Ana içeriğe atla

Jale ve Bakliyatların Sırrı

 


Jale ve Bakliyatların Sırrı
Şehirde yaşayan küçük Jale, annesinin tavsiyelerine her zaman dikkat eden bir çocuktu. Annesi sık sık bakliyat tüketmenin ne kadar önemli olduğunu ve vücutları için ne kadar faydalı olduğunu anlatırdı. Fakat Jale, bakliyatların gerçekten neden bu kadar önemli olduğunu tam anlamıyla bilmiyordu.

Bir gün, sömestr tatili geldiğinde Jale'nin annesi ona sürpriz bir haber verdi: “Jale, bu tatilde köye dedenin yanına gidiyoruz!”

Jale, şehirde doğmuş ve büyümüş bir çocuk olarak köy hayatını çok merak ediyordu. Dedesi, önemli bir çiftçiydi ve köyde çeşitli bakliyatlar yetiştiriyordu. Bu haber, Jale'yi heyecanlandırdı ve köyde neler öğrenebileceğini merak etmeye başladı.

Tatil günü geldiğinde, Jale ve annesi köy yoluna düştü. Uzun bir yolculuktan sonra köye vardılar. Dedesi onları büyük bir gülümsemeyle karşıladı. “Hoş geldiniz, hoş geldiniz!” dedi dedesi. “Gel bakalım Jale, sana çiftliği gezdireyim.”

Jale, dedesinin peşinden giderken büyük tarlaları, yeşil alanları ve ahırları gördü. Dedesi onu bakliyat tarlasına götürdü ve bu tarlada çeşit çeşit bakliyatlar yetişiyordu.

“Burası benim bakliyat tarlam,” dedi dedesi gururla. “Burada nohut, mercimek, fasulye ve daha birçok bakliyat yetiştiriyoruz. Hepsi de vücudumuz için çok faydalı. Şimdi sana neden bu kadar önemli olduklarını anlatacağım.”

Dedesi, Jale'ye bakliyatların nasıl yetiştirildiğini, nasıl toplandığını ve hangi besin değerlerine sahip olduğunu anlattı. Jale, dedesinin her anlattığını büyük bir ilgiyle dinledi. Bakliyatların protein, lif ve vitamin açısından ne kadar zengin olduğunu öğrendi.



Bir akşam yemeğinde, Jale'nin annesi çeşitli bakliyat yemekleri hazırladı. Jale, bu yemeklerin hepsini denedi ve lezzetli olduklarını fark etti. Annesi, “Bakliyatlar sadece sağlıklı değil, aynı zamanda çok lezzetlidir,” dedi.

Jale, tatil boyunca dedesiyle birlikte tarlalarda çalıştı, bakliyatları öğrendi ve şehirdeyken fark edemediği pek çok şeyi keşfetti. Köyde geçirdiği bu süre boyunca, bakliyatların ne kadar değerli olduğunu ve sağlığına ne kadar katkı sağladığını öğrendi.

Tatili bitip şehir hayatına geri döndüğünde, Jale artık bakliyatların önemini daha iyi biliyordu. Annesinin tavsiyelerini dikkatle dinlemeye devam etti ve arkadaşlarına da bakliyatların faydalarını anlattı. Jale, artık bakliyatları sadece tüketmekle kalmayıp, onların sağlığı için ne kadar önemli olduğunu da öğrenmişti.

20.02.2025

Mesime Elif Ünalmış
"Doğanın sunduğu her küçük tohum, büyük bir sağlık kaynağıdır."


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...