Boşluktan Işığa – Dijital Yüzleşme ve Direniş
Bölüm 7: Sessiz Mektupların Arşivi
Yaş Grubu:
13 yaş ve üzeri (Gençler ve genç yetişkinler için)
Arda’nın odasında eski bir kutu vardı. İçinde defter parçaları, kırık kalemler, solmuş notlar… Ama en derin köşede: hiç gönderilmemiş mektuplar. Her biri birine yazılmak istenmiş ama hep susulmuştu. Zeynep’e, babasına, kendine… Bu mektuplar, onun içindeki sessiz çığlıklardı. Ve artık, onları açma zamanıydı.
Zeynep’e yazılan ilk mektup, “Sen gittiğinde eksildim,” diyordu. “Ama eksilmek, bazen tamamlanmanın ilk adımıdır.” Arda bu satırları okurken gözleri doldu. Çünkü bazı ayrılıklar bir son değil; bir iç dönüşümün başlangıcıydı.
Babaya yazılan ikinci mektupta, “Beni hiç dinlemedin,” yazıyordu. “Ama ben seni hep duydum.” Bu cümle, Arda’nın içindeki kırgınlığın en çıplak hâliydi. Çünkü bazen en büyük sessizlik, en yakın ilişkide yaşanır.
Kendine yazdığı üçüncü mektupta, “Sen hep güçlü görünmek zorundaydın,” diyordu. “Ama ağlamak da bir güçtür.” Bu satırlar, Arda’nın kendine verdiği ilk izin gibiydi. Çünkü kendini affetmek, başkalarını affetmekten daha zordur.
O gece Arda, mektupları dijitalleştirdi. Platformda yeni bir alan açtı: “Sessiz Mektuplar.” Altına şu cümleyi yazdı: “Söyleyemedikleriniz, sustuklarınız, içinizde kalan her şey burada yer bulsun.” İlk mektup bir gençten geldi: “Anne, seni suçlamıyorum. Sadece seni özlüyorum.” Arda bu cümleyi okurken kendi annesini düşündü. Ve fark etti: Affetmek, bazen sadece anlamaktır.
“Sessiz Mektuplar” bölümü kısa sürede platformun en çok ziyaret edilen alanı oldu. Gençler, içlerini döküyor; bastırdıkları duyguları kelimelere dönüştürüyordu. Her mektup bir iç döküş değil; bir iç iyileşmeydi. Çünkü yazmak, bazen konuşmaktan daha çok şifa verir.
Arda, mektupları okudukça kendi geçmişiyle yüzleşmeye başladı. Zeynep’le yaşadığı ayrılığı, babasıyla kuramadığı bağı, annesinin sessizliğini… Hepsi birer kırık mektuptu. Ama şimdi, bu kırıkları birleştirme zamanıydı. Bir gece, platformda kendi mektubunu paylaştı: “Kendime Yazılmış Geç Bir Mektup.”
“Sevgili Arda,” diye başlıyordu. “Sen hep güçlü görünmek zorunda kaldın. Ama ben sana izin veriyorum. Kırılabilirsin. Yorulabilirsin. Hatta vazgeçebilirsin. Ama unutma, senin içindeki ışık hiçbir karanlıkla sönmez.” Bu mektup binlerce kez okundu. Yüzlerce genç yorum yaptı. “Bu mektup, benim de içimdeydi,” dedi biri. “Ben de kendime geç kaldım,” dedi bir diğeri.
Zeynep mektubu okuduğunda sessizce ağladı. Arda’ya mesaj attı: “Seninle gurur duyuyorum. Bu mektup, bana da yazılmış gibi.” Arda cevapladı: “Belki de hepimiz aynı mektubun farklı satırlarıyız.” O an ikisi de sustu. Çünkü bazı cümleler sadece kalpte tamamlanır.
Arda, mektupları bir araya getirmeye karar verdi. “Sessiz Mektuplar Arşivi” adını verdiği dijital bir kitap oluşturdu. Her mektup bir sayfa oldu. Her sayfa bir gençliğin iç sesi… Bu arşiv, susturulmuş bir kuşağın hafızasıydı.
Bir akşam, annesiyle mutfakta yalnız kaldı. Çay demleniyordu. Arda derin bir nefes aldı. “Anne,” dedi. “Sana hiç mektup yazmadım. Çünkü ne söyleyeceğimi bilmiyordum.” Annesi döndü, gözleri doldu. “Ben de sana hiç yazmadım,” dedi. “Çünkü senin zaten her şeyi anladığını sandım.” Bu kez sessizlik bir duvar değil; bir köprüydü.
Ertesi gün Arda, Zeynep’le sahilde buluştu. Ona bir zarf uzattı. “Bu, sana yazdığım ama hiç gönderemediğim mektup,” dedi. Zeynep zarfı aldı, açmadı. “Ben de sana bir şey getirdim,” dedi. Çantasından bir taş çıkardı. Üzerine şunlar kazınmıştı: “Affetmek, hatırlamaya devam edip yine de sevmektir.” Arda taşı eline aldı. Gülümsedi. “Bu, bizim mektubumuz olsun,” dedi. Ve o an, geçmişle barıştılar.
Platformda “Sessiz Mektuplar” bölümü artık bir iyileşme alanına dönüşmüştü. Gençler mektuplarını sesli okuyup paylaşıyor; birbirlerine cevap veriyor; bazen hiç tanımadıkları birine “seni anlıyorum” diyordu. Arda defterine şu cümleyi yazdı: “Mektuplar geçmişi değiştirmez. Ama geleceği yumuşatır.” Bu cümle onun içsel barışının özeti oldu.
Çünkü bazen bir mektup, bir ömürlük sessizliği çözebilir. Ve bazen en çok kendimize yazmamız gerekir. Arda artık bunu biliyordu. Ve o bilgelikle yürümeye devam etti. Kırık mektupların arasından, sağlam bir kalp çıkararak…
Bazı mektuplar hiç gönderilmez; çünkü kalpten kalbe giden yol, posta kutusundan geçmez.
19.12.2025
Mesime Elif Ünalmış

Yorumlar
Yorum Gönder
Merhaba sevgili okuyucular, paylaştığım hikayeler ve yazılar hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum! Yorumlarınız benim için çok değerli. Lütfen görüşlerinizi ve önerilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Hep birlikte daha güzel bir topluluk oluşturalım! ✍️