çünkü yarın yeni bir yolculuk başlıyor. Görüşmek üzere!    26.05.2025 Mesime Elif Ünalmış 

Plüton – Bilinmeyenin Eşiğindeki Son Macera

  Plüton – Bilinmeyenin Eşiğindeki Son Macera   Bilge Ruh, çocukları geri dönüş hazırlıkları yaparken izliyordu. Uzayın sonsuz karanlığı içinde, Dünya’ya dönüş için enerjileri çok azalmıştı. Ancak Ali huzursuzca etrafa bakıyordu.   — “Doğrusu burada tüm gezegenleri ziyaret ettik. Açıkçası Plüton’u da görmeden gitmeyelim,” dedi.   Herkes birbirine baktı. Yiyecekleri tükenmiş" enerjileri  çok düşük ve yolculuk her zamankinden daha tehlikeli hâle gelmişti. Ama Plüton’u görmeden geri dönmek onlara eksik bir keşif gibi hissettiriyordu.   Bilge Ruh gözlerini kısarak konuştu.   — “O halde oylama yapalım! Hiç yiyeceğiniz kalmadı. Buna rağmen gitmek istiyor musunuz?”   Bir anlık sessizlik oldu. Murat nefesini tutmuş, Ela kararsızca ellerini ovuşturmuştu.   Deniz yüksek sesle konuştu.   — “Eğer buraya kadar geldiysen, tamamlamadan dönmek olmaz!”   Efe gözlerini kocaman açtı.   — “Eksik ka...