Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 7 Köklenen Sesler

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 7 Köklenen Sesl er Zeynep defterini açtığında artık yazmak değil—yerleştirmek istiyordu. Çünkü sesler sadece dijitalde kalmamalıydı. Her yankı, bir mekâna dönüşmeliydi. “Kelebek Etkisi Haritası” artık bir görsel değil—bir yön duygusuydu. Ve bu yön, gençleri kendi şehirlerinde harekete geçmeye çağırıyordu. İlk adım Lucia’dan geldi. Şiirlerini ses dosyası olarak paylaşan Lucia, şimdi bir kütüphane kuruyordu. Ama bu kütüphane kitaplarla değil—seslerle doluydu. Her raf, bir ses kaydını barındırıyordu. Yangın sonrası sessiz kalan çocuklar, burada kendi şiirlerini fısıldıyordu. Lucia, bu mekâna “Yankı Odası” adını verdi. Zeynep haritada bu noktayı işaretledi: Barselona – Sesle iyileşme. Hiro, Tokyo ’da bir yazılım geliştirdi. Ama bu kez kod değil—duygu taşıyordu. Sessizlikleri analiz eden bir sistemdi. Kullanıcılar, kendi sessizliklerini yükleyip duygusal haritalar çıkarıyordu. Hiro, bu projeye “Boşluk Kodlayıcı” adını verdi. Zeynep haritada bu noktayı işaretledi: To...

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 6 Sessizliğin Haritası

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 6 Sessizliğin Haritası Zeynep defterini açtığında artık sadece kelimeler değil, izler birikmişti. Her ses, her boşluk, her silinmiş kayıt bir haritaya dönüşmüştü. Ama bu harita hâlâ sessizdi. “Kaybolanlar Haritası” bir tanıklık alanıydı, evet. Ama tanıklık yetmezdi. Artık konuşmak gerekiyordu. Platformun ana sayfasına yeni bir başlık ekledi:   MESAJ   Altına şu cümleyi yazdı:   “Biz sustukça dünya karardı. Ama biz konuşursak yeniden doğar.” Bu bir çağrıydı. Sadece karakterlere değil—dünyaya.   Zeynep gruba yazdı:   “Her birinizin sesi, boşluğu ve izi birleşti. Şimdi bu birleşim bir mesaj olmalı. Dünyaya ne söylemek istersiniz?” Yanıtlar geldi. Bu kez bireysel değil—kolektifti.   Lucia: “Yangınlar sadece ormanları değil—içimizi de yakıyor.”   Hiro: “Mekanik iletişim, insanı unutturuyor.”   Noura: “Cehalet, kadınların sesini boğuyor.”   Rafael: “Gülmek, bazen en büyük direnişt...

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 5: Sessiz İzler

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 5: Sessiz İzler Zeynep defterini açtığında bu kez sayfalar sessiz değildi. Hafif bir uğultu vardı.   “Sesin Hafızası” platformunda bazı kayıtlar eksikti.   Silinmiş ses dosyaları, kaybolmuş görseller, boş kalan yorumlar…   Ama Zeynep biliyordu ki hiçbir şey tam anlamıyla yok olmaz.   Her silinme, bir iz bırakır.   Ve bu izler, görünmeyen bir harita gibi platformun derinliklerinde dolaşıyordu.  Londra – Tariq’in Nefesi İlk iz, Londra’dan gelen bir veriyle belirdi.   Tariq adında bir genç, savaş sonrası travmalar üzerine bir podcast serisi hazırlamıştı.   Ama kayıtlar silinmişti.   Geriye sadece bir başlık kalmıştı: "Sessizlikten Sonra.” Zeynep bu başlığı defterine yazdı.   Platformun arka planında kalan meta verileri inceledi.   Tariq’in sesi yoktu ama nefesi kalmıştı.   Bir dosyada 0.3 saniyelik bir soluk. Ardından sessizlik.   Zeynep bu ne...

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 4: BOŞLUK

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 4: BOŞLUK Zeynep defterini açtığında bu kez kelimeler değil, boşluklar dökülüyordu sayfaya.   Önceki sesler hâlâ zihninde yankılanıyordu ama bu yankıların arasında bir sessizlik değil—bir eksiklik vardı.   Sanki her şey söylenmişti ama hiçbir şey tamamlanmamıştı.   “Sesin Hafızası” platformu yayındaydı, sesler yükleniyordu, yorumlar geliyordu, ama Zeynep bir şeyin eksik olduğunu hissediyordu.   O eksik, bir boşluktu.   Ve bu boşluk, yeni bir bölümün başlangıcıydı.  Elif – Mekânın Sessizliği İlk mesaj Berlin’den geldi.   Gönderen: Elif. Genç bir mimardı.   Ama mimarlık onun için sadece bina değil—boşlukları anlamaktı.   Çocukken evlerinin salonunda hep aynı köşeye otururdu.   Orası sessizdi, ışıksızdı, kimsenin dikkatini çekmezdi.   Ama Elif orada hayal kurardı.   Duvarların arasındaki boşlukları, tavanla zemin arasındaki sessizliği dinlerdi. Üniversi...

