Ana içeriğe atla

Ağaç Dikmenin Önemi

 https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/02/meyvelerin-dunyasi-havuc.html


Ağaç Dikmenin Önemi
Arif öğretmen bir gün küçük afacanları toplayarak önemli bir duyuru yapacağını söyledi. Minik afacanlar merakla öğretmenlerini dinlediler. Arif öğretmen büyük bir heyecanla anlatmaya başladı:

"Çocuklar, bugün sizlere çok önemli bir görev vereceğim," dedi.

Buse hemen atılarak, "Ne görevi vereceksiniz öğretmenim?" diye sordu.

"Bugün hep beraber okuldan ağaç dikeceğiz," dedi Arif öğretmen. Çocuklar bu göreve bayıldılar. Ahmet, "Öğretmenim, ben daha önce babamla ağaç dikmiştim," dedi. Arif öğretmen gülümseyerek, "Aferin Ahmet, o halde sen benim yardımcım ol," dedi. Ahmet gururla öğretmenin yanında yer aldı.

Arif öğretmenin gözetiminde okulun bahçesine ağaç fidanları dikilecekti. Herkese görevler verildi: Kimisi kiraz ağacı, kimisi erik ağacı, kimisi de kayısı ağacı dikecekti. Bir hafta sonra fidanlar alındı ve Ahmet'in de yardımıyla ağaçlar dikildi.

Okul müdürü, ağaç dikimine sevinmişti; ancak meyve ağaçlarına pek sıcak bakmıyordu. Meyve toplamak için ağacın dalına çıkıp düşebileceğini hatırlattı. Halife öğretmen ise çocukların her türlü aktivitelere katılmalarını, ağaçlardan meyve toplayıp yemelerini ve bunun önemini anlattı. Her çocuğun hoplamayı, zıplamayı, düşmeyi ve kalkmayı öğrenmesi gerektiğini söyledi.

Müdür bey, Arif öğretmenin değer yargılarını çok önemsiyordu. O günden sonra çocukların okul bahçesinde meyve ağaçlarından meyve toplamaları için birçok okulda kolektif çalışarak Arif öğretmenin bu projesine katıldılar. Müdür bey, ağaçların doğru budanarak çok meyve vermeleri ve küçük kalmaları için gerekli önlemleri alacağını söyledi. Böylece çocuklar, eğitimlerini doğanın bir parçası olan ağaçlarla büyüyerek öğreneceklerdi.

Arif öğretmen, "Hayatın en önemli okulu, hayatın kendisidir," diyerek gülümsedi.

Sorular ve Cevapları

1. Arif öğretmen çocuklara ne gibi bir görev verdi?
   - Arif öğretmen çocuklara okul bahçesine ağaç dikme görevi verdi.
2. Ahmet'in babasıyla daha önce ne yapmıştı?
   - Ahmet daha önce babasıyla ağaç dikmişti.
3. Meyve ağaçlarına müdürün tepkisi nasıldı?
   - Müdür, meyve ağaçlarına pek sıcak bakmıyordu, çünkü meyve toplarken çocukların ağaçtan düşebileceğini düşünüyordu.
4. Halife öğretmen neyin önemini vurguladı?
   - Halife öğretmen, çocukların her türlü aktivitelere katılmalarının, hoplamayı, zıplamayı, düşmeyi ve kalkmayı öğrenmelerinin önemini vurguladı.
5. Çocuklar ağaç dikim projesine katıldıktan sonra ne gibi projelerde yer aldılar?
   - Çocuklar, okul bahçesinde meyve ağaçlarından meyve toplama projelerinde ve doğa bilinciyle ilgili diğer projelerde aktif rol aldılar.



Yeni seriye geciyoruz. Meyvelerin Dünyası bu linke tıklayınız.

  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...

Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk

  Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk     Giriş – Bir defterin içine düşen yarım cümlelerle başlayan, bir annenin kahkahasıyla taşınan, bir hastalığın gölgesinde büyüyen on bölümlük bir yolculuk. Bu hikâye, bir hastalığın tanımından çok daha fazlasını anlatıyor.   Bipolar bozukluk, tıbbi terimlerle sınırlı kalmıyor burada;   bir genç kadının iç dünyasında dalgalar gibi kabarıyor,   bir annenin kahkahasında yankılanıyor,   bir defterin sayfalarında yarım cümlelerle iz bırakıyor. Duygu, üniversite birincisi, zeki, güzel kalpli bir genç kadın.   Mezuniyetin ardından hayatı bir görevle bölünüyor—nereden geldiği belirsiz, ama onun için gerçek.   “Görev verildi,” diye başlıyor her şey.   “Ülkem çok güzel. Onlara veremem. Onlar beni izliyor.”   Bu cümle deftere düştüğünde saat sabahın üçü.   Gözleri parlıyor, ama uykusuzluktan değil.   İçinde bir şey k...