Ana içeriğe atla

Duygunun Dalgaları Bölüm 7 – Rüzgârın İçinden Önerilen Yaş Grubu: 13+

🔍 

Duygunun Dalgaları  
Bölüm 7 – Rüzgârın İçinden 
 
Önerilen Yaş Grubu: 13+

 Yaş Grubu (Türkçe):  
13 yaş ve üzeri gençler için uygundur.  
Bu bölüm, mevsimsel duygusal dalgalanmalar, içsel yalnızlık, ebeveyn desteği ve duygusal denge gibi hassas temaları işler. Duygusal farkındalığı gelişmiş genç bireyler için önerilir.

 Age Group (English):  
Recommended for readers aged 13 and up.  
This chapter explores seasonal emotional shifts, inner loneliness, parental support, and the delicate balance of feelings. Suitable for emotionally aware teens and young adults.

 आयु वर्ग (हिंदी):  
13 वर्ष और उससे अधिक आयु के पाठकों के लिए उपयुक्त।  
यह अध्याय मौसमी भावनात्मक बदलाव, आंतरिक अकेलापन, माता-पिता का समर्थन और भावनात्मक संतुलन जैसे संवेदनशील विषयों को छूता है। यह भावनात्मक रूप से जागरूक किशोरों के लिए उपयुक्त है।


Sonbahar geldiğinde Duygu’nun gözleri daha çok uzaklara dalıyordu. Rüzgârın uğultusu, dökülen yaprakların sesi, solgun gökyüzü… hepsi onun içinde bir şeyleri harekete geçiriyordu. Fazilet bunu fark ediyordu. Mevsim geçişleri Duygu’yu hep biraz daha içine çekiyor, biraz daha kırıyordu. Ama sonbahar başka bir şeydi. Sanki Duygu’nun içindeki fırtına bu mevsimde daha çok esiyordu.

Sabahları uyanmak zorlaşıyordu. Duygu yataktan çıkmak istemiyor, kahvaltıya inmiyor, telefonunu sessize alıyordu. Ama Fazilet işe gittiğinde defter açılıyor, sayfalar doluyordu. Cümleler eksik, kelimeler yarım. Ama bir şey anlatıyordu. Bir özlem. Bir korku. Bir bağlılık.

Fazilet işteyken telefon çalıyordu. Duygu arıyordu. Bazen sabah, bazen öğlen. “Neredesin?” diyordu. “Ne zaman geleceksin?” Fazilet sabırla cevap veriyordu. “Buradayım tatlım. Birazdan çıkacağım. Sen nasılsın?”

Duygu cevap vermiyordu. Sadece nefes alıyordu. Sessizce. Ama o sessizlik Fazilet’in kalbini sıkıştırıyordu.

Bugün sonbahar. Gökyüzü gri. Fazilet yok. Ama sesi var. Telefonda. Ama ben... ben yalnızım.

Fazilet öğle arasında dışarı çıkıyor, Duygu’yu arıyordu. “Kahve içtin mi?” diyordu. “Defterine ne yazdın?” Duygu bazen cevap veriyordu, bazen susuyordu. Ama her seferinde “Ne zaman geleceksin?” diyordu.

Fazilet gülümsüyordu. “Az kaldı,” diyordu. “Sen pencereyi aç. Rüzgârı dinle. Ben geliyorum.”

Duygu defterine yazıyordu:  
Rüzgâr Fazilet gibi. Sert ama sıcak. Sonbahar Fazilet gibi. Hüzünlü ama umutlu. Ama ben... ben eksikim.

O gün Duygu dışarı çıkmak istedi. Fazilet işten erken çıktı, birlikte yürüdüler. Parkta oturdular. Duygu sessizdi. Ama gözleri anlatıyordu. Fazilet onun elini tuttu. “Senin mevsimin ne?” diye sordu.

Duygu düşündü. “İlkbahar,” dedi. “Ama ben hep sonbahardayım.”

Fazilet sustu. O cümle kalbine saplandı. Ama yine de gülümsedi. “Ben seni ilkbahara taşırım,” dedi. “Ben hep yanındayım.”

Duygu defterine yazdı:  
Fazilet ilkbahar. Ben sonbahar. Ama yan yana yürürsek mevsim değişir.

O gece Duygu uyuyamadı. Fazilet yanına geldi. Elini tuttu. “Ben buradayım,” dedi. “Senin yanındayım.”

Duygu gözlerini kapattı. “Sen gül,” dedi. “Ben uyurum.”

Fazilet güldü. Sessizce. Ama içten. Duygu uyudu.

Sabah Duygu kahvaltıya indi. “Bugün kahve içmedim,” dedi. “Telefonla seni aramadım. Çünkü sesin hâlâ kulağımda.”

Fazilet gülümsedi. “Bugün mevsim değişti,” dedi. “Bugün sen biraz daha güçlüsün.”

Duygu defterine yazdı:  
Bugün aramadım. Çünkü Fazilet içimdeydi. Gökyüzü hâlâ gri. Ama ben... ben pencereyi açtım.

O gün Duygu pencereyi açtı. Dışarı baktı. Rüzgâr hâlâ sertti. Ama Fazilet’in sesi evin içinde yankılanıyordu. O kahkaha, Duygu’nun içindeki karanlığı biraz olsun aydınlatıyordu.

Duygu’nun iç sesi sustuğunda, Fazilet’in sesi yükseliyordu. Bu bir dengeydi. Bir ritimdi. Bir anneyle kızın arasında kurulan görünmez bir bağdı.

Duygu defterine son bir cümle yazdı o gün:  
Mevsim geçişi zor. Ama Fazilet sabırlı. Onlar izliyor olabilir. Ama annem sarılıyor.

Fazilet mutfakta şarkı söylüyordu. Duygu onu izliyordu. Gözleri doluydu. Ama bu sefer ağlamadı. Bu sefer sadece izledi. Ve defterini kapattı.

İlk kez bir cümleyi tamamlamıştı.  


08.12.2023  
Mesime Elif Ünalmış

 Search Description (English):  
As autumn arrives, a teenage girl struggles with emotional shifts and loneliness. Her mother’s voice becomes her anchor through seasonal depression. This chapter explores inner fragility, parental support, and the healing rhythm between mother and daughter.


 खोज विवरण (हिंदी):  
जैसे ही पतझड़ आता है, एक किशोरी भावनात्मक बदलाव और अकेलेपन से जूझती है। उसकी माँ की आवाज़ मौसमी अवसाद के बीच उसका सहारा बन जाती है। यह अध्याय आंतरिक संवेदनशीलता, माता-पिता के समर्थन और माँ-बेटी के बीच उपचारात्मक तालमेल को दर्शाता है।




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...