Ana içeriğe atla

23 Nisan

 



23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dünya çocuklarına armağan ettiği eşsiz bir değerdir. Bu bayram, ulusal egemenliğimizin, bağımsızlık mücadelemizin ve Cumhuriyet değerlerinin çocuklarımızla yaşayarak geleceğe taşınmasının simgesidir.


Her ne kadar kötü niyetli zihniyetler Atatürk’ün kazanımlarını zedelemek için çabalasa da bu uğraşlar asla başarılı olamayacaktır. Çünkü bu milletin gönlünde yatan Atatürk sevgisi, bu ülkenin temel taşlarından biridir ve hiçbir güç bu sevgiyi yok edemez. Atatürk, sadece bir lider değil; çağdaşlık, özgürlük ve bağımsızlık gibi değerlerin ta kendisidir.


Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği bu bayram, aynı zamanda bu ülkenin geleceğine dair duyduğu sonsuz güvenin bir ifadesidir. Atatürk’ün kazandırdığı değerler sadece tarihimize değil, aynı zamanda milletimizin bugünkü ve yarınki çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu kazanımlar; demokrasi, laiklik, adalet ve eğitim gibi temel yapı taşlarıyla, ülkemizin bağımsız ve aydınlık geleceğini inşa etmeye devam etmektedir.


Bu vesileyle, 23 Nisan coşkusunu yaşarken hem geçmişimize sahip çıkalım hem de çocuklarımıza, geleceğimizin mimarlarına daha aydınlık bir yarın armağan etmek için hep birlikte çalışalım. Ne mutlu Atatürk'ün izinden yürüyenlere! 🇹🇷 

Ne Mutlu Türküm Diyene.

23.04.2025

Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...