Ana içeriğe atla

Kayıtlar

BİR TOPLUMUN KADERİ

  BİR TOPLUMUN KADERİ Bir toplumun kaderi, bir kişinin iki dudağı arasından çıkan emirlerle tuzaklanan yaşamlarla heba olmamalı. Ah benim güzel ülkemin güzel insanları! Başına gelen her olayı kadere bağlayan zihniyetin yönetiminde yaşam savaşı verirken, bir yandan da bunun kader olduğuna inanan insan sayısını çoğaltıyorlar. Hedefleri, cehaletten nam alan topluluklar sadece günü kurtarmanın derdine düşmüşler. Varlıklarını güç koltuklarında buldukları süre içindir bütün vaatleri. Gelecek yüz yıl için projeleri yok. Toplumun daha sağlıklı, daha güvenli, daha eğitimli bir dünyada söz sahibi olacak, fikirlerini daha özgür ifade edecek gençlerimiz ve geleceğimizi inşa edecek, aklı hür, fikri hür zihniyetlerin oluşmasına asla izin vermeyeceklerdir. Ne yazık ki, bütün değer yargılarımızı altüst edecek, o sıcak koltuklardan ayrılmamak için her türlü kötülüğü yapmaktan vazgeçmeyeceklerdir. Ancak toplum, bu zihniyetin her defasında yeniden kişisel çıkarlarını gözetmeksizin bu yapıya karşı ç...

KARABAŞ İLE KUZU MORİN

  KARABAŞ İLE KUZU MORİN Her sabah olduğu gibi, Karabaş sürüyü toparlamak ve onlara yön vererek çobana yardım ederdi. Çoban Mehmet, koyun sürüsünü dere yatağına götürerek onları yıkamayı planladı. Ancak Morin, yıkanmaktan hiç hoşlanmazdı. Karabaş bu durumu fark ederek çaktırmadan Morin'e baktı. Morin, sürüden ayrılarak saklanmaya çalıştı. Karabaş ise onu takip etti. Morin, lezzetli bulduğu yiyecekleri yemeye koyuldu. Kafasını kaldırdığında Karabaş'ı gördü. Morin utanarak baktı. "Karabaş, bu duruma alışman gerek, daha fazla kaçamazsın," dedi Karabaş. "Çoban Mehmet seni fark etmeden lütfen benimle gel." Morin, istemsiz bir şekilde Karabaş'ın peşine takıldı. O sırada çoban Mehmet arkasına bakıp Morin ve Karabaş'ı gördü. "Karabaş, aferin oğlum, sen çok akıllı bir köpeksin. Şimdi güzel bir ödülü hak ettin," dedi ve çantasından çıkardığı köftelerden ikisini verdi. Karabaş sevinçle kuyruğunu salladı. Morin, sesini çıkarmadan sürüye eşlik etti....

DOĞANIN SAVAŞÇILARI

  DOĞANIN SAVAŞÇILARI Bir zamanlar, çok güzel bir vadi varmış. Bu güzel vadide, bin bir renkte güzel canlılar yaşarmış. Küçük, sevimli bir tavşan, vadinin kenarına oturup etrafını büyük bir keyifle izlermiş. Yine bir gün, sevimli tavşan vadinin kenarında etrafını izlerken, vadideki bin bir renkteki çiçeklerin solduğunu, yemyeşil çimenlerin kuruduğunu fark etmiş. Vadide akan suların içine yüzlerce plastik şişe, çöp ve kimyasal atıkların karıştığını görmüş. Sevimli tavşanın gözleri yaşarmış. Hava her geçen gün gri bir hal almaya başlamış. Canlılar üzgünmüş; kelebekler uçamayacak kadar yorgun görünüyormuş. Vadide neşe saçan kuşlar artık şarkı söylemiyormuş. Bu durum, sevimli tavşanın canını çok sıkıyormuş. Tavşan, daha fazla dayanamayacağını, her şeyin eskisi kadar güzel olabileceğini ve bu kirliliği kabul etmeyeceğini düşünmüş. Sonra bütün arkadaşlarını toplayarak bu duruma daha fazla seyirci kalamayacaklarını, aksi takdirde canlıların sonunun geleceğini anlatmış. Bütün arkadaşları...

