Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 4 – Alışkanlıklar Ordusu: Rutinler Dağılırsa Ne Olur?



KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 4 – Alışkanlıklar Ordusu: Rutinler Dağılırsa Ne Olur?


Yaş Grubu – Bölüm 5: Hayal Gücü Patlaması  
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Hayal gücü, duygular ve yaratıcılık temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Beyin karakterleri aracılığıyla hayal kurmanın iyileştirici ve bağ kurucu yönleri anlatılır.


Çiğdem’in sabahı karışıktı. Alarm çalmamıştı, dişlerini fırçalamayı unutmuştu, ayakkabısını ters giymişti.  
Kafasının içindeki krallıkta Kontrolcü Komutan (Bazal Ganglionlar) panikle bağırıyordu:  
“Rutinler çöktü! Sistem felaketi!”

Fikri Bey: “Geçici bir aksaklık olabilir.”  
Duygu Abla: “Bu düzensizlik beni geriyor!”  
Mini Müdür: “Kortizol yükseliyor.”  
Denge Bey: “Adımlar dengesiz.”  
Hafize Nine: “2020’de de böyle olmuştu.”  
Talamus: “Belki yeni bir macera başlıyordur…”

Kontrolcü Komutan alışkanlık askerlerini topladı ama hepsi şaşkındı.  
Yeni planlar yapılmalıydı. Çiğdem okulda “Biraz dağınık ama öğreniyorum” dedi.  
Yeni rutin: düzensizlikle başa çıkma!

Çiğdem akşam defterine yazdı:  
“Bugün karışıktı ama kendimi tanımak için bir fırsattı.”

Kontrolcü Komutan: “Yeni düzen: esnek ama sağlam!”  
Fikri Bey: “Planlı esneklik.”  
Duygu Abla: “Duygularım rahat.”  
Mini Müdür: “Vücut uyum sağlıyor.”  
Denge Bey: “Zihin-beden dengesi kuruldu.”  
Hafize Nine: “Bu günü kaydediyorum: Esnek Rutin Günü.”  
Talamus: “Bu sahne... bir tiyatro olabilir!”

Ertesi sabah Çiğdem gülümsedi.  
Dişlerini fırçaladı, farklı kahvaltı yaptı ama okula zamanında gitti.  
Alışkanlıklar artık bilinçli tercihlerdi.

Öğretmeni sordu:  
“Bugün kendini nasıl hissediyorsun?”  
Çiğdem: “Düzenli ama özgür. Kendi kurallarımı yazıyorum.”

Fikri Bey: “Kendi planını yapan bir zihin.”  
Duygu Abla: “Kendi duygularını tanıyan bir kalp.”  
Mini Müdür: “Kendi ritmini bulan bir beden.”  
Denge Bey: “Kendi dengesini kuran bir çocuk.”  
Hafize Nine: “Bu anı gelecekte ilham verecek.”  
Kontrolcü Komutan: “Alışkanlıklar artık kahraman!”  
Talamus: “Bu sahne... bir kitapta yer almalı!”


23.11.2025
Mesime Elif Ünalmış 






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...