Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 10 – Bilinçaltı Fısıltısı: Krallığın Gizli Odası Açılırsa Ne Olur?



KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 10 – Bilinçaltı Fısıltısı: Krallığın Gizli Odası Açılırsa Ne Olur? 

 Yaş Grubu 
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Bilinçaltı keşfi, duygusal derinlik ve içsel farkındalık temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Beyin karakterleri aracılığıyla çocuklara hayal gücü, geçmişle yüzleşme ve içsel odaların anlamı eğlenceli ve öğretici şekilde sunulmuştur.


Çiğdem o sabah hiçbir şey olmamış gibi görünüyordu.  
Ama içinde bir huzursuzluk vardı. Sebebi belirsizdi.  
Kafasının içindeki krallıkta sessiz bir kapı aralandı.

Talamus (Hayalperest), fısıldadı:  
“Krallığın altında bir oda var. Sessiz, karanlık, ama dolu...”

Fikri Bey (Prefrontal Korteks), şaşkındı:  
“Bu oda... benim planlarımda yoktu.”

Duygu Abla (Amigdala), ürperdi:  
“Orada bastırılmış duygular olabilir.”

Mini Müdür (Hipotalamus), veri sundu:  
“Gece rüyasında ağlamış. Vücut stresli ama bilinç farkında değil.”

Denge Bey (Beyincik), yürüyüş analizini yaptı:  
“Adımlar normal ama içsel ritim bozuk.”

Hafize Nine (Hipokampus), geçmişe döndü:  
“Bu oda... unutulmuş anıların saklandığı yer olabilir.”

Kontrolcü Komutan (Bazal Ganglionlar), alarm verdi:  
“Rutin dışı bir alan! Tanımsız davranışlar tetiklenebilir!”

 Gizli Oda Açılıyor

Çiğdem okulda bir kelime duydu: “Terk edilmek.”  
Birden gözleri doldu.  
Nedenini bilmiyordu. Ama bir şey... içinden yükseliyordu.

Kafasının içindeki karakterler harekete geçti.

Fikri Bey: “Bu tepki... mantık dışı ama gerçek.”  
Duygu Abla: “Bu kelime... eski bir yarayı tetikledi.”  
Mini Müdür: “Vücut alarmda.”  
Denge Bey: “Zihin-beden uyumu bozuldu.”  
Hafize Nine: “Bu kelime... bir anıyı çağırıyor.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: bilinçaltı izleme.”  
Talamus: “Bu sahne... bir rüya gibi.”

 Bilinçaltı Fısıltısı

Çiğdem o gece rüyasında yalnız bir parkta yürüdü.  
Bir bankta oturuyordu. Yanına kimse gelmiyordu.  
Uyandığında gözleri doluydu.

Kafasının içindeki karakterler birbirine baktı.

Fikri Bey: “Bu rüya... bilinçaltının sesi.”  
Duygu Abla: “Ve duyguların yankısı.”  
Mini Müdür: “Vücut hâlâ etkilenmiş.”  
Denge Bey: “Zihin dalgalı.”  
Hafize Nine: “Bu anı... hatırlanmamış ama hissedilmiş.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: rüya günlüğü.”  
Talamus: “Bu sahne... bir şiire dönüşebilir!”

Çiğdem o akşam defterine yazdı:  
“Rüyamda yalnızdım ama sabah uyandığımda yalnız olmadığımı fark ettim.”

Kafasının içindeki karakterler gizli odaya girdi.  
Oda karanlıktı ama sessizce aydınlanmaya başladı.  
Duvarlarda eski çizimler, unutulmuş kelimeler, yarım kalmış duygular vardı.

Fikri Bey: “Bu anılar... işlenmemiş veri gibi.”  
Duygu Abla: “Ama hepsi gerçek. Ve hepsi değerli.”  
Mini Müdür: “Vücut bu yüzleşmeyle rahatlıyor.”  
Denge Bey: “Zihin-beden uyumu yeniden kuruluyor.”  
Hafize Nine: “Bu oda... artık gizli değil.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: bilinçaltı keşif zamanı.”  
Talamus: “Bu sahne... bir romanın kalbi olabilir.”

 İçsel Keşif

Ertesi gün Çiğdem okulda bir hikâye yazdı:  
“Bir çocuk vardı. İçinde bir oda saklıydı. Oda karanlıktı ama cesaretle aydınlandı.”

Öğretmeni gözleri dolu dolu okudu:  
“Bu hikâye... çok derin.”

Kafasının içindeki karakterler birbirine baktı.

Fikri Bey: “Zihin berrak.”  
Duygu Abla: “Kalp hafif.”  
Mini Müdür: “Vücut dengeli.”  
Denge Bey: “Adımlar sabit.”  
Hafize Nine: “Bu günü kaydediyorum: ‘Bilinçaltı Barışı Günü’”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin onaylandı.”  
Talamus: “Bu sahne... bir çocuk kitabına dönüşmeli!”
 Derinlikten Gelen Güç

Çiğdem eve döndüğünde kardeşiyle oynarken ona dedi ki:  
“Senin içinde de gizli bir oda olabilir. Ama orası korkutucu değil. Sadece sessiz.”

Kardeşi başını salladı:  
“Benimki biraz karanlık ama içinde yıldızlar var.”

Kafasının içindeki karakterler alkışladı.

Fikri Bey: “Kendini tanımak, derinlikten geçer.”  
Duygu Abla: “Ve duygularla barışmakla olur.”  
Mini Müdür: “Vücut huzurlu.”  
Denge Bey: “Zihin dengeli.”  
Hafize Nine: “Bu anı... kalbin en derin rafına kaldırıyorum.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: içsel keşif sohbeti.”  
Talamus: “Bu sahne... bir şiire dönüşebilir!”

 Bölüm Sonu Mesajı

Bilinçaltı, sessizce konuşur.  
Ve biz dinlemeyi öğrendiğimizde... en derin gücümüzü buluruz.

Çiğdem artık biliyor: İçimizdeki gizli odalar, korkulacak yerler değil—keşfedilecek hazinelerdir

29.10.2025
Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...