SAFLIĞIN ÖTESİNDE

  SAFLIĞIN ÖTESİNDE İnsani değerlere önem veren bir toplumda yaşamak, Kenan için belki büyük bir şanstı. Çünkü Kenan, akli dengesi yerinde olmayan, saf ve temiz yürekli bir insandı. Rahatsızlığı herkes tarafından biliniyordu ve davranışları artık rahatsızlık yaratmadığı için Kenan özgürce dolaşabiliyordu. Kenan, yoksul bir ailenin çocuklarından biriydi. Tüm saflığıyla toplumda varlığını sürdürüyordu ve yaşam tarzı ile kimseye rahatsızlık vermiyordu. Bu saf delikanlının her yerde bir açık kapısı vardı. Çünkü onun masumiyetini herkes çok seviyordu. Ancak Kenan’ın kıyafetlere karşı bir tahammülsüzlüğü vardı. Kışın ortasında dahi ince bir tişört ve pijamayla çetin hava koşullarıyla baş ediyordu. O, bir çocuk gibi bakıma muhtaç yaşıyordu. Kapalı ortamları sevmezdi. Sürekli geziyor, sık sık çarşıya gidiyordu. Birçok esnafı ziyaret ederek, aklınca onlara yardım ediyordu. İstediği lokantaya girer, karnını doyurup çıkardı. Para ödeme derdi yoktu. Bu güzel insanın, açık bir kredisi vardı. ...

GERİ DÖNÜŞÜME ÖNEM VER, ÇEVREYİ KORU

  GERİ DÖNÜŞÜME ÖNEM VER, ÇEVREYİ KORU Bir gün okulda Nazife öğretmen, çevre kirliliği ve doğayı koruma ile ilgili öğrencilerden hikaye yazmalarını istedi. Arda ve arkadaşları, bu konu ile ilgili öyküler yazmak için kendi aralarında konuşurlarken, Arda okulun bahçesine gelişigüzel atılan çöpleri fark etti ve arkadaşlarına, "Hep birlikte bu çöpleri toplayarak doğamızı korumaya başlayabiliriz," dedi. Eda, Eylül, Miray, Miraç ve diğerleri, Arda'nın bu fikrine katılarak okulun bahçesini temizlemeye başladılar. Arda, arkadaşlarını yeniden toplayarak ikinci bir öneri sundu: "Çöpler sadece okul bahçesinde değil, her yerde. Bu yüzden bir grup kuralım ve haftanın iki günü okulumuzun çevresindeki çöpleri toplayalım. Öğretmenimize de bu fikirden bahsedelim." Arkadaşları bu fikri de desteklediler ve Nazife öğretmenlerine planlarını anlattılar. Öğretmenleri, Arda ve arkadaşlarının bu girişimlerini takdir ederek onlara destek verdi. Arda, daha büyük bir etki yaratmak adına...

TEMBEL OĞLANIN DÖNÜŞÜMÜ

  TEMBEL OĞLANIN DÖNÜŞÜMÜ Bir varmış bir yokmuş, çok eski zamanların birinde, yaşlı bir değirmenci ve hanımı yaşarmış. Değirmenci oldukça yoksul ama çok iyi kalpli biriymiş. Bu değirmencinin bir de yakışıklı fakat tembel bir oğlu varmış. Değirmenci ve karısı onun tembelliğinden çok rahatsızlık duysalar da bunu ona hissettirmemişler. Bir süre sonra herkes tarafından tembel olarak anılmaya başlamış. Oğlan bu söylemlerden çok rahatsız olduğu için bir karar alarak evi terk edeceğini, kendine bir hayat kuracağını ve artık kimseye yük olmak istemediğini söylemiş. Değirmenci ve karısı üzülmüş gibi yapsa da aslında içten içe seviniyorlarmış. Değirmenci, oğluna yolda yemesi için ona çok güzel ekmekler ve çeşitli süt ürünleri koymuş. Oğlan, anne ve babasından helallik istedikten sonra yola koyulmuş. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Oğlanın yürümeye mecali kalmamış. Kendi kendine "Şu güzel ağacın altında biraz dinlenip azığımı yiyeyim," demiş. Oğlan bohçasını yere koyarak ke...

