Ana içeriğe atla

Jale ve Nohutun Hikayesi

 

Jale ve Nohutun Hikayesi
Güneşli bir sabah, Jale, annesi, anneannesi ve dedesiyle birlikte büyük bir kahvaltı masasında toplandılar. Kahvaltı sofrası, taze ekmekler, zeytinler, peynirler ve tabii ki dedesinin tarlasında yetişen lezzetli bakliyatlardan yapılan  ekmekler de vardı.Jale kahvaltısını yaparken merakla dedesine döndü ve sordu: “Dedeciğim, bugün hangi bakliyat tarlasına gideceğiz?”

Dedesi gülümseyerek cevap verdi: “Bugün nohut tarlasına gideceğiz Jale. Kahvaltını bitir, sonra oraya gidip sana nohutla ilgili her şeyi anlatacağım.”

Jale, telaşla kahvaltısını bitirdi ve dedesinin kahvaltısını bitirmesini sabırsızlıkla beklemeye başladı. Dedesi, Jale'nin merakını gidermek için kahvaltısını hızla bitirdi ve ona elini uzatarak, “Hadi bakalım küçük sevimli misafirim, nohut tarlasına gidiyoruz,” dedi.

Birlikte nohut tarlasına yürüdüler ve oraya vardıklarında dedesi, Jale'ye nohut bitkilerini gösterdi. Jale hayranlıkla nohut tarlasını incelerken dedesine sorular sormaya başladı: “Dedeciğim, nohutları nasıl ekiyoruz? Ve sofralarımıza gelene kadar hangi aşamalardan geçiyorlar?”

Dedesi sabırla anlatmaya başladı: “Öncelikle, toprağı hazırlamamız gerekiyor. Toprağı derinlemesine sürerek gevşetiyoruz ve ekim için hazır hale getiriyoruz. Nohut tohumlarını eşit bir şekilde dağıtarak toprağa ekliyoruz. Ekim sırasında toprağın nemli ve sıcak olması önemlidir. Nohutlar büyüdüğünde ve olgunlaştığında, hasat zamanı gelir. Hasat, genellikle yaz sonunda, Temmuz ve Ağustos aylarında yapılır.”



Jale dikkatle dinledi ve daha fazla soru sordu: “Peki, nohutlar toplandıktan sonra ne oluyor?”

Dedesi gülümseyerek devam etti: “Nohutlar toplandıktan sonra, kurutma aşamasına geçilir. Kurutulan nohutlar, kabuklarından ayrılarak temizlenir. Bu işlem, 'ayrıştırma' olarak adlandırılır. Daha sonra, nohutlar marketlere ve şehirdeki insanlara ulaşabilmeleri için paketlenir ve raflara yerleştirilir. Bu şekilde sofralarımıza kadar gelirler.”

Jale, dedesinin anlattıklarını büyük bir ilgiyle dinledi ve hayranlıkla baktı. “Dedeciğim, seninle birlikte bu kadar çok şey öğrenmek çok güzel. Artık daha fazla nohut tüketeceğime söz veriyorum!”

Dedesi, Jale'nin bu sözlerine çok mutlu oldu ve ona sarıldı. “Aferin benim meraklı torunuma! Unutma ki her bir bakliyat, sağlığımız için büyük bir nimettir.”

22.002.2025
Mesime Elif Ünalmış

"Her tohum, toprağın derinliklerinden sofralarımıza uzanan bir yolculuğun başlangıcıdır."

Sorular
1. Jale'nin dedesi, nohut tarlasına gitmeden önce ona hangi bakliyat tarlasına gideceklerini söyledi?
2. Nohutların ekiminden önce toprağın nasıl hazırlanması gerektiğini dedesi Jale'ye nasıl anlattı?
3. Nohutlar toplandıktan sonra hangi aşamalardan geçer?
4. Jale, nohut tarlasına vardığında dedesine hangi soruları sordu?
5. Jale'nin dedesi, Jale'nin nohutlar hakkında ne kadar şey öğrendiğini duyunca nasıl tepki verdi?
Cevaplar
1. Jale'nin dedesi, kahvaltı sırasında ona bugün nohut tarlasına gideceklerini söyledi.
2. Dedesi, toprağın derinlemesine sürülerek gevşetilmesi ve ekim için hazır hale getirilmesi gerektiğini anlattı.
3. Nohutlar toplandıktan sonra kurutma aşamasına geçer, kabuklarından ayrılarak temizlenir (ayrıştırma), ardından paketlenir ve raflara yerleştirilir.
4. Jale, dedesine nohutların nasıl ekildiğini ve sofralara gelene kadar hangi aşamalardan geçtiğini sordu.
5. Dedesi, Jale'nin nohutlar hakkında öğrendiklerinden ve daha fazla nohut tüketeceğine söz vermesinden dolayı çok mutlu oldu ve ona sarıldı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...