Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 12 – Krallığın Mirası: Çiğdem’in İçsel Yolculuğu Başkalarının Hikâyesine Dönüşürse Ne Olur?



KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 12 – Krallığın Mirası: Çiğdem’in İçsel Yolculuğu Başkalarının Hikâyesine Dönüşürse Ne Olur? 


 Yaş Grubu (Türkçe):  
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Motivasyon, içsel ışık ve duygusal güçlenme temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Beyin karakterleri aracılığıyla çocuklara umut, enerji ve içsel destek sistemleri eğlenceli ve öğretici şekilde sunulmuştur.



Çiğdem o sabah okulun kütüphanesinde bir kitap gördü.  
Üzerinde yazıyordu: “Kendi Krallığını Tanı.”  
Gülümsedi. Çünkü o, kendi krallığını tanımıştı.

Kafasının içindeki karakterler sessizce toplandı.

Fikri Bey (Prefrontal Korteks): “Zihin artık kendi kararlarını alabiliyor.”  
Duygu Abla (Amigdala): “Duygular tanınıyor, ifade ediliyor.”  
Mini Müdür (Hipotalamus): “Vücut uyumlu, stres yönetilebilir.”  
Denge Bey (Beyincik): “Adımlar sabit, hareketler dengeli.”  
Hafize Nine (Hipokampus): “Anılar düzenli, geçmişle barışık.”  
Kontrolcü Komutan (Bazal Ganglionlar): “Rutinler esnek ama sağlam.”  
Talamus (Hayalperest): “Hayaller artık sadece kaçış değil, yön.”

 Krallığın Mirası

Çiğdem öğretmenine dedi ki:  
“Ben bir hikâye yazıyorum. Kafamın içindeki karakterleri anlatıyorum. Belki bir gün başka çocuklar da kendi krallıklarını tanır.”

Öğretmeni gözleri dolu dolu cevapladı:  
“Sen bir yazar oluyorsun, Çiğdem. Ve bir rehber.”

Kafasının içindeki karakterler birbirine baktı.

Fikri Bey: “Bilgi aktarılıyor.”  
Duygu Abla: “Empati yayılıyor.”  
Mini Müdür: “Vücut rahat.”  
Denge Bey: “Zihin dengeli.”  
Hafize Nine: “Bu anı... bir miras.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: hikâye paylaşımı.”  
Talamus: “Bu sahne... bir çocuk kitabının başlangıcı olabilir!”

 Hikâye Başkalarına Ulaşıyor

Çiğdem hikâyesini sınıfta okudu.  
Arkadaşları sessizce dinledi.  
Bazıları güldü, bazıları düşündü, bazıları ağladı.

Bir çocuk dedi ki:  
“Benim kafamda da bir Duygu Abla var. Bazen çok bağırıyor.”

Çiğdem gülümsedi:  
“Onunla konuşabilirsin. Ben de konuştum.”

Kafasının içindeki karakterler alkışladı.

Fikri Bey: “Bilgi yayıldı.”  
Duygu Abla: “Duygular paylaşıldı.”  
Mini Müdür: “Vücutlar rahatladı.”  
Denge Bey: “Uyum sağlandı.”  
Hafize Nine: “Bu anı... başkalarının hafızasına girdi.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: içsel rehberlik.”  
Talamus: “Bu sahne... bir seriye dönüşebilir.
Çiğdem o akşam defterine son bir cümle yazdı:  
“Ben artık sadece kendimi tanımıyorum. Başkalarının içindeki krallıkları da duyabiliyorum.”

Kafasının içindeki karakterler bir araya geldi.  
Bir bayrak diktiler:  
“Bu krallık artık sadece Çiğdem’in değil. Her çocuğun içinde bir krallık var.”

Fikri Bey: “Bilgi paylaşıldı.”  
Duygu Abla: “Duygular tanındı.”  
Mini Müdür: “Vücutlar rahatladı.”  
Denge Bey: “Zihinler dengelendi.”  
Hafize Nine: “Anılar paylaşıldı.”  
Kontrolcü Komutan: “Rutinler öğretildi.”  
Talamus: “Hayaller yayıldı.
 Krallık Evrenselleşiyor

Çiğdem’in hikâyesi okul panosuna asıldı.  
Bir çocuk durdu, okudu, düşündü.  
Sonra kendi hikâyesini yazmaya başladı.

Öğretmeni gülümsedi:  
“Bir hikâye, başka bir hikâyeyi başlatabilir.”

Kafasının içindeki karakterler birbirine baktı.

Fikri Bey: “Zihinler birbirine dokundu.”  
Duygu Abla: “Kalpler birbirini tanıdı.”  
Mini Müdür: “Vücutlar birlikte rahatladı.”  
Denge Bey: “Uyum yayıldı.”  
Hafize Nine: “Bu anı... bir zincirin halkası.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: hikâye zinciri.”  
Talamus: “Bu sahne... bir evrensel anlatıya dönüşmeli!”
 Krallığın Mirası

Çiğdem kardeşiyle oynarken ona dedi ki:  
“Senin hikâyen de önemli. Belki bir gün sen de yazarsın.”

Kardeşi başını salladı:  
“Benim krallığım biraz dağınık ama çok eğlenceli!”

Kafasının içindeki karakterler alkışladı.

Fikri Bey: “Her zihin bir evrendir.”  
Duygu Abla: “Her duygu bir hikâyedir.”  
Mini Müdür: “Her beden bir ritimdir.”  
Denge Bey: “Her adım bir denge arayışıdır.”  
Hafize Nine: “Her anı bir mirastır.”  
Kontrolcü Komutan: “Her rutin bir izdir.”  
Talamus: “Her hayal... bir başlangıçtır.”

 Final Mesajı

Bir çocuk kendi içini tanıdığında, dünyayı da değiştirebilir.  
Ve her içsel yolculuk, başkalarının yolunu aydınlatabilir.

Çiğdem artık biliyor: Krallık onun içinde doğdu, ama sessizce başkalarının kalbine ulaştı.  
İz bırakmadan iz bırakan bir yolculuk... şimdi bir mirasa dönüştü.

01.11.2025

Mesime Elif Ünalmış 
Krallığın içindeki yolculuk tamamlanmak üzere. 1 Aralık’ta son bölüm yayınlanacak.  
2 Aralık’ta ise yeni bir dalga başlıyor: “Duygunun Dalgaları – Bipolar Bozukluk” serisiyle duyguların derinliklerine inmeye hazırlanıyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...