Mor Işıkların Çağrısı. (Şiir Denemesi)

  Mor Işıkların Çağrısı Ey karanlık, aç mor ışıklarını  Düştüm yola, geliyorum.  Zifiri karanlıkta beyazı arıyorum.  Bir yanım siyah, diğer yarımı arıyorum.  Duygular tutuklu, yer ise eksik.  Gökyüzü nerede, bulamıyorum.  Korku sarmış her yeri.  Güneş de küsmüş ahali. Sen açmazsan mor ışıklarını  Kapatırım sana gözlerimi.  Beyaz bulur elbet beni.  Yeşil de küsmesin, dönsün geri. Mor ışıklar öpüyor karanlığı,  Sonunda beyaz da görünüyor.  Bir iki adım sonra beyaz siyaha,  Siyah beyaza karışıyor.  Gülümsüyor güneş oradan.  Yeşil de veriyor selamı oradan. Ortalık curcuna,  Çocuklar dans ediyor.  Kelebekler gökyüzünde  Son kozunu oynuyor. Güneş gülümseyince oradan,  Tüm canlılar hareketleniyor.  Mor ışıklar öpsün hep karanlığı,  Aydınlık hep siyahla yarışsın,  Alsın intikamını.  Dengesini bozmayın bu dünyanın.  Kötülükle olmuyor, inanın....

ZAMLARLA ÇİZİLEN HAYATLAR

  ZAMLARLA ÇİZİLEN HAYATLAR Akşam yemeği yemek için masaya oturduk. Ana haber bülteni spikeri, arka arkaya yapılan zamları sıraladı. Hemen ardından, sokak röportajında vatandaşa uzatılan mikrofon, insanların sabrını zorlayan ekonomik kriz, vatandaşı çileden çıkarmıştı. Çalışan da, çalışmayan da, isyan etme noktasına gelmişti. Birbirini izleyen iç karartıcı haberler canımı sıkmıştı. Her gün daha da kötüye gideceğimizin bilincinde süreci izliyorduk. Sabah uyandıktan ve evdeki rutin işleri yaptıktan sonra markete gittim. Rafların çoğu boştu. İnsanlar kıtlık var söylentilerini dikkate alarak, marketteki raflara hücum etmişlerdi. Ben rafların arasında dolaşırken, anne baba ve çocuk meyve reyonunu izliyordu. Çocuk, “Anne bundan, bir de bundan istiyorum,” diyerek parmağıyla işaret ediyordu. Anne-baba küçük kızı kıramadılar. Poşetin içine iki elma, iki portakal, bir de muz koydular. Anne ve baba meyve yiyemezdi. Çocuk ise belki bir ay sonra iki elma, iki portakal, bir de muz alabilirdi. ...

" Pulsuz Mektup"

  " Pulsuz Mektup" Bir yıldız kaydı yüreğimin en derinlerinden. Gökyüzüne doğru yürürken o, yüreğimde derin bir sızı bırakmıştı. Tarifsiz bir acıydı hissettiğim. Dinmeyen gözlerimden akan sevgi tomurcuklarının, her damlasında ayrı bir anlam vardı. Kolay mıydı? Hayal kurmayı, her koşulda ayakta durmayı, yaşamın en olumlu yanlarını görmeyi öğreten birinden ayrılmak. Hele de hayalini kurduğun her şeyi küçük bir köyde yaşayarak, hayatın bütün varyantlarının bu köyün ekseninde döndüğünü düşünen bir çocuğun yüreğinde derin izler bıraktın. Küçük bir köyde yaşayan çocukların eğlence kaynağıydın. Benle beraber ağlayan çocuklar da hâlâ masalcı amcalarını arıyorlar. Her birinin yüzünde seni anımsadıkları zaman acı bir gülüş beliriyor. Kaybetmişlik çok acıydı. Masalcı amcasını sonsuzluğa yolcu eden çocuklar, beraberinde umudu da yitirmişlerdi. Canım amcam, sen orada iyi misin? Bize, insanlar öldüğünde yıldız olup gökyüzüne yükselir diyordun. Yıldızlar ne kadar da parlıyordu ve biz ne ç...

