Ana içeriğe atla

Alevlerin İçinden Uyanan Sevgi


 Alevlerin İçinden Uyanan Sevgi

Göksu Deltası’ndaki serin bir sabah, güneşin ilk ışıkları sazlıkların üzerinden süzülürken kuşların melodik şarkıları doğanın kalbine umut taşımaktaydı. Ancak huzur dolu bu manzara, ansızın kara bir dumanla boğuldu. Alevler yükseldi ve sakin cennet korku dolu bir kargaşaya dönüştü.


Anne kuş, yuvasına gözlerini dikti; kalbi yerinden kopacak gibiydi. Yumurtalarından çıkmayı bekleyen minik yavrularının narin varlıklarını düşündü. Kıyameti andıran bu anlarda gökyüzüne kanat çırptı. Alevlerin kavurucu sıcaklığı kanatlarını zorlasa da, cesareti dimdik duruyordu. İlk dönüşünde iki yavruyu gagasında güvenli bir yere taşıdı.



Ancak yuvasında hâlâ umut dolu küçük yumurtalar vardı. Yavrularını bir kez daha kurtarmak için geri döndü. Alevler büyümüş, öfkeyle çevreyi sarmıştı. Anne kuş, tekrar tekrar yuvasına ulaşmaya çalışırken, her girişiminde alevlerin acımasızlığıyla sarsıldı. Kaplumbağalar, böcekler ve diğer kuşlar yaşamları için mücadele ederken, doğa bir çığlık olup haykırıyordu.


Anne kuşun yüreğindeki çaresizlik koca bir hıçkırıktan farksızdı. Çevresindeki güzellikler, insanın hoyrat elleriyle adeta yok edilmişti. Geride bıraktığı yumurtaların sıcak ateşte kalışını gözyaşlarıyla izlerken, kurtardığı yavrularının yanına gitti. Minik yavruların gözleri, henüz olup biteni kavrayamamıştı. Anne kuş, kendisine dikilen o meraklı bakışlara sessiz kalmayı tercih etti; yavrularını ürkütmek istemedi. Onları sevgiyle kanatlarının altına aldı ve hayatta kalmanın en güçlü silahının sevgi olduğunu fısıldadı.


Gökyüzünde hâlâ kara dumanlar vardı. Ama anne kuş umut etmeyi seçti. Her şeyin yeniden başlayabileceğine dair inancını hiç yitirmedi. Çünkü biliyordu: doğayı korumak, geleceği korumaktı. Ve her canlının yuvası kutsaldı.


12.04.2025

Mesime Elif Ünalmış 


"Cesareti, çaresizliği ve sevgisi, yavrularını kurtarmak için gösterdiği fedakarlıklarla hikâyeye derin bir duygusallık katıyor."

 Soru ve Cevaplar:

1. Yangın nerede başladı?

   - Göksu Deltası’ndaki sazlıklar arasında başladı.


2. Anne kuş yangın sırasında ne yaptı?

   - Yavrularını kurtarmak için defalarca alevlerin arasına uçtu ve bazılarını güvenli bir alana taşıdı.

3.Anne kuşun duyguları hikayeye nasıl yansıtılmıştır?

   - Kuşlar, kaplumbağalar ve böcekler gibi birçok canlı yuvalarını kaybetti ya da hayatını kurtarmak için mücadele etti.


4. Hikâyedeki ana tema nedir?

   - Doğayı korumanın geleceği korumak olduğu ve her canlının yuvasının kutsallığı.


5. Anne kuşun duyguları hikâyeye nasıl yansıtılmıştır?

   - Cesareti, çaresizliği ve sevgisi, yavrularını kurtarmak için gösterdiği fedakarlıklarla hikâyeye derin bir duygusallık katıyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...