Ana içeriğe atla

MEYVELERİN DÜNYASI HAVUÇ


 

Eylül bir gün çok hasta olmuştu. Annesi onun iyi beslenmesi için güzel bir meyve tabağı hazırlamıştı. Eylül meyve yemeyi seviyordu, ancak marketlerde satılan abur cuburları ve tatlı şeyleri de çok tüketiyordu.

Annesi Eylül'e:
- "Meyvelerin sihirli gücünü bilseydin, böyle şeyler pek yemezdin," demişti.

Eylül, çok hasta olduğu için konuşmaya dermanı yoktu. Aklına annesinin söyledikleri takılmıştı. Meyvelerin sihirli dünyasını merak etmiş ve bir süre sonra uykuya dalmıştı. Rüyasında gördüğü şeylere inanamamış ve çok şaşırmıştı. Eylül'ü birbirinden güzel meyveler karşılamıştı. Cenneti andıran bu güzel bahçede birbirinden güzel meyve ağaçları, Eylül’ü görmek için adeta sabırsızlanıyorlardı. Eylül’ü abur cuburlardan uzaklaştırarak çeşitli meyvelerden yemesi için onu ikna etmeye çalışmışlardı.

Birinci sırayı havuç almıştı. Eylül'ün kendisini sevmesi için onu ikna etmeye çalışmıştı.

- "Gülümseyerek Eylül'e faydalarından bahsetmek istiyorum," demişti havuç.

Havuçun arkasında sırasını bekleyen elma, kızgın kızgın havuca bakmıştı.

- "Aaaa kendine meyve deyip durma. Sen meyve değil sebzesin," diyerek havuca itiraz etmişti.

Havuç gülümseyerek cevap vermişti:
- "Arkadaşım neden kızıyorsun. Aslında ben hem meyve hem de sebze olarak bilinir ve öyle tüketilirim. Ayrıca Eylül'ün beni çok sevdiğini düşünüyorum."

Eylül havucu onaylar gibi kafasını sallamıştı.

- "Yani çok yönlüyüm," diyerek faydalarını anlatmaya başlamıştı havuç.

Eylül gülümseyerek:
- "Anlat artık, merakla seni dinliyorum," demişti.

Havuç:
- "Tamam tamam hemen anlatıyorum," diyerek büyük bir gururla başlamıştı anlatmaya,
- "En büyük faydalarından biri, göz sağlığına iyi gelirim. Şeker hastalığı olanlar için çok faydalıyım. Lifli gıdalar arasında olduğum için şeker hastaları beni çok sever. Ben retinol içerdiğim için, birçok kozmetik ürünlerinde yer alırım. Cildi güzelleştiririm. Bu yüzden kadınlar da beni çok sever. Ayrıca kabızlığı da önlerim. Beni yemeyi ihmal etme," diyerek sırasını elmaya vermişti.

Ancak gitmeden evvel Eylül'ü uyarmayı da ihmal etmemişti:
- "Çok fazla tüketildiğinde A, B vitamini görevini yapamaz hale gelir. Bu durum cilt ve göz sorunlarına yol açar. Yoksa arkadaşlarım olan kavun, papaya, mandalina, portakal, şeftali, greyfurt bana çok kızarlar. Bu söylediklerimi sakın unutma! Şey, unutmadan, bunu da söylesem iyi olacak. A vitamini sadece meyvelerde bulunmaz. Hayvansal kaynaklı gıdalarda da bulunur. Herkesle dostluğumun devam etmesi için lütfen beni gerektiği kadar yemelisin, bu söylediğimi sakın ihmal etme," diyerek sırasını elma arkadaşına bırakmıştı.

04.02.2025

Mesime Elif Ünalmış

Sorular ve Cevapları

1. Eylül neden meyvelerin sihirli dünyasını merak etmiş?
   - Annesi, meyvelerin sihirli gücünü bilseydin abur cuburları pek yemezdin demiş ve Eylül de bu sözleri düşünerek meyvelerin sihirli dünyasını merak etmiş.

2. Havuç kendisini nasıl tanıtmış?
   - Havuç, hem meyve hem de sebze olarak bilindiğini ve çok yönlü olduğunu söylemiş.

3. Eylül rüyasında ne görmüş?
   - Eylül, cenneti andıran bir bahçede birbirinden güzel meyve ağaçlarının onu karşılamasını ve meyvelerin faydalarını anlatmasını görmüş.

4. Havuçun sağlığa faydaları nelerdir?
   - Havuç göz sağlığına iyi gelir, şeker hastalarına faydalıdır, cildi güzelleştirir ve kabızlığı önler.

5. Havuç fazla tüketildiğinde ne olur?
   - Çok fazla tüketildiğinde A ve B vitamini görevini yapamaz hale gelir, bu durum cilt ve göz sorunlarına yol açar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...