Ana içeriğe atla

Duygunun Dalgaları Bipolar Bozukluk Bölüm 2 – Sessizliğin İçinden Gelen Ses

 

Duygunun Dalgaları  
Bipolar Bozukluk  
Bölüm 2 – Sessizliğin İçinden Gelen Ses  
Önerilen Yaş Grubu: 13+

Yaş Grubu (Türkçe):  
13 yaş ve üzeri gençler için uygundur.  
Bipolar bozukluk, içsel çatışma, duygusal dalgalanma ve anne-kız ilişkisi gibi temalar içerdiğinden, duygusal farkındalığı gelişmiş genç bireyler için önerilir.


Evde bir ses eksikti. Fazilet’in kahkahası. Eskiden sabah kahvaltısında, akşam bulaşık seslerinin arasında, hatta Duygu ağladığında bile o kahkaha duyulurdu. Fazilet gülerek ağlardı. Gülerek severdi. Ama artık sessizlik vardı.

Duygu mutfakta oturuyordu. Önünde bir fincan kahve. Gözleri boşluğa dalmıştı. Fazilet karşısına geçti. “Kahveni iç,” dedi. Duygu başını salladı. “İçtim,” dedi. Ama fincan hâlâ doluydu.

“Bugün işe gitmeyeceğim,” dedi Duygu. “Her şey çok hızlı. Her şey çok yavaş. Her şey çok fazla.”

Fazilet cevap vermedi. Sadece izledi. Duygu’nun kelimeleri karışıyordu. Cümleler yarımdı. Ama duygular tamdı.

Duygu bir anda ayağa kalktı. Masadaki tuzluğu fırlattı. Duvara çarptı. Sonra ağladı. Sonra güldü. Sonra sustu.

Fazilet gözlerini kapattı. “Tamam,” dedi. “Geçti.” Ama geçmemişti.

O gün Duygu odasına kapandı. Defterini açtı. Sayfalarca yazdı. Cümleler eksikti. Ama bir şey anlatıyordu. Bir iç savaş. Bir yalnızlık. Bir görev.

Bugün kahkaha yok. Bugün sessizlik var. Fazilet sessiz. Ben gürültülüyüm. Ama içimde.

Fazilet mutfağa gitti. Şarkı söylemeye çalıştı. Ama sesi çıkmadı. Gözleri doldu. Ama ağlamadı. Çünkü Duygu hissederdi.

O gece Duygu yanına geldi. “Sen neden gülmüyorsun?” dedi. Fazilet gülümsedi. “Gülüyorum,” dedi. “İçimden.”

“Ama ben duymuyorum,” dedi Duygu.

“Sen iyileşince duyarsın,” dedi Fazilet. “O zaman daha yüksek gülerim.”

Duygu defterine yazdı:  
Fazilet gülmüyor. Çünkü ben kırıldım. Çünkü ben eksildim.

Ertesi gün işe gitmeye çalıştı. Ama geri döndü. “Dayanamadım,” dedi. “Sesler çok fazlaydı. Renkler çok parlaktı.”

Fazilet sarıldı. “Senin hızın başka,” dedi.

“Ben neden böyleyim?” dedi Duygu.

“Senin içindeki dünya başka,” dedi Fazilet. “Senin seslerin başka.”

Duygu defterine yazdı:  
Ben başka bir dünyadayım. Fazilet burada. Ama ben orada. Orası karanlık. Ama Fazilet’in sesi ışık gibi.

O gün Fazilet mutfakta küçük bir kahkaha attı. Duygu duydu. Gülümsedi. “Sen yine gülüyorsun,” dedi.

“Sen yanımdasın. O yüzden,” dedi Fazilet.

Duygu defterine yazdı:  
Kahkaha geri geldi. Küçük. Ama gerçek. Fazilet gülünce dünya biraz daha yaşanabilir.

O gece Duygu uyuyamadı. Fazilet yanına geldi. Elini tuttu. “Ben buradayım,” dedi.

“Sen gül,” dedi Duygu. “Ben uyurum.”

Fazilet güldü. Sessizce. Ama içten. Duygu uyudu.

Defter açık kaldı. Son cümle yarımdı:  
Fazilet gülünce... dünya duruyor. Görev unutuluyor. Ben... ben sadece kızıyım.  

05.11.2025  
Mesime Elif Ünalmış

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...