Ana içeriğe atla

Bölüm 3: Zehir ve Direniş

 


Bölüm 3: 

Zehir ve Direniş 


Kasaba, Velmoria’nın zihinsel sisinden kurtulmuştu, ancak gerçek kabus henüz başlamamıştı. Çünkü bu sefer, düşman sadece akılları değil, bedenleri de hedef alacaktı.  


Kasabanın sokaklarında garip bir koku yayılmaya başladı. İlk başta kimse fark etmedi. Ancak sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, insanlar nefes almakta zorlandıklarını fark ettiler. Bitkinlik, halsizlik ve açıklanamayan acılar kasabayı ele geçirmişti. 

Zyphora’nın Sessiz Katliamı 

Kasaba  zehir kokuyordu.  

Önce su değişti. Çeşmelerden akan su acı bir tat bırakıyordu. Kimse içemedi.  

Sonra hava değişti. Nefes almak zorlaştı. İnsanlar boğazlarında yanma hissetti.  

Ve ardından, ilk bayılmalar başladı.  

Zyphora,  zehirli büyülerin efendisi, kendi zehirli fısıltılarını kasabanın üzerine bir lanet gibi yaymıştı.  


"Beni unutmuş muydunuz? Gerçekten mi? Size hatırlatacağım: Yaşam, benim zehirlerim karşısında dayanamaz!" 


İlk başta, insanlar hastalandıklarını sandılar. Ancak bir süre sonra anladılar: Bu bir hastalık değildi. Bu, Zyphora’nın zehirli büyüsüydü.  


Kasaba halkı  acılar içinde kıvranıyordu. Çocuklar nefes almakta zorlanıyor, yaşlılar gözlerini açamıyordu. İnsanlar konuşmaya çalıştığında sesleri kesiliyordu.  

Seraphine’in Direnişi 

İyi kraliçe Seraphine, kasabanın meydanında **insanların etrafında döndü. Umutsuzluk büyüyordu. İnsanlar tükenmişti. 


Ancak mücadele henüz bitmemişti.  


Seraphine, Liora’yı kollarına alarak kasabanın meydanına çıktı. Zehir kokusu  o kadar yoğundu ki, **nefes almak neredeyse imkansızdı.  


Ama Seraphine pes etmedi. Halkın ortasında yüksek sesle konuşmaya başladı:  


Zyphora’nın zehirleri, bizim inancımızı öldüremez! İnsan ruhu, hiçbir büyüye teslim olmaz! Direnin!" 


Halk tepki veremedi. Çünkü  çok zayıftılar.  

Ama tam o anda , Liora  hareket etti. 

Liora’nın Işığı Zehri Aşındırıyor. 

Bebeğin  gözleri açıldığında , etrafındaki hava  titredi.  

Bir anlığına, zehirli sisin gri rengi hafifçe sarıya dönüştü.  

Zyphora geri çekildi.  

"Bu… Bu nasıl mümkün olabilir?" 

Liora  nefes aldı ve vücudundan yayılan ışık" zehrin etkisini yavaş yavaş tersine çevirmeye başladı.  

İlk başta, insanlar sadece birkaç saniyeliğine daha kolay nefes aldıklarını hissettiler.  

Ancak sonra, gerçek mucize başladı.  

Kasabanın etrafını saran zehirli sis, hafifçe çözülmeye başlad.  

Halk, acı çekiyordu . Ama  bu kez, gözlerinde umut vardı.  

Çünkü  lk kez, zehir geri çekiliyordu.  

Zyphora’nın Son Hamlesi 

Zyphora, öfkeyle büyüsünü yoğunlaştırdı.  

Kasaba halkı yavaşça tekrar çökmeye başladı.  

Ama  Liora pes etmedi.  

Bebeğin gözlerinden daha güçlü bir ışık süzüldü.  

Kasaba halkı, hissettiği zehrin acısını unutmaya başladı.  

Hava, yeniden temizleniyordu.  

Ve bir anlığına, Zyphora korkuyu hissetti.  

Zafer ve Temiz Hava

Zyphora’nın zehirli büyüsü tamamen dağıldı.  

Kasaba halkı derin bir nefes aldı.  

Tüm zehirli sis yok oldu.

Zyphora, geri çekildi.  

Bu nasıl olabilir? Ben… Ben kaybettim mi?"  

Seraphine, kasabanın ortasında gözlerini Liora’ya çevirdi.  


Evet. Çünkü bizim sevgimiz, senin zehirinden daha güçlü." 

Zyphora  yok olurken, kasaba halkı kendini toparlamaya başladı.  

Halk tekrar konuşabildi. Yeniden nefes  alabildiler.  


Ve ilk kez, Liora’nın içindeki ışık gerçek anlamda kasabanın kalbinde parladı. 

15.06.2025

Mesime Elif Ünalmış 

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...