Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 11 – İz Bırakmadan İz Bırakan: Çiğdem’in Krallığı Başkalarına Dokunursa Ne Olur?



KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 11 – İz Bırakmadan İz Bırakan: Çiğdem’in Krallığı Başkalarına Dokunursa Ne Olur? 

 Yaş Grubu 
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Bilinçaltı keşfi, duygusal derinlik ve içsel farkındalık temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Beyin karakterleri aracılığıyla çocuklara hayal gücü, geçmişle yüzleşme ve içsel odaların anlamı eğlenceli ve öğretici şekilde sunulmuştur.



Çiğdem ertesi gün okulda öğretmenine bir not bıraktı:  
“Dün sessizce bir arkadaşımın yanında oturdum. O da sessizdi. Ama sonra gülümsedi.”

Öğretmeni notu okudu, gözleri doldu.  
“Bazen en büyük etki, en sessiz olanıdır.”

Kafasının içindeki karakterler birbirine baktı.

Fikri Bey: “Bu hareket... planlanmamış ama anlamlı.”  
Duygu Abla: “Empati derinleşti.”  
Mini Müdür: “Vücut huzurlu.”  
Denge Bey: “Zihin dengeli.”  
Hafize Nine: “Bu anı... başkasının hafızasına da işleniyor.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: görünmeyen katkı.”  
Talamus: “Bu sahne... bir hikâyenin son cümlesi olabilir.”
 Sessiz Miras

Çiğdem o akşam kardeşiyle oynarken ona dedi ki:  
“Bazen bir şey yaparsın, kimse fark etmez. Ama o şey... birinin içini ısıtır.”

Kardeşi başını salladı:  
“Ben bazen oyuncaklarımı sessizce veriyorum. Kimse bilmiyor ama ben biliyorum.”

Kafasının içindeki karakterler alkışladı.

Fikri Bey: “Sessiz eylem, güçlü etkidir.”  
Duygu Abla: “Ve duygularla dokunur.”  
Mini Müdür: “Vücut huzurlu.”  
Denge Bey: “Zihin dengeli.”  
Hafize Nine: “Bu anı... kalbin en derin rafına kaldırıyorum.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin: iz bırakmadan iz bırakmak.”  
Talamus: “Bu sahne... bir çocuk kitabının son bölümü olabilir.”

 Bölüm Sonu Mesajı

Görünmeyen iyilik, en kalıcı izdir.  
Ve sessizce yapılan bir hareket, birinin iç dünyasında yankılanabilir.

Çiğdem artık biliyor: İz bırakmak için görünmek gerekmez. Sessizlikle, nezaketle, kalpten gelen bir dokunuşla... iz bırakmadan iz bırakılır.

30.11.2025
Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...