Ana içeriğe atla

Jale ve Mercimeğin Yolculuğu

 

Jale ve Mercimeğin Yolculuğu
Sömestr tatilinde Jale, köyde dedesiyle geçirdiği her anın tadını çıkarmaya devam ediyordu. Bir sabah, dedesi Jale'yi mercimek tarlasına götürdü. Jale'nin içinde merak dolu bir heyecan vardı. Dedesi mercimek tarlasına girerken, Jale'ye meraklı gözlerle baktı.

"Bugün sana mercimeğin toprağa verilme aşamasını ve bir çiftçinin bu ürünü en iyi şekilde elde etmesi için nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatacağım," dedi dedesi. "Mercimek, besleyici ve sağlıklı bir bakliyat türüdür. Ama onu yetiştirmek de emek ister."

Jale dikkatle dinledi ve dedesi anlatmaya başladı. "Mercimek, iyi drene edilmiş ve gevşek toprakları sever. İlk olarak tarlayı hazırlamak gerekiyor. Toprağı derinlemesine sürerek gevşetiyoruz ve ekim için hazır hale getiriyoruz. Mercimek tohumlarını toprağa eşit bir şekilde dağıtıyoruz. Ekim sırasında hava şartlarına ve mevsimsel değişikliklere dikkat ediyoruz."

Jale'nin gözleri parladı ve hemen sorular sormaya başladı. "Peki dedeciğim, mercimek hangi bölgelerde yetişir?" diye sordu.

Dedesi gülümseyerek cevap verdi. "Mercimek, genellikle sıcak ve kuru bölgelerde yetişir. Türkiye'de Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi mercimek yetiştiriciliği için uygun yerlerdir. Çünkü bu bölgelerde iklim ve toprak yapısı mercimek için idealdir."

Jale daha fazla meraklandı ve sormaya devam etti. "Mercimeği ne zaman ekmeli ve ne zaman toplamalıyız?"



Dedesi sabırla açıkladı. "Mercimek ekimi genellikle ilkbaharda, Nisan ve Mayıs aylarında yapılır. Mercimekler büyüdüğünde ve olgunlaştığında, hasat zamanı gelir. Hasat genellikle yaz sonu veya sonbahar başında, Temmuz ve Ağustos aylarında yapılır. Mercimekleri topladıktan sonra, kurutma aşamasına geçilir."

Jale, dedesinin söylediklerini dikkatle dinledi ve yeni bir soru sordu. "Peki, mercimekler nasıl ayıklanır ve soframıza gelene kadar hangi işlemlerden geçer?"

Dedesi, Jale'nin merakını takdir ederek anlattı. "Mercimekler toplandıktan sonra, onları kurutuyoruz ve kabuklarını ayırıyoruz. Bu işlem 'ayrıştırma' olarak adlandırılır. Daha sonra, mercimekleri temizlemek ve yabancı maddelerden arındırmak için eleme işlemi yapılır. Temizlenen mercimekler, paketlenir ve sofralarımıza gelene kadar raflarda saklanır. İşte bu kadar!"

Jale'nin yüzünde büyük bir gülümseme belirdi. "Dedeciğim, seninle bu kadar çok şey öğrenmek çok güzel. Artık daha fazla bakliyat tüketeceğime söz veriyorum!"

Dedesi, Jale'nin bu sözlerine çok mutlu oldu ve ona sarıldı. "Aferin benim meraklı torunuma! Unutma ki sağlıklı beslenmek için bakliyatlar bizim en büyük dostlarımızdır."
Mesime Elif Ünalmış

"Merak, bilginin kapısını açar; her küçük tohum, büyük bir öğrenme fırsatıdır.

Sorular
1. Jale'nin dedesi hangi bakliyatları yetiştiriyordu?
2. Jale, dedesinden mercimek hakkında ne öğrendi?
3. Mercimek, hangi besin değerlerine sahiptir ve Jale bunu nasıl öğrendi?
4. Jale'nin annesi, Jale'ye hangi yemekleri hazırladı ve Jale'nin bu yemekler hakkındaki düşüncesi neydi?
5. Jale şehir hayatına döndüğünde, mercimeğin önemini nasıl anladı ve arkadaşlarına nasıl anlattı?

Cevaplar
1. Jale'nin dedesi, nohut, mercimek, fasulye ve daha birçok bakliyat yetiştiriyordu.
2. Jale, dedesinden mercimeğin nasıl yetiştirildiğini, nasıl toplandığını ve hangi besin değerlerine sahip olduğunu öğrendi.
3. Mercimek, protein, lif ve vitamin açısından zengindir. Jale, dedesinden mercimeğin bu besin değerlerini öğrendi.
4. Jale'nin annesi, çeşitli bakliyat yemekleri hazırladı. Jale, bu yemeklerin hepsini denedi ve lezzetli olduklarını fark etti.
5. Jale şehir hayatına döndüğünde, mercimeğin ne kadar değerli olduğunu ve sağlığa ne kadar katkı sağladığını daha iyi anladı ve arkadaşlarına da mercimeğin faydalarını anlattı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...