Ana içeriğe atla

DOKUZUNCU BÖLÜM: GELECEĞİ BESLEYEN TOPRAK

 


DOKUZUNCU BÖLÜM: GELECEĞİ BESLEYEN TOPRAK 

Sabah kamp alanı alışılmadık bir sessizliğe uyanmıştı. Son günlerde teknoloji, çevre bilinci, yangınlar ve yasadışı ağaç kesimleri üzerine birçok şey öğrenmişlerdi. Ama bugün, hayatın en temel kaynağı olan tarım ve hayvancılıkla ilgili büyük bir keşfe çıkacaklardı.  

Sinem Hanım, çocukları etrafına topladı.  

"Bugün sizi çok önemli bir yere götürüyorum. Hepimiz günlük hayatımızda besleniyoruz, gıda tüketiyoruz. Ama bu gıdanın nereden geldiğini ve nasıl üretildiğini gerçekten biliyor muyuz? Şimdi, tarım alanlarını ve hayvancılıkla uğraşan çiftçileri ziyaret edeceğiz." 

Çocuklar heyecanlandı. Birçoğu tarımın ne kadar büyük bir rol oynadığını bilmiyordu. Onlar için yiyecekler sadece marketlerden alınıyordu. Ancak doğrudan tarladan sofralara gelen uzun süreç hakkında fazla fikirleri yoktu.  

Toprak ve Tarım: Geleceğin Kaynağı 

Birkaç saatlik yolculuğun ardından geniş bir tarım alanına ulaştılar. Önlerinde uçsuz bucaksız buğday tarlaları, sebze bahçeleri, mısır ve arpa ekili alanlar uzanıyordu.  

Tarlanın sahibi Ahmet Bey, çocukları karşılamak için onları büyük bir gülümsemeyle selamladı.  

"Hoş geldiniz! Burada gördüğünüz her şey, insanların sofralarına ulaşması için büyük emeklerle üretiliyor. Tarım sadece toprakla ilgilenmek değil, aynı zamanda doğaya saygı göstermek demek." 

Çocuklar, onun ellerinin nasırlaşmış olduğunu fark etti. Tarım ağır bir işti. Ancak Ahmet Bey’in yüzündeki gurur, yaptığı işin önemini anlatıyordu.  

Haruto dikkatle tarlaya baktı ve düşündü: "Peki, neden herkes tarım yapmıyor?"  

Ahmet Bey derin bir nefes aldı.  

"Güzel soru," dedi. "Tarım giderek zorlaşıyor. Gerekli destek sağlanmadığı için çiftçiler ekim yapamaz hale geliyor. Devletler, tarımı desteklemezse bir gün insanlar yiyecek bulmakta zorlanacak. Gıda, paradan daha değerlidir. Ama bunu henüz anlamayan çok kişi var." 

Li not defterini açtı: "Eğer tarım azalırsa, dünyada açlık olur! Çiftçileri destekleyecek bir sistem olmalı!"  

Sofia heyecanla konuştu: "Belki akıllı sulama sistemleri, çiftçilere daha verimli üretim yapmalarında yardımcı olabilir!"

Ahmet Bey gülümsedi. "Evet! Eğer teknoloji tarıma doğru şekilde entegre edilirse, su israfı önlenebilir, verim artırılabilir ve çiftçiler desteklenebilir."  

Çocuklar gözlemler yaparak tarlada dolaştılar. O gün, gıdanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamışlardı.  

Hayvancılığın Önemi: Üretimin Temeli 

Tarım alanlarının ardından bir çiftliğe geçtiler. Burada büyükbaş hayvanlar, koyunlar ve kümes hayvanları vardı. Çiftlik sahibi Hasan Bey, çocuklara hayvancılığın önemini anlattı.  

"Buradaki hayvanlar sadece süt, et veya yumurta üretmiyor. Aynı zamanda ekosistemin bir parçası. Eğer hayvancılık azalırsa, insanlık büyük bir ekonomik krize girer."

Emil, çiftliğin içinde dolaşırken hayvanların bakımına dikkat etti.  

"Bu hayvanlar olmadan bazı yiyecekleri üretemezdik!" diye düşündü.  

Hasan Bey çocuklara önemli bir gerçeği anlattı:  

"Gıda krizleri, insanların yanlış yönetimleriyle ortaya çıkar. Eğer yöneticiler çiftçileri desteklemezse, tarım azalır, hayvancılık ölür. Ekonomi sadece para demek değildir. Eğer insanlar gıdaya ulaşamazsa, ekonomi çöker!"  

Bu, çocukların gözünü açan bir bilgiydi. Dünya genelinde tarım ve hayvancılığa verilen desteğin azalması, gelecekte gıda krizlerine neden olabilirdi.  

Li dikkatlice düşündü ve önerisini sundu:  

"Belki çiftçilere destek veren bir uygulama yapabiliriz! Onlara nasıl daha verimli üretim yapacaklarını öğreten bir sistem!"  

Katana heyecanlandı: "Evet! Tarım ve hayvancılığa odaklanan akıllı projeler, gelecekte açlık sorununu önleyebilir!"  Çocuklar, artık bu konuda daha bilinçliydi.  

Günün Sonunda: Geleceği İnşa Etmek  

Gece kamp ateşinin etrafında toplandılar. Sinem Hanım her birine döndü ve sordu:  

"Bugün ne öğrendiniz?"

Haruto sessizce düşündü ve sonra konuştu:  

"Tarım, sadece çiftçilerin işi değil. Hepimizin geleceği!"  

Li ekledi: "Teknoloji doğru şekilde kullanılırsa tarım ve hayvancılık gelişebilir. Akıllı sistemler su israfını önleyebilir, çiftçilere destek olabilir!"  

Ravi başını salladı: "Ama eğer yöneticiler dürüst ve adaletli olmazsa, çiftçiler üretmeyi bırakır. Açlık başlar!" 

Sofia, bu farkındalığın önemini dile getirdi:  

"Bugün gerçekleri gördük. Eğer tarım ve hayvancılık desteklenmezse, insanlar açlık çeker!"

Sinem Hanım, gözlerini çocukların üzerinde gezdirdi.  

"Çocuklar, bugün çok büyük bir sorumluluğun farkına vardınız. Geleceği şekillendirecek kişiler sizsiniz. Umudu sizin gibi akıllı, sorumluluk sahibi çocuklarda arıyorum. Eğer bir gün yönetecek olursanız, adaletli, dürüst ve vatansever olun. Doğayı ve insanları koruyun. Çünkü geleceği inşa etmek, bugünden başlar." 

O gece, çocuklar sadece tarım ve hayvancılık hakkında bilgi edinmemişti. Dünya düzeni, ekonomi ve insanlığın temel gereksinimleri hakkında büyük bir farkındalık kazanmışlardı.  

Yeni bir gün, yeni umutlar onları bekliyordu.  

"Bir ülkenin gerçek zenginliği toprağında saklıdır. Eğer tarımı ve hayvancılığı korursak, geleceği de koruruz."

04.06.2025

Mesime Elif Ünalmış 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...