Ana içeriğe atla

⏳🪞 SUSUZ ORMAN GÜNLÜKLERİ – BÖLÜM 13

⏳🪞 SUSUZ ORMAN GÜNLÜKLERİ – BÖLÜM 13

🕳️🔔 Kırık Zamanın Aynası – Çınlayan Kuyunun Çağrısı
Ormanın derinliklerinde unutulmuş bir kuyu vardı. Elif, kurumuş yaprakların arasında ilerlerken çok uzaklardan gelen ince bir çınlama duydu. Bu bir yankı değildi, bir çağrıydı. Sanki zamanın içinde kaybolmuş bir ses, yıllar sonra yeniden uyanmıştı. Çınar'ın köklerinden gelen hatıralar şimdi onu ormanın en eski sırlarından birine götürüyordu.

SUSUZ ORMAN GÜNLÜKLERİ – BÖLÜM 13 Kırık Zamanın Aynası
Elif, sabahın sessizliğinde ormanın daha önce gitmediği bir bölümüne yürüdü.
Ağaçlar sıklaşmıştı.
Rüzgâr bile burada daha yavaş hareket ediyordu.
Bir süre sonra karşısına eski bir kuyu çıktı.
Taşları çatlamıştı.
Ama içinden gelen ses hâlâ canlıydı.
İnce bir çınlama...
Sanki suyun hatırası taşların arasında saklanmıştı.
Elif kuyunun kenarına yaklaştı.
Derinliğe baktığında kendi yansımasını göremedi.
Onun yerine geçmişten görüntüler belirdi.
Yeşil ormanlar...
Berrak sular...
Kuş sürüleri...
Ve sonra bir ses yükseldi:
“Zaman kırıldığında, önce hatıralar konuşur.”
Elif geri çekildi.
Ama çınlama devam ediyordu.
Çünkü kuyu yalnızca geçmişi göstermiyor, geleceği de hatırlatıyordu.


Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...