Ana içeriğe atla

Bölüm 2: Merkür – Ateşin ve Buzun Dansı!

 


Bölüm 2: Merkür – Ateşin ve Buzun Dansı!


Uzayın sonsuz karanlığında süzülen dokuz küçük kâşif, ilk gezegenleri olan Merkür’e yaklaşıyorlardı. Gezegenin yüzeyi gri, çukurlarla dolu ve ürkütücü bir sessizlik içinde görünüyordu.  


Murat, Dünya’daki manzaraları hatırlayıp başını iki yana salladı. 


— Burada ne ağaç var ne de hava. Sanki ölü bir gezegene gelmişiz gibi!  


Ali, bilimsel yönünü konuşturarak cevap verdi:  


— Aslında burası tam olarak ölü değil. Ama atmosferi olmadığı için Dünya gibi canlılık barındırmıyor. Sadece taş, kayalar ve eski kraterler var!  


Tam o anda  Bilge Ruh, derin bir kahkaha attı ve çocuklara döndü.  


— Hoş geldiniz, genç kaşifler! Merkür, Güneş’e en yakın gezegen ama en sıcak olanı değil! Çünkü en sıcak gezegen unvanı Venüs’e ait!  


Ela şaşkınlıkla gözlerini açtı:  


Nasıl yani? Güneş’e en yakın gezegen daha sıcak olmalı,  öyle değil mi?


Bilge Ruh elini kaldırarak açıklamaya başladı:  


Mantıklı görünse de değil! Çünkü Merkür’ün atmosferi yok. Isıyı tutamaz ve gece aşırı soğur. Ama Venüs’ün kalın bir atmosferi var ve Güneş’in sıcaklığını hapsettiği için en sıcak gezegen o! 


Sinem, sessizce düşüncelere dalmıştı. Birkaç saniye sonra başını kaldırdı ve konuştu:  


Biliyorsunuz, astrolojide Merkür iletişimi simgeler. İnsanlar burçlara bakıp ‘Merkür retrosu’ diye bir şeyden bahsediyor. Gerçekten bu gezegen insanların nasıl konuşacağını belirleyebilir mi?  


Bilge Ruh hafifçe gülümsedi.  


Harika bir soru, Sinem! Ama hayır, bilimsel olarak Merkür’ün iletişimle hiçbir ilgisi yok! Astroloji, gezegenlerin hareketlerinin insanlar üzerindeki etkilerini yorumlayan bir sistem. Ama bilim bize bu etkilerin kanıtlanmadığını gösteriyor! Merkür retrosu, aslında gezegenin Dünya’dan bakıldığında geriye gidiyormuş gibi görünmesiyle ilgili. Ama bu sadece optik bir yanılsama!  


Sinem içini çekti:  

Yani, falcılar bize biraz hikâye mi anlatıyor?  


Bilge Ruh gülümsedi:  

Diyelim ki, evreni anlamanın farklı yolları var! Ama biz gerçek bilgiyi keşfetmek için buradayız, değil mi? 


Tam o anda bilgisayar sistemlerinde garip bir uyarı belirdi!  


“Uyarı! Çevresel sıcaklık değişiyor. Gündüz: 430°C, gece: -180°C." 


Ela panikle bağırdı:  


Kaçmalıyız! Burada nasıl hayatta kalacağız?!


Bilge Ruh hızlıca müdahale etti.  

Sakin olun! Uzay kıyafetleriniz sizi koruyor. Ama burada fazla kalırsak, aşırı sıcak bizi zorlayabilir!  


Çocuklar bilimin, hayatta kalmak için nasıl önemli olduğunu düşünerek birbirlerine baktılar. Eğer Dünya atmosferini kaybederse, orası da böyle bir taş parçasına dönüşebilirdi!  


Tam o anda Ali, kayaların arasında parlayan bir taş gördü.  


Bu ne?! 


Derya eğilip taşı aldı. Taş, hafifçe ışıldıyordu.  


Bilge Ruh başını salladı:  


Merkür’ün yüzeyinde bazı metaller bulunur. Güneş’in aşırı sıcaklığı, bu mineralleri özel hale getirir!  


Çocuklar bilimin ne kadar etkileyici olduğunu düşünerek birbirlerine baktılar. Gezegenleri keşfetmek, evrenin derinliklerini anlamak için büyük bir fırsattı!


Tam o anda  Bilge Ruh’un gözleri parladı ve elini kaldırdı.  

Venüs’e yolculuk başlıyor!


Bir anda ışıklar etrafı sardı ve çocuklar bir sonraki gezegene doğru çekilmeye başladı! 

18.05.2025

Mesime Elif Ünalmış 


"Evren, yalnızca merak edenler için kapılarını aralar. Cesur olanlar, bilgiyi keşfeder!"


1️⃣ Merkür neden Güneş Sistemi’nin en sıcak gezegeni değil?

🔹 Çünkü Merkür’ün atmosferi çok ince olduğundan, Güneş’ten gelen ısıyı koruyamaz. Güneş ışınları doğrudan yüzeye çarptığı için gündüz aşırı sıcak (430°C) olurken, gece aşırı soğuk (-180°C) olur. Ama Venüs’ün atmosferi çok kalın olduğu için ısıyı hapsettiğinden, Güneş Sistemi’ndeki en sıcak gezegen Venüs’tür!  


2️⃣ Merkür’de yaşam mümkün mü?

🔹 Hayır! Çünkü burada hava yok, su yok, koruyucu atmosfer yok ve sıcaklık farkları aşırı. Ayrıca Merkür çok küçük bir gezegen olduğu için yerçekimi zayıftır. Burada nefes almak, tarım yapmak veya bir şehir kurmak mümkün değildir!  


3️⃣ Astrolojide Merkür retrosu gerçekten iletişimi etkiler mi?  

🔹 Bilimsel olarak Merkür’ün iletişimle doğrudan bir ilgisi yoktur. Astrolojide Merkür, düşünme, konuşma ve iletişim gezegeni olarak görülür. Retro olduğunda, insanların "letişimde hatalar yapabileceğine inanılır. Ama bu sadece inanışlara dayalı bir yorumdur, bilimsel olarak desteklenmiş bir etkisi yoktur.  


4️⃣ Merkür neden Dünya’ya benziyor ama çok farklı? 

🔹 Merkür, katı kayalık bir gezegen olduğu için Dünya’ya yapısal olarak benzer. Ancak Dünya’nın koruyucu atmosferi, okyanusları ve yaşam barındıran ekosistemi  vardır. Merkür’de ise yaşamı destekleyecek hiçbir şey yoktur. Dünya atmosferi olmasaydı, biz de Merkür gibi kuru ve soğuk bir taş parçasına dönüşebilirdik! 


5️⃣ Merkür’de günler neden bu kadar uzun?  

🔹 Çünkü Merkür, Güneş etrafında çok hızlı döner ama  kendi etrafında çok yavaş döner. Bir Merkür günü yaklaşık 59 Dünya gününe eşittir! Yani, burada bir gün yaşamak isteseydiniz  çok uzun bir sabah ve çok uzun bir gece yaşardınız! Ama ilginç olan şu ki,  Merkür’ün bir yılı sadece 88 Dünya günü  kadar kısa!  





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...