MEYVELERİN DÜNYASI EJDER MEYVESİ

  EJDER MEYVESİ Merhaba Eylül, - Merhaba Ejder Meyvesi, nasılsın? İyi misin? - Sevgili Eylül, seni gördüm, biraz daha iyi oldum. Burada en çok merak ettiğim meyvelerden birisin. Ejder Meyvesi, nasıl faydaların olduğunu bilmiyorum ama baştan söyleyeyim, seni çok merak ediyorum. İsmini ilk duyduğumda çok heyecanlandım. Seni özellikle çok merak edince Muz bu konuda bana biraz darıldı, ama ne yapayım, seni görünce biraz heyecanlandım. - Tamam Eylül  O halde önce faydalarımdan bahsedeyim. Şunu belirtmeden geçemeyeceğim, en merak ettiğim  tropikal meyvelerden birisin. Herkes senin egzotik görüntünü konuşuyor, tabii tadını da , teşekkur ederim. Hazır arkamda kimse yokken sana rahat rahat faydalarımdan bahsedeyim. Öncelikle, C vitamini deposuyum. Bağışıklık sistemini güçlendiririm ve vücudu hastalıklara karşı korurum. Lifli yapım sayesinde sindirimi kolaylaştırırım ve kabızlığı önlerim. Ayrıca, içerdiğim antioksidanlar sayesinde cildin genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olu...

MEYVELERİN DÜNYASINDA -- Eylül Uyanıyor --

  Eylül Uyanıyor -- Anne : Canım prensesim, çok güzel uyuyordun, seni kaldırmaya kıyamadım. Sana güzel bir meyve tabağı hazırladım ama önce kahvaltını yapmalısın. Eylül : Anne, ben çok güzel bir rüya gördüm. Rüyamda meyvelerin dünyasına gittim. Çok güzel bir kapı açıldı ve içeri girdim. Her taraf yemyeşildi ve etrafımda çok güzel meyveler vardı. Beni görmek için sıraya girmişlerdi. Anne : Meyveler seninle tanışmak için sıraya mı girdi? Orada meyveler konuşuyor muydu? Eylül : Evet, anne. Uyanmadan önce sen bana çok abur cubur yiyorsun demiştin ya, bu aklıma takıldı. Senin ne demek istediğini anlamaya çalıştım. Sırada bekleyen meyveler benim merakımı gidermek istediler ve bana faydalarını anlatmaya başladılar. Rüyamda elma bile itiraz etmişti. Anne : Hangi konuda itiraz etmişti? Eylül : O faydalarından bahsedince diğer meyveler onun sözünü bölüyorlardı. Sıranın onlara gelemeyeceğinden korkuyorlardı. Anne : Hımm! Eylül : Elma  o kadar çok şey anlattı ki, hangi birini hatı...

MEYVELERİN DÜNYASI PORTAKAL

  Merhaba Eylül, - Merhaba Portakal, nasılsın? İyi misin? - Sevgili Eylül,  sana yetistiğim için şimdi çok iyiyim. Sabırlı bir meyveyim. Bu yüzden arkadaşlarıma öncelik verdim. Bir çok yerde yetiştirildiğim için her çocuğa kolaylıkla ulaşırım. Bu yüzden en son seninle konuşmak istedim. Ama arkadaşlarım Eylül uyanabilir deyince, biraz telaşlandım ve koşmaya başladım.  Sana önce geldiğim  topraklardan bahsedeğim. anavatanım olan Güneydoğu Asya'dır, ancak dünyanın dört bir yanına yayıldım. Özellikle Akdeniz bölgelerinde çok seviliyorum. Meyve bahçelerinde bolca bulunurum ve her zaman taze ve lezzetliyim. - Bu çok ilginç sevgili Portakal, tazeliğini koruman çok güzel. Peki, nasıl faydaların var? Anlatmak ister misin? - Tabii ki, Eylül. Faydalarımdan bahsederek hem seni hem de kendimi biraz neşelendireyim. Öncelikle, C vitamini deposuyum. Bağışıklık sistemini güçlendiririm ve soğuk algınlığına karşı koruyucu etkilerim vardır. İçerdiğim antioksidanlar sayesinde vücudu...

