Ana içeriğe atla

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 9 Sarsıntı Başlangıcı



UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 9  Sarsıntı Başlangıcı

Zeynep, Yansıma Haritası’na baktığında bir şey fark etti: Bağlar kurulmuştu ama bazı çizgiler titriyordu. Harita sabit değildi. Noktalar silikleşiyor, bağlantılar kopuyordu. Direnişin sesi yayılmıştı ama sistem sessizce geri dönüyordu. Bu, görünmeyen bir sarsıntıydı.

Lucia, şiir gecesinde mikrofonun kesildiğini fark etti. Teknik bir sorun denildi. Ama o gece, üç farklı şehirde aynı anda şiir etkinlikleri durdurulmuştu. Lucia defterine yazdı:  
“Sistem, kelimelerden korkuyor.”

Hiro’nun Tanımsızlık Haritası sunumu iptal edildi. Gerekçe: “Veri güvenliği.” Ama Hiro biliyordu: Harita, duygusal boşlukları görünür kılıyordu. Ve görünürlük, kontrolü tehdit ediyordu. O gece sistemine şu kodu ekledi:  
if (boşluk görünürse) then (sistem kapanır)  
Defterine yazdı:  
“Boşluklar, sistemin kör noktasıdır.”

Noura’nın kolaj metni sosyal medya platformundan kaldırıldı. “Topluluk kurallarına aykırı” denildi. Ama metin sadece susturulan kadınların cümlelerinden oluşuyordu. Noura defterine yazdı:  
“Susturulanlar, yeniden susturuluyor.”

Rafael’in duvarına gece boyu gri boya sürüldü. Sabah kalktığında tüm cümleler silinmişti. Yerine bir tabela asılmıştı:  
“Bu alan izinsiz yazılara kapalıdır.”  
Rafael defterine yazdı:  
“Duvarlar konuştuğunda, sistem susmayı emreder.”

Zeynep, platformda bir uyarı mesajı aldı:  
“Yansıma Haritası geçici olarak devre dışı bırakıldı.”  
Gerekçe: “Aşırı duygusal içerik.”  
Zeynep defterine yazdı:  
“Duygular aşırıysa, sistem eksiktir.”

O gece karakterler birbirine mesaj attı. Sessizlik geri dönüyordu. Ama bu kez daha sofistikeydi. Teknik gerekçeler, algoritmik engeller, görünmez yasaklar… Direnişin çatlakları görünür olmuştu.

Lucia: “Şiirler susturuluyor.”  
Hiro: “Kodlar engelleniyor.”  
Noura: “Cümleler siliniyor.”  
Rafael: “Duvarlar kapanıyor.”  
Zeynep: “Harita kayboluyor.”

Bu mesajlar bir araya geldiğinde yeni bir başlık doğdu:  
Çatlak Noktası  
Altına şu cümle yazıldı:  
“Sistem çatladığında, ses sızar.”

Zeynep, sistemin geri dönüşünü izlerken karakterlerin sessizliğe yeniden çekilmemesi için bir alan oluşturdu: Gizli Bağlantı. Bu alan, görünmeyen bir dijital ağdı. Harita devre dışıydı ama bağlar hâlâ vardı. Sadece görünmüyordu.

UYUYAN BEYİNLER – Bölüm 9C: Biçim Değiştiren Direniş

Lucia, şiirlerini artık sesli okumuyordu. Bunun yerine kelimeleri dijital kodlara dönüştürdü. Her dize bir veri parçasıydı. Bu kodlar, sistemin filtrelerinden geçiyordu çünkü şiir gibi görünmüyordu.  
“Kelimeler susturulursa, kodlar konuşur.”  
Lucia defterine yazdı:  
“Şiir, biçim değiştirir ama anlamını korur.”

Hiro, sistemin engellediği haritayı parçalara ayırdı. Her veri noktası ayrı bir dosya oldu. Bu dosyalar, farklı karakterlere gönderildi. Artık harita bir bütün değil—bir ağdı. Hiro defterine yazdı:  
“Bütünlük engellenirse, parçalar bağ kurar.”

Noura, kolaj metnini görsel bir hikâyeye dönüştürdü. Her cümle bir çizim oldu. Bu çizimler, algoritmalar tarafından “sanat” olarak algılandı. Ama her çizim bir susturulmuş sesi taşıyordu.  
“Sanat, susturulanın yeni dilidir.”  
Noura defterine yazdı:  
“Cümleler silinir ama çizgiler kalır.”

