Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 8 – Mantık Krizi: Fikri Bey Yanlış Karar Verirse Ne Olur?



KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 8 – Mantık Krizi: Fikri Bey Yanlış Karar Verirse Ne Olur? 

Yaş Grubu 
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Fiziksel denge, duygusal uyum ve beden-zihin ilişkisi temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Beyin karakterleri aracılığıyla stres, koordinasyon ve içsel denge kavramları eğlenceli ve öğretici şekilde sunulmuştur.


Çiğdem o sabah iki farklı kıyafet seçeneğiyle karşı karşıyaydı.  
Mavi tişört mü, yoksa kırmızı kazak mı?  
Fikri Bey, yani Prefrontal Korteks, karar vermek için sahneye çıktı.

“Veri analiz ediliyor... ama sonuçlar çelişkili!”

Duygu Abla (Amigdala), mavi tişörtü gösterdi:  
“Bu bana huzur veriyor!”

Mini Müdür (Hipotalamus), kırmızı kazağı işaret etti:  
“Bugün hava serin. Vücut sıcaklığı önemli.”

Denge Bey (Beyincik), ikisini de dengeledi:  
“Her iki seçenek de motor uyuma uygun.”

Hafize Nine (Hipokampus), geçmişe döndü:  
“Mavi tişörtle güzel bir gün yaşanmıştı. Ama kırmızı kazakla da bir doğa yürüyüşü vardı.”

Kontrolcü Komutan (Bazal Ganglionlar), rutinleri kontrol etti:  
“Bugün mavi tişört günü olmalıydı. Ama dış koşullar farklı.”

Talamus (Hayalperest), gözleri parladı:  
“Belki... ikisini birleştiren yeni bir tarz yaratılır...”
 Mantık Krizi Başlıyor

Fikri Bey, karar odasında yalnız kaldı.  
“Veriler çelişkili. Duygular ve fiziksel ihtiyaçlar çatışıyor. Ne yapmalıyım?”

Duygu Abla: “Kalbini dinle!”  
Mini Müdür: “Vücudunu koru!”  
Hafize Nine: “Geçmişi hatırla!”  
Kontrolcü Komutan: “Rutinlere sadık kal!”  
Talamus: “Hayal et!”

Fikri Bey başını ellerinin arasına aldı.  
“Ben... karar veremiyorum!”

 Yanlış Karar

Çiğdem kırmızı kazağı giydi ama okulda terledi.  
Ders sırasında huzursuzdu.  
“Keşke mavi tişörtü giyseydim...” dedi içinden.

Kafasının içindeki karakterler harekete geçti.

Fikri Bey: “Karar hatalıydı. Veri analizi eksikti.”  
Duygu Abla: “Duygular göz ardı edildi.”  
Mini Müdür: “Vücut rahatsız.”  
Denge Bey: “Zihin-beden uyumu bozuldu.”  
Hafize Nine: “Bu günü kaydediyorum: ‘Karar Krizi Günü’”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: karar sonrası değerlendirme.”  
Talamus: “Bu sahne... bir ders olabilir.”
Çiğdem o akşam defterine yazdı:  
“Bugün yanlış karar verdim. Ama nedenini anladım. Belki bu da bir öğrenme şeklidir.”

Fikri Bey, karar odasında yeniden toplandı.  
“Veri eksikti. Duygular göz ardı edildi. Geçmiş deneyimler dikkate alınmadı. Bu hatadan ders çıkarılmalı.”

Duygu Abla: “Benim sesimi duymadın ama hâlâ buradayım.”  
Mini Müdür: “Vücut hâlâ biraz rahatsız ama toparlanıyor.”  
Denge Bey: “Zihin-beden uyumu yeniden kurulabilir.”  
Hafize Nine: “Bu karar... gelecekteki doğru seçimlerin temelidir.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: karar öncesi içsel danışma.”  
Talamus: “Bu sahne... bir hikâyeye dönüşebilir!”

 Doğru Kararın Peşinde

Ertesi gün Çiğdem yine iki seçenekle karşılaştı:  
Arkadaşıyla oyun mu oynayacak, yoksa ödevini mi bitirecek?

Fikri Bey derin bir nefes aldı.  
“Duygular, geçmiş deneyimler, fiziksel ihtiyaçlar... hepsi değerlendirilmeli.”

Duygu Abla: “Arkadaşlık da önemli.”  
Mini Müdür: “Zihinsel yorgunluk var, oyun iyi gelebilir.”  
Hafize Nine: “Geçen hafta ödevini zamanında bitirmişti.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: önce kısa oyun, sonra ödev.”  
Talamus: “Bu sahne... bir denge örneği!”

Çiğdem önce 15 dakika oynadı, sonra ödevini tamamladı.  
Kendini mutlu ve dengede hissetti.

 Mantığın Gücü

Öğretmeni Çiğdem’e sordu:  
“Bugün nasıl karar verdin?”  
Çiğdem gülümsedi:  
“Duygularımı da dinledim, geçmişi hatırladım, sonra mantıklı bir yol seçtim.”

Kafasının içindeki karakterler birbirine baktı.

Fikri Bey: “Zihin berrak.”  
Duygu Abla: “Kalp huzurlu.”  
Mini Müdür: “Vücut dengeli.”  
Denge Bey: “Adımlar sabit.”  
Hafize Nine: “Bu günü kaydediyorum: ‘Karar Ustalığı Günü’”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin onaylandı.”  
Talamus: “Bu sahne... bir çocuk kitabına dönüşmeli!”

Bölüm Sonu Mesajı

Mantık, sadece hesap yapmak değildir.  
Duygularla, geçmişle ve hayalle birlikte düşünüldüğünde... en doğru kararlar doğar.

Çiğdem artık biliyor: Karar vermek, bir içsel ekip işidir. Ve her yanlış, doğruya giden bir adımdır.

27.10.2025
Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...