MEYVELERİN DÜNYASI ÇİLEK 🍓

  ÇİLEK 🍓 Merhaba Eylül, - Merhaba Çilek, nasılsın? İyi misin? - Sevgili Çilek, seni gördüm, çok daha iyi oldum. Burada en çok merak ettiğim meyvelerden birisin. Çilek, nasıl faydaların olduğunu bilmiyorum ama baştan söyleyeyim, seni çok seviyorum. Armut bu konuda bana biraz darıldı, ama ne yapayım, seni görünce biraz heyecanlandım. - Tamam  Eylül O halde önce faydalarımdan bahsedeyim. Şunu belirtmeden geçemeyeceğim, en sevdiğim yanım mis kokulu meyvelerden biri olmam. Herkes benim mis kokunu çok seviyor, tabii görünüşümü de çok severler. O halde, hazır arkamda kimse yokken sana rahat rahat faydalarımdan bahsedeyim. Öncelikle, insan vücudundaki kanı temizleme özelliğim var. Tanıdığın gergin insanlar varsa, benden bahsedebilirsin. Çünkü sakinleştirici bir etkiye sahibim. Diş etlerini güçlendiririm. Şey, konuşurken fark ettim, sanırım senin de diş etlerinde sorun var, beni rahatlıkla tüketebilirsin. - Evet, meyvelerinizin yanı sıra abur cubur da seviyorum, özellikle çikol...

MEYVELERİN DÜNYASI AYVA

  AYVA Merhaba sevgili Eylül, Ben Ayva. Şeftali biraz utangaç olduğumu söylemiş, ve evet, biraz utangaç olduğumu kabul edebilirim. Seni görünce heyecanlandım, ama benden utanmana gerek yok. Benimle rahatça konuşabilirsin. Şimdi sana faydalarımdan bahsedeyim. Öncelikle, zayıflamaya yardımcı olurum. Beni yiyen kolay kolay acıkmaz, çünkü mideyi tok tutarım. Virüslere karşı koruyucu bir kalkan görevi yaparım ve saç uzamasına yardımcı olurum. Senin uzun saçları sevdiğini duydum ve bu durumu sana hemen anlatmak istedim. Prensesler gibi saçlarının uzamasını istiyorsan, beni yemelisin. Ben de birçok arkadaşım gibi cilt güzelliğine katkıda bulunurum. Çekirdeklerime çok az su ekleyerek kremsi bir jel elde edebilir ve bu jeli yüzüne sürerek cildinin güzelleşmesini sağlayabilirsin. Ancak bu söylediğim yetişkinler için geçerli ve her cilde uyum sağlamayabilir. Bu yüzden dikkatli olunmalıdır kullanırken. Ah, kusura bakma Eylül, seni pek ilgilendirmeyen bir ayrıntıdan bahsettim. Eylül gülüms...

MEYVELERİN DÜNYASI ŞEFTALİ

  ŞEFTALİ Merhaba Eylül, Ben Şeftali. Çocuklar beni çok severler, ancak bazı akrabalarım tüylüdür ve bu yüzden birçok insan tüylerimden rahatsız olur. Tadım çok güzeldir, ancak tüylerimden rahatsız olanlar beni soyarak da yiyebilir. Ama unutma, meyveleri iyice yıkadıktan sonra kabukları ile tüketmek çok daha sağlıklıdır. Faydalarımı saymakla bitiremem. Arkadaşlarım benim için "burnu havada" derler, ama aslında hiç de öyle değilim. Senin kafanı daha fazla şişirmeden faydalarımdan bahsetsem iyi olur. Sırada bekleyen arkadaşım Ayva beni güldürüp duruyor. Biraz utangaçtır ama seninle tanışmak için can atıyor. Neyse, sözü daha fazla uzatmadan faydalarımı anlatayım. Özellikle bağırsak sağlığına iyi gelirim. Muz gibi elma gibi birçok arkadaşım gibi ben de tam bir kalp dostuyum. Kilo vermeye yardımcı olurum. Cilde faydalı olduğum için birçok kozmetik ürünlerinde kullanılıyorum. Ayrıca vücuttaki demir düzeyini ayarlamada üstüme yoktur. Ancak, zararlarım da var tabii. Aşırı tüket...

