Duygu’nun Dalgaları
Bir Ruhun Haritası: Bipolar Bozuklukla On Bölüm
Yaş Grubu (Türkçe): Genç Yetişkinler ve Yetişkinler (16 yaş ve üzeri)
Age Group (English): Young Adults and Adults (16+)
आयु वर्ग (हिंदी): युवा और वयस्क (16 वर्ष और उससे अधिक)
Age Group (English): Young Adults and Adults (16+)
Bir defterin içine düşen yarım cümlelerle başlayan, bir annenin kahkahasıyla taşınan, bir hastalığın gölgesinde büyüyen on bölümlük bir yolculuk bu. “Duygu’nun Dalgaları” sadece bir hastalık anlatısı değil; bir ruhun, bir annenin ve bir kızın birlikte yazdığı bir direniş öyküsü.
Bu hikâye, bipolar bozukluğun tıbbi tanımını aşarak, bir genç kadının iç dünyasında dalgalar gibi kabaran duyguları, bir annenin kahkahasında yankılanan sabrı ve bir defterin sayfalarında iz bırakan içsel fırtınaları anlatıyor. Duygu, üniversite birincisi, zeki ve duyarlı bir genç kadın. Mezuniyetin ardından hayatı, “görev verildi” diyerek bölünüyor. Bu görev, onun için gerçek; ama dışarıdan bakıldığında bir yanılsama. Ülkesine olan bağlılığıyla bu görevi reddediyor ve bu yüzden cezalandırıldığını düşünüyor.
Fazilet, Duygu’nun annesi. Kahkahasıyla tanınan, neşesiyle çevresini aydınlatan bir kadın. Ama Duygu’nun krizleri arttıkça o kahkaha eksiliyor. Fazilet, kızının yanında bir nöbetçi gibi duruyor; hastane odalarında, kriz anlarında, sessiz gecelerde. Duygu’nun defterine yazdığı yarım cümleler, onun içsel fırtınasının haritası oluyor.
Seri boyunca Duygu’nun ruh hali dalgalanıyor. Kimi zaman taşkın bir neşe, kimi zaman dipsiz bir hüzün. Mani dönemlerinde aşırı enerjik, hızlı konuşan, riskli kararlar alan biri oluyor. Depresyon dönemlerinde ise sessiz, yorgun, kırılgan. Her bölümde bu geçişler bir olayla, bir cümleyle, bir kahkahayla anlatılıyor. Fazilet’in sabrı, Duygu’nun hızına yetişemese de onun yanında durarak bir denge kuruyor.
İkinci bölümde evin ritmi değişiyor. Fazilet, kızının her iş değişiminde umutlanıyor, sonra hayal kırıklığına uğruyor. Ama bunu Duygu’ya belli etmiyor. Üçüncü bölümde Duygu’nun paranoyak düşünceleri derinleşiyor. Dördüncü bölümde kışın ortasında denize atladığı sahneyle karşılaşıyoruz. Beşinci bölümde bağımlılıklarla yüzleşiyor. Altıncıda yeniden hastaneye yatırılıyor. Yedinci bölümde mevsim geçişleriyle ruh hali arasında bağ kuruluyor. Sekizinci bölümde iyi niyetle öfke arasındaki çelişki işleniyor. Dokuzuncu bölümde Duygu’nun zekâsı ve toplumun beklentileri sorgulanıyor. Ve onuncu bölümde: Dalgalarla Barış.
Bu son bölümde Duygu artık görevden vazgeçmiş. Defteri sustuğunda, içi konuşmaya başlıyor. “Ben artık görev değilim,” diyor. “Ben sadece Duygu’yum.” Fazilet kahkaha atıyor. Duygu gülüyor. Birlikte gülüyorlar. Ev doluyor. Hava ısınıyor. Gökyüzü hâlâ gri ama içerisi bahar.
Bu seri, bir hastalığın tıbbi tanımını değil; onun bir insanın hayatındaki yankısını anlatıyor. Duygu’nun defteri, bir ruhun haritası. Fazilet’in kahkahası, bir annenin sabrı. Her bölümde okuyucu, hem hastalığın belirtilerini hem de duygusal yükünü hissediyor. Bu hikâye, sadece bir hastalığı değil, bir sevgi biçimini, bir dayanıklılığı ve bir barışı anlatıyor.
Bu bir çağrı: Duygu’nun defterine kulak verin. Fazilet’in kahkahasını dinleyin. Ve dalgalarla barışmanın ne demek olduğunu birlikte keşfedin.
12.12.2025
Mesime Elif Ünalmış

Yorumlar
Yorum Gönder
Merhaba sevgili okuyucular, paylaştığım hikayeler ve yazılar hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum! Yorumlarınız benim için çok değerli. Lütfen görüşlerinizi ve önerilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Hep birlikte daha güzel bir topluluk oluşturalım! ✍️