Ana içeriğe atla

SERİ: Görünür Çocuklar BÖLÜM 10: Sessiz Parantez



SERİ: Görünür Çocuklar  BÖLÜM 10: Sessiz Parantez
Yaş Grubu:
10 – 14 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Bu yaş grubu, boşluk, görünürlük ve duyguların ifade edilmesi temalarını kavrayabilir.  
Aynı zamanda öğretmenler ve veliler için empati ve pedagojik farkındalık geliştiren bir örnek sunar.

O sabah Elif Öğretmen defterleri kontrol ederken durdu. Zeynep’in sayfasında tek bir satır vardı:  
“Bugün kendimi böyle hissediyorum: ( )”  
Parantez açıktı ama içi boştu. Ne bir kelime, ne bir çizim… Sadece iki kıvrım, birbirine bakan iki sessizlik.

Elif Öğretmen bu satıra uzun süre baktı. Zeynep pencereden dışarı dalmıştı. “Parantezin içi neden boş?” diye sordu. Zeynep omuz silkti. “Çünkü ne hissettiğimi bilmiyorum.” Bu cevap, öğretmenin kalbine dokundu. Çünkü bazen bir çocuk, hissettiğini bile hissedemezdi.

O gün sınıfta “Sessiz Parantez Günü” başladı. Herkes bir parantez çizecek, içine ister kelime ister çizim isterse hiç bir şey koymayacaktı. Çünkü bazen görünürlük, yazmak değil, yazamamaktır.

Mina: “(kırgın)”  
Rüzgar: “(yorgun ama umutlu)”  
Ali: “(görünmek istiyorum)”  
Can sadece parantez çizdi: “Henüz bilmiyorum.”  
Zeynep yine boş bıraktı ama altına yazdı: “Belki biri fark eder.”

Elif Öğretmen tahtaya büyük bir parantez çizdi. “Bu bizim sınıf parantezimiz,” dedi. Her gün biri içine bir şey bırakacaktı. Mina küçük bir kalp çizdi. Rüzgar bir bulut… Zeynep katlanmış bir kâğıt bıraktı. Kimse açmadı ama herkes hissetti: o kâğıt görünmeyen bir sesin işaretiydi.

Parantez, sınıfın ortasında bir boşluk değil, bir alan oldu. Çocukların nefes alabildiği, yargılanmadan var olabildiği bir yer. Çünkü bazen görünür olmak için konuşmak gerekmez; sadece bir parantez çizmek yeter.

Bir gün tahtada şu cümle belirdi:  
“( ) ← Bu, bugün hissettiğim şeyin şekli.”  
Altına kimse imza atmamıştı. Ama herkes bir an durdu. Çünkü o boşluk, birçok çocuğun içinden geçmişti. Mina fısıldadı: “Ben de bazen böyleyim.” Rüzgar: “Benim de içim bazen boş gibi.” Zeynep başını eğdi. “Ben yazmadım ama yazabilirdim.”

O hafta “Parantez Günlüğü” başladı. Çocuklar haftada bir kez parantez çiziyor, içine bir şey bırakıyordu. Zeynep yazdı:  
“( ) ← Bu boşluk artık beni korkutmuyor. Çünkü içine ne koyacağımı ben seçiyorum.”  

Sınıfın panosuna şu cümle asıldı:  
“Boşluk, eksiklik değil. İçine ne koyacağını seçme hakkıdır.”  

Ve o gün, görünmeyen bir boşluk, görünür bir alana dönüştü.  

02.04.2026
Mesime Elif Ünalmış

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...

Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk

  Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk     Giriş – Bir defterin içine düşen yarım cümlelerle başlayan, bir annenin kahkahasıyla taşınan, bir hastalığın gölgesinde büyüyen on bölümlük bir yolculuk. Bu hikâye, bir hastalığın tanımından çok daha fazlasını anlatıyor.   Bipolar bozukluk, tıbbi terimlerle sınırlı kalmıyor burada;   bir genç kadının iç dünyasında dalgalar gibi kabarıyor,   bir annenin kahkahasında yankılanıyor,   bir defterin sayfalarında yarım cümlelerle iz bırakıyor. Duygu, üniversite birincisi, zeki, güzel kalpli bir genç kadın.   Mezuniyetin ardından hayatı bir görevle bölünüyor—nereden geldiği belirsiz, ama onun için gerçek.   “Görev verildi,” diye başlıyor her şey.   “Ülkem çok güzel. Onlara veremem. Onlar beni izliyor.”   Bu cümle deftere düştüğünde saat sabahın üçü.   Gözleri parlıyor, ama uykusuzluktan değil.   İçinde bir şey k...