Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 3 – Hafıza Labirenti: Unutulan Anılar Nerede Saklanır?



KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 3 – Hafıza Labirenti: Unutulan Anılar Nerede Saklanır?

Yaş Grubu:  
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Hafıza, duygular ve beyin karakterleri üzerinden içsel keşif temasıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Anıların duygusal etkisi, unutma ve hatırlama süreçleri eğlenceli ve öğretici bir şekilde sunulmuştur.
Çiğdem o sabah okulda bir şeyin eksik olduğunu hissediyordu. Kalem kutusu mu? Hayır. Ödev mi? Hayır. Ama bir şey yerinden kaymış gibiydi. Sanki bir anı... sessizce uzaklaşmıştı.

Kafasının içindeki krallıkta alarm çaldı. Hafize Nine (Hipokampus) bastonuyla sahneye çıktı:  
“Bir şey hatırlıyorum ama... galiba yanlış!”

Fikri Bey (Prefrontal Korteks):  
“Hafıza sisteminde kayma olabilir. Anılar doğrulanmalı.”

Duygu Abla (Amigdala):  
“Yanlış anı, yanlış duyguya yol açabilir!”

Mini Müdür (Hipotalamus):  
“Gerginlik var. Vücut stres tepkisi gösteriyor.”

Denge Bey (Beyincik):  
“Yürüyüş ritmi bozulmuş. Hafıza etkisi olabilir.”

Kontrolcü Komutan (Bazal Ganglionlar):  
“Bugün alışkanlık dışı bir sokak seçildi.”

Hayalperest Talamus:  
“Belki... eksik anı hayal gücüyle tamamlanabilir...”

Hafize Nine arşiv odasına girdi. Raflar doluydu:  
“2018 – Bisiklet günü”  
“2019 – Zeynep’le tartışma”  
“2020 – Pandemi günlüğü”  
Ama “2021 – Mavi tişörtlü gün” rafı boştu.

Fikri Bey: “Verileri tarayalım.”  
Duygu Abla: “Kalbim sıkışıyor.”  
Mini Müdür: “O gün heyecan vardı.”  
Denge Bey: “Yürüyüş ritmi hızlanmıştı.”  
Kontrolcü Komutan: “Rutin dışı davranış.”  
Talamus: “Belki bir şiir... belki bir çizim...”

Çiğdem okulda sustu. Öğretmeni sordu:  
“Geçen yıl en çok neye sevindin?”  
Hafize Nine iç çekti:  
“Hatırlayamıyorum.”

O gece Çiğdem defterini açtı.  
“Mavi tişörtlü gün... neydi ki?”  
Bir resim çizdi: annesiyle gülerek yürüdükleri an.

Karakterler heyecanlandı:  
“Görsel hafıza tetiklendi!”  
“Sevgi dolu bir anı!”  
“Oksitosin yükseldi!”  
“Duygusal denge sağlandı!”

Hafize Nine bastonunu kaldırdı:  
“Hatırladım! O gün annesiyle yürümüşlerdi. Mavi tişört giymişlerdi. Gülmüşlerdi.”

Çiğdem defterine yazdı:  
“O anı içimdeymiş. Sadece sessizce bekliyormuş.”

Fikri Bey: “Yazmak hafızayı güçlendirir.”  
Duygu Abla: “Duygularla yazmak iyileştirir.”  
Mini Müdür: “Hormon dengesi ideal.”  
Denge Bey: “İçsel uyum sağlandı.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: anıları yazmak.”  
Talamus: “Bu yazı... bir şiir gibi!”

Ertesi gün öğretmeni tekrar sordu.  
Çiğdem gülümsedi:  
“Annemle yürüdüğüm o gün. Mavi tişört giymiştik. Çok gülmüştük.”

Karakterler alkışladı:  
“Doğru cevap!”  
“Doğru duyguyla!”  
“Zihin dengeli!”  
“Yeni davranış örüntüsü oluştu!”

Hafıza sadece bilgi değil, duygudur.  
Unutulan bir anı, bazen bir gülümsemeyle geri gelir.  
Ve her hatırlanan anı, bizi biraz daha kendimize yaklaştırır.

22.11.2025
Mesime Elif Ünalmış





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...