Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 2 – Duyguların Sahnesi: Amigdala'nın Fısıltısı

 

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 2 – Duyguların Sahnesi: Amigdala'nın Fısıltısı

 Yaş Grubu:  
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Duygusal farkındalık, empati, beyin işleyişi ve içsel denge temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Karakterler aracılığıyla duyguların tanınması ve ifade edilmesi desteklenir.

Çiğdem 10 yaşında, duyguları renkli bir tablo gibi yaşayan bir çocuktu. O gün okulda Zeynep onunla oynamak istememişti. Belki küçük bir olaydı ama Çiğdem’in iç dünyasında bir tiyatro sahnesi kurulmuştu.

Kafasının içindeki krallıkta Duygu Abla (Amigdala) kürsüye çıktı:  
“Bu bir terk ediliş! Bu bir duygusal fırtına!”

Fikri Bey (Prefrontal Korteks):  
“Belki Zeynep sadece yorgundu. Mantıklı düşünmeliyiz.”

Mini Müdür (Hipotalamus):  
“Kortizol yükseliyor. Gözyaşı üretimi başladı.”

Denge Bey (Beyincik):  
“Duygularla denge sağlanmalı. Yoksa yürürken bile sendeleyebilir.”

Hafize Nine (Hipokampus):  
“2019’da da benzer bir olay olmuştu. Sessizlik üç gün sürmüştü.”

Kontrolcü Komutan (Bazal Ganglionlar):  
“Rutin bozuluyor! Acil müdahale gerek!”

Hayalperest Talamus:  
“Belki bir şiir... belki bir karikatür...”

Çiğdem aynaya baktı. Gözleri doluydu. Ama gülümsedi:  
“Ben ağlıyorum çünkü içimde bir şeyler değişiyor. Bu... insan olmak.”


Duygu Abla:  
“Ben anlaşılmak istiyorum!”

Fikri Bey:  
“Belki bu kez plan yapmadan dinlemeliyiz.”

Mini Müdür:  
“Serotonin yükseliyor. Bu iyiye işaret.”

Denge Bey:  
“Nefesle denge kurulmalı.”

Hafize Nine:  
“6 yaşında bir resim yarışmasında ağlamıştı ama sonra en güzel resmi çizmişti.”

Kontrolcü Komutan:  
“Her gün duygularını yazmalı. Bu içsel düzen sağlar.”

Talamus:  
“Belki bir duygu günlüğü... belki bir tiyatro oyunu...”

Çiğdem defterini açtı:  
“Bugün Zeynep’le konuşmadık. Üzüldüm. Ama belki o da üzgündür.”

Sonra bir karikatür çizdi:  
Zeynep ve kendisi, bir uzay gemisinde duygularını balonlarla konuşuyorlar.

Karakterler alkışladı.  
“Empati kuruldu. Duygular paylaşıldı. Yeni rutin onaylandı.”

Ertesi gün Çiğdem, Zeynep’e yaklaştı:  
“Dün biraz üzgündüm. Seninle konuşmak isterdim.”

Zeynep gülümsedi:  
“Ben de seni aradım ama cesaret edemedim.”

Fikri Bey:  
“İletişim kuruldu.”

Duygu Abla:  
“Ve duygular paylaşıldı.”

Mini Müdür:  
“Stres seviyesi düştü.”

Denge Bey:  
“Kalp ritmi sabit.”

Hafize Nine:  
“Yeni bir dostluk anısı.”

Kontrolcü Komutan:  
“Bu davranış... örnek teşkil eder.”

Talamus:  
“Bu sahne... ışıl ışıl!”

Çiğdem artık biliyor:  
Duygular bir zayıflık değil, bir güçtür. Ve bu güç, dostlukları bile iyileştirebilir.


21.11.2025
Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...