Rafael, duvarlara geri dönmedi. Bunun yerine sokaklara küçük taşlar bıraktı. Her taşın altında bir QR kod vardı. Kodlar, silinen cümlelere açılıyordu.  
“Duvarlar kapanırsa, zemin konuşur.”  
Rafael defterine yazdı:  
“Yazı, yüzey değiştirir ama iz bırakır.”

Zeynep, bu stratejileri bir araya getirdi. Gizli Bağlantı artık bir ağ değil—bir direniş biçimiydi. Sistem çatlamıştı ama karakterler bu çatlaklardan sızmayı öğrenmişti. Direniş artık görünmezdi ama etkiliydi.
O gece platformda yeni bir mesaj belirdi:  
Çatlaklardan Sızanlar  
Altında şu cümle yazıldı:  
“Sistem görünmez olsa da, bağlar görünür kalır.”

Zeynep defterine yazdı:  
“Direniş, biçim değiştirir ama özünü korur.”

Zeynep, Gizli Bağlantı ağını genişletirken karakterlerin içsel çatışmalarını fark etti. Direniş biçim değiştirmişti ama duygular hâlâ kırılgandı. Her karakter, sistemin baskısına karşı bir strateji geliştirmişti. Ama bu stratejiler, yalnızlıkla örülüyordu. Dayanışma görünmezleşmişti.

Lucia, kodlanmış şiirlerini paylaşırken bir yorum aldı:  
“Bu artık şiir değil, veri.”  
Bu yorum onu sarstı. Çünkü şiir, onun duygusuydu. Lucia defterine yazdı:  
“Biçim değiştiğinde, anlam sorgulanır.”  
O gece Hiro’ya mesaj attı:  
“Kodlar duyguyu taşıyabilir mi?”

Hiro, parçalanmış haritanın etkisini ölçmeye çalıştı ama veriler dağınıktı. Bağlantılar zayıftı. O gece Lucia’ya yanıt verdi:  
“Kodlar taşıyabilir ama hissedemez.”  
Defterine yazdı:  
“Veri, duygunun gölgesidir.”

Noura, çizimlerini paylaşırken bazı takipçiler “anlamı belirsiz” yorumları yaptı. Oysa her çizgi bir susturulmuş sesi taşıyordu. Noura defterine yazdı:  
“Anlam, bilen için vardır.”  
O gece Rafael’e mesaj attı:  
“Çizgiler duvar kadar güçlü mü?”

Rafael, QR taşlarının çoğunun kaldırıldığını fark etti. Belediyenin “temizlik” gerekçesiyle sokakları süpürdüğü geceydi. Rafael Noura’ya yanıt verdi:  
“Taşlar geçici ama iz kalıcı.”  
Defterine yazdı:  
“Zemin silinse de hafıza kalır.”

Zeynep, bu mesajları bir araya getirdiğinde bir şey fark etti: Her karakter, kendi stratejisini sorguluyordu. Direniş biçim değiştirmişti ama duygular hâlâ savunmasızdı. Bu savunmasızlık, yeni bir bağ kurma biçimi olabilirdi. Görünmez dayanışma, görünür sorgulamaya dönüşüyordu.

O gece platformda yeni bir başlık belirdi:  
Kırılgan Bağlar  
Altında şu cümle yazıldı:  
“Dayanışma, sorgulamayla güçlenir.”

Zeynep defterine son bir cümle yazdı:  
“Çatlaklar, bağ kurmanın en dürüst hâlidir.”  

03.11.2025 
Mesime Elif Ünalmış

 

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/11/uyuyan-beyinler-bolum-9-sarsnt-baslangc.html#google_vignette

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/11/uyuyan-beyinler-bolum-8-ice-donusun.html

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/11/uyuyan-beyinler-bolum-7-koklenen-yanklar.html

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/10/uyuyan-beyinler-bolum-7-koklenen-sesler.html

 

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/10/uyuyan-beyinler-bolum-6-sessizligin.html

 

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/10/uyuyan-beyinler-bolum-5-sessiz-izler.html

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/10/uyuyan-beyinler-bolum-4-bosluk.html

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/10/uyuyan-beyinler-bolum-3-yanknn-icinden.html

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/09/uyuyan-beyinler-bolum-4-boslugun-yanks.html

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/10/uyuyan-beyinler-2-bolum-gorunmeyen.html

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/10/uyuyan-beyinler-serisi-1-bolum-kivilcim.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...