MEYVELERİN DÜNYASI Muz

  Muz Merhaba Eylül, Bekle bekle, sıkıldım nihayet bana sıra geldi. Eylül, burada olmak çok güzel, hepinizi tanımak istiyorum. O halde başlayalım! Herkes gibi ben de önce faydalarımdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle, ben bol miktarda potasyum içeririm. Kansere karşı koruyucu etkilerim var ve kalbi korurum. Bu yönümle biraz elmaya benzerim. Nerede kalmıştık? Tamam, hatırladım. Ben kan şekerini dengelerim, sindirim sistemini desteklerim, hafızayı güçlendiririm ve ayrıca enerji veririm. Seni çok seviyorum. Sevgili Eylül, seni bu kadar yakından tanımak çok güzel. Bunu duyduğuma sevindim. Ancak, fazla tüketildiğimde içerdiğim fazla potasyum nedeniyle düzensiz kalp atışına, kas güçsüzlüğüne ve geçici felce neden olabilirim. Beni yerken dikkatli olmayı unutma. Tabii daha sayamadığım çeşitli faydalarım var, ama benim biraz acelem var. Sırada şeftali var. Sorun çıkartmadan gitsem iyi olur. Kendine iyi bak, Eylül. Hoşça kal, sevgili Eylül. Sevgilerle, Muz 07.02.2025 Mesime Elif Ünalm...

MEYVELERİN DÜNYASI HAVUÇ

  Eylül bir gün çok hasta olmuştu. Annesi onun iyi beslenmesi için güzel bir meyve tabağı hazırlamıştı. Eylül meyve yemeyi seviyordu, ancak marketlerde satılan abur cuburları ve tatlı şeyleri de çok tüketiyordu. Annesi Eylül'e: - "Meyvelerin sihirli gücünü bilseydin, böyle şeyler pek yemezdin," demişti. Eylül, çok hasta olduğu için konuşmaya dermanı yoktu. Aklına annesinin söyledikleri takılmıştı. Meyvelerin sihirli dünyasını merak etmiş ve bir süre sonra uykuya dalmıştı. Rüyasında gördüğü şeylere inanamamış ve çok şaşırmıştı. Eylül'ü birbirinden güzel meyveler karşılamıştı. Cenneti andıran bu güzel bahçede birbirinden güzel meyve ağaçları, Eylül’ü görmek için adeta sabırsızlanıyorlardı. Eylül’ü abur cuburlardan uzaklaştırarak çeşitli meyvelerden yemesi için onu ikna etmeye çalışmışlardı. Birinci sırayı havuç almıştı. Eylül'ün kendisini sevmesi için onu ikna etmeye çalışmıştı. - "Gülümseyerek Eylül'e faydalarından bahsetmek istiyorum," demişti h...

MEYVELERİN DÜNYASI ELMA

  ELMA Nihayet sırayı bana verdin sevgili havuç. Eylül birazdan uyanacak, zaman kalmadı. Nasıl anlatayım faydalarımı, o kadar çok faydam var ki, anlat anlat bitmez. Özellikle çok sevildiğimi anlatmam gerek. Her yerde çok rahat yetiştiğim için, bütün insanlar bana kolaylıkla ulaşır. Öyle burnu havada bir meyve değilim ben. Yediden yetmişe herkes beni çok sever. - "Aaaa! Uzatma artık elma arkadaşım. Senin çenenden bize sıra gelmeyecek. Bir de havuç arkadaşımıza kızıyordun, şimdi aynı şeyi sen yapıyorsun. Madem anlatacak çok şeyin var, biraz acele et," dedi şeftali. Eylül, gülümseyerek elmayı pür dikkat dinlemek istediğini söyledi. - "Aslında ben övünmek gibi olmasın ama, hemen hemen her çocuğa ulaşabiliyorum," dedi elma. Eylül, elmanın ne demek istediğini anlayamamıştı. - "Sevgili elma, ne demek istediğini pek anlayamadım?" dedi. Elma gururla: - "Ben her yerde yetiştiğim için insanlar beni çok uygun fiyata alabilirler. Çocukların en iyi dostuyum...