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 3: Yankının İçinden Lucia & Hiro

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 3: Yankının İçinden Lucia & Hiro Zeynep defterini açtığında geceydi.   İzmir’in sokakları sessizdi ama onun zihninde sesler dolaşıyordu.   Lucia’nın şiiri, Hiro’nun sessizliği…   Hepsi birer yankıydı.   Ama bu yankılar sadece kulakla değil, kalple duyuluyordu. l Lucia – Rafların Arasında Unutulan Ses Buenos Aires’te eski bir kütüphanede, raflar arasında sessizce dolaşan bir kadın vardı: Lucia.   Arşiv görevlisiydi.   Her gün binlerce kelimeyi kutulara yerleştiriyor, tozlu sayfaları sınıflandırıyor ama kendi kelimeleri hep içeride kalıyordu.   Çocukken sesi susturulmuştu.   Evde dinlemek öğretilmişti, okulda şiir yazdığında “fazla duygusal” denmişti.   O günden sonra kelimeleri içeriye döndü. Lucia’nın sessizliği sadece dış dünyaya değil, kendine de dönüktü.   Bodrum katta çalışırken, eski kayıt cihazlarını düzenlerken bazen bir sesin izine rastlardı: ...

Bölüm 10 – Karanlıkta Parlayan Sesler: Cesaret Gecesi ve Korku Merdiveni

  Bölüm 10 – Karanlıkta Parlayan Sesler:  Cesaret Gecesi ve Korku Merdiveni   Gülce’nin “Karanlıktan Korkuyorum” Cümlesiyle Başlayan Işık   Yaş Grubu: 7+ (Duygularını tanımaya başlayan çocuklar için) Sınıfta heyecanlı bir gece planlandı: “Cesaret Gecesi.”   Işıklar kapanacak, çocuklar sırayla bir fenerle kendi korkularını anlatacaktı.   Ortaya küçük bir çadır kuruldu.   Herkes içine girip bir “korku anısı” paylaşacaktı.   Gülce’nin kalbi hızla atıyordu.   Karanlık, yalnızlık, fenerin titrek ışığı…   İçinden bir ses “Yapamazsın,” diyordu.   Ama başka bir ses fısıldıyordu:   “Denemeye değer.” Zeynep çadıra girdi:   “Ben yükseklikten korkuyorum,” dedi.   Ali: “Ben yalnız kalmaktan.”   Sıra Gülce’ye geldiğinde adımları yavaşladı.   Elif Öğretmen göz kırptı:   “Hazır değilsen bekleyebilirsin,” dedi.   Ama Gülce başını sallad...

UYUYAN BEYİNLER – 2. Bölüm: Görünmeyen Haritalar

UYUYAN BEYİNLER – 2. Bölüm: Görünmeyen Haritalar Rafael, Brezilya’nın kalabalık sokaklarında yürürken kulaklığını takmış, gözlerini telefon ekranına kilitlemişti. Ekranın parlaklığı gözlerini kamaştırıyor, zihni ise karanlık bir boşlukta dolaşıyordu. Her gün binlerce bildirim, yüzlerce gönderi, onlarca yorum… ama tek bir gerçek bağ yoktu. Mizah onun zırhıydı. Her paylaşımı, her tweet’i, her videosu insanları güldürüyordu. Ama kimse onun gerçekten ne hissettiğini sormuyordu. Rafael, “komik çocuk” olarak tanınıyordu. Oysa içindeki sessizlik, kahkahalardan daha derindi. Zeynep’in kurduğu WhatsApp grubuna katıldığında, ilk defa bir şey hissetti. Bir kıpırdanma. Bir merak. Bir umut. “Uyuyan Beyinler” adını okuduğunda, kendi zihninin de uzun süredir uykuda olduğunu fark etti. Mizah, onun kaçış yoluydu. Ama artık kaçmak istemiyordu. Rafael, gruba yazdı: “Ben mizahla konuşuyorum. Ama bazen ciddi şeyler söylemek istiyorum. Grupta ‘komik çocuk’ gibi hissediyorum.” Bu itiraf, onun için bir dönüm ...