Duygunun Dalgaları
Bölüm 5 – Sessizliğin Dumanı
🧒Yaş Grubu (Türkçe):
13 yaş ve üzeri gençler için uygundur.
Bu bölüm, bağımlılık dürtüsü, içsel çatışma, sessizlik ve iyileşme çabası gibi hassas temaları işler. Duygusal farkındalığı gelişmiş genç bireyler için önerilir.
Duygu’nun parmakları titriyordu. Elinde bir sigara vardı ama yakmamıştı. Sadece tutuyordu. Sanki o beyaz çubuk, içindeki karmaşayı dengeleyen bir nesneydi. Kontrol duygusunu elinde tutuyormuş gibi hissediyordu. Ama Fazilet içeri girince, sigarayı usulca masaya bıraktı. Göz göze geldiler. Fazilet bir şey demedi. Sadece yaklaştı, sigarayı aldı ve çöpe attı.
“Bugün kahve içtin mi?” diye sordu.
Duygu başını salladı. “Bir fincan,” dedi. “Sadece bir.”
Fazilet hafifçe gülümsedi. “Güzel,” dedi. “Bugün sessizsin.”
Duygu gerçekten sessizdi. Ama zihninde fırtınalar kopuyordu. Düşünceler birbirine çarpıyor, kelimeler içinden geçip gidiyordu. Ama dışarı çıkmıyorlardı. Sadece defterine dökülüyorlardı. Sayfalarca yazdı. Cümleler eksikti, ama anlam doluydu. Bir iç savaş. Bir bağımlılık. Bir sessizlik.
Bugün kahve içtim. Az. Sigara içmedim. Fazilet gülümsedi. Ama içimdeki gürültü dinmedi. Dışım sessiz.
O gün dışarı çıkmadı. Pencereden baktı. Gökyüzü griydi. Ağaçlar rüzgârla savruluyordu. Ama içindeki fırtına daha sertti. Daha keskin. Daha sessiz.
Fazilet mutfakta şarkı söylüyordu. Duygu onu duydu. Hafifçe gülümsedi. Ama o an kısa sürdü. Çünkü bir düşünce geldi. Bir görev. Bir ses.
“Yazmalıyım,” dedi. “Çünkü görev henüz bitmedi.”
Fazilet yanına geldi. “Senin görevin yaşamak,” dedi. “Benimle birlikte olmak.”
Duygu defterine yazdı:
Görev sürüyor. Ama sigara bitti. Kahve azaldı. Sessizlik arttı. Fazilet gülümsüyor. Ben yazıyorum.
O gece uyuyamadı. Fazilet yanına geldi. Elini tuttu. “Buradayım,” dedi. “Seninleyim.”
Duygu gözlerini kapattı. “Sen gül,” dedi. “Ben uyurum.”
Fazilet güldü. Sessizce. Ama içten. Duygu uyudu.
Sabah kahvaltıya indi. Masaya oturdu. “Bugün işe gitmek istiyorum,” dedi. “Bir denemek istiyorum.”
Fazilet şaşırdı ama belli etmedi. “Tamam,” dedi. “Ama yavaş. Senin hızın farklı.”
Duygu işe gitti. Üç saat kaldı. Sonra döndü. “Dayanamadım,” dedi. “Ama denedim.”
Fazilet sarıldı. “Denemen yeter,” dedi. “Senin cesaretin kahve gibi. Az ama etkili.”
Duygu defterine yazdı:
Bugün denedim. Kahve içtim. Sigara içmedim. Sessizlik vardı. Ama Fazilet’in sesi daha yüksekti.
O gün pencereyi açtı. Gökyüzü hâlâ griydi. Ama evin içinde Fazilet’in sesi yankılanıyordu. O kahkaha, Duygu’nun içindeki karanlığa ışık gibi dokunuyordu.
Duygu’nun iç sesi sustuğunda, Fazilet’in sesi yükseliyordu. Bu bir dengeydi. Bir ritimdi. Bir anneyle kız arasında kurulan görünmez bağdı.
Duygu defterine son bir cümle yazdı o gün:
Sigara yok. Kahve az. Sessizlik çok. Ama Fazilet var. O gülünce dünya biraz daha yaşanabilir.
Fazilet mutfakta şarkı söylüyordu. Duygu onu izliyordu. Gözleri doluydu. Ama bu kez ağlamadı. Sadece izledi. Ve defterini kapattı.
İlk kez bir cümleyi tamamlamıştı.
06.12.2025
Mesime Elif Ünalmış

Yorumlar
Yorum Gönder
Merhaba sevgili okuyucular, paylaştığım hikayeler ve yazılar hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum! Yorumlarınız benim için çok değerli. Lütfen görüşlerinizi ve önerilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Hep birlikte daha güzel bir topluluk oluşturalım! ✍️