KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK – Gizemli Satırlar
1: Zihin Tiyatrosu
(Hedef yaş grubu: 8–12 yaş)
Çiğdem 10 yaşında, hayal gücüyle evrenler kuran, kimi zaman kararsız ama hep meraklı bir çocuktu. Bu sabah uyandığında zihninde adeta bir beyin meclisi toplanmıştı. Dışarıdan sessizdi ama içeride fikirler yarışıyordu.
Kürsüde ciddi bakışlı, gözlüğü burnunun ucunda bir adam vardı: Fikri Bey. Beynin karar merkezi Prefrontal Korteks’in temsilcisiydi.
“Bugün kahvaltı protein ağırlıklı olmalı. Yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek. Stratejik düşünmeliyiz!”
Tam o sırada, pembe sabahlığıyla duyguların sözcüsü Duygu Abla (Amigdala) ayağa fırladı:
“Dün Çiğdem üzgündü! Bugün çikolatalı krep yesin. Moral şart!”
Araya örgüsünü bırakarak giren Hafize Nine (Hipokampus):
“2018’de krep yemişti, sonra midesi ağrımıştı. Aman dikkat!”
Yoga pozisyonunda oturan Denge Bey (Beyincik) iç geçirdi:
“Ne yerse yesin, yeter ki dengeli otursun. Dün sandalyeden düşerken müdahale edemedim!”
Mini Müdür (Hipotalamus) termometreyle bağırdı:
“Vücut sıcaklığı düşüyor! Karbonhidrat lazım, yoksa enerji düşer!”
Kontrolcü Komutan (Bazal Ganglionlar) sertçe konuştu:
“Her sabah aynı şey yenir! Alışkanlıklar bozulmasın!”
Hayalperest Talamus ise gözleri parlayarak fısıldadı:
“Belki bugün kahvaltı balkonda olur... kuş sesleriyle...”
Annesi “Ne yemek istersin?” diye sorduğunda, içerideki sesler aynı anda bağırdı:
“Yumurta!”
“Krep!”
“Zeytin!”
“Süt!”
“Hiçbir şey!”
“Her şey!”
Çiğdem gülümsedi: “Ben sadece bir tost istiyorum.”
Fikri Bey: “Tost... mantıklı. Kabul ediyorum.”
Duygu Abla: “Tostun içinde sevgi varsa olur.”
Hafize Nine: “2016’da da yemişti. Güzel gündü.”
Denge Bey: “Tost yerken dik oturmalı!”
Zihin meclisi ilk kararını başarıyla tamamladı. Ama gün daha yeni başlıyordu. Bugün sunum günüydü. Karakterler yeni görev için hazırlandı.
Okulda sunum günüydü. Konu: Gezegenler. Ama Çiğdem’in zihninde bir tiyatro sahnesi kurulmuştu. Karakterler kulisteydi. Her biri kendi repliğini hazırlıyor, sahneye çıkma sırasını bekliyordu.
Fikri Bey: “Giriş, gelişme, sonuç. Mantıklı ilerlemeli. Zamanlamaya dikkat!”
Duygu Abla: “Çiğdem çok heyecanlı! Belki sahneye çıkmadan biraz ağlamalı... rahatlatır.”
Mini Müdür: “Terleme başladı. Nabız yükseliyor. Stres protokolü devreye girsin!”
Denge Bey: “Sol ayakla çıkmalı. Mikrofonu tutarken omuzlar dik olmalı!”
Hafize Nine: “Geçen ayki ‘Dinozorlar’ sunumu harikaydı. O gün pembe tişört giymişti.”
Kontrolcü Komutan: “Sunumdan önce üç kez derin nefes alır. Rutin bozulmasın!”
Talamus: “Belki ışıklar altında bir gezegen gibi parlayacak... Belki herkes onu alkışlayacak...”
Çiğdem sınıfın önüne geldi. Mikrofonu eline aldı. Ama tam o anda... iç savaş başladı.
Fikri Bey: “Şimdi konuşmalı!”
Duygu Abla: “Hayır! Kalbi çok hızlı! Beklemeli!”
Mini Müdür: “Terleme artıyor! Hormonlar çılgınca dans ediyor!”
Denge Bey: “Dik dur! Yoksa düşeceksin!”
Hafize Nine: “2019’da da böyle olmuştu.”
Kontrolcü Komutan: “Derin nefes al! Rutin önemli!”
Talamus: “Işıklar... çok parlak... gözler kamaşıyor...”
Ama dışarıdan bakıldığında... Çiğdem sadece gülümsüyordu.
Ve sonra... konuşmaya başladı.
“Merhaba! Ben Çiğdem. Bugün size gezegenleri anlatacağım. Ama önce... kafamın içindeki gezegenlerden bahsetmek istiyorum!”
Sınıf kahkahaya boğuldu. Öğretmen şaşkınlıkla gülümsedi. Çiğdem, beynindeki karakterleri birer gezegen gibi tanıttı:
“Fikri Bey – Mantık Gezegeni.”
“Duygu Abla – Duygu Gezegeni.”
“Hafize Nine – Hafıza Gezegeni.”
“Denge Bey – Hareket Gezegeni.”
“Mini Müdür – İç Denge Gezegeni.”
“Kontrolcü Komutan – Alışkanlık Gezegeni.”
“Hayalperest Talamus – Hayal Gezegeni.”
Sunum bittiğinde sınıf alkışlarla inliyordu. Karakterler birbirine baktı:
Fikri Bey: “Sunum başarılıydı.”
Duygu Abla: “Ve duygusaldı!”
Hafize Nine: “Unutulmaz bir gündü.”
Denge Bey: “Dik durdu. Harikaydı.”
Mini Müdür: “Terleme kontrol altında.”
Kontrolcü Komutan: “Rutin bozulmadı.”
Talamus: “Hayaller gerçek oldu.”
Ve böylece, Çiğdem’in kafasındaki krallık ilk büyük görevini tamamladı. Ama bu sadece bir başlangıçtı. Çünkü her gün yeni bir karar, yeni bir çatışma, yeni bir kahkaha vardı.
Her biri, Çiğdem’in kendini tanıma yolculuğunda birer yıldız gibi parlayacaktı—bazen mantıkla, bazen duyguyla, ama hep birlikte.
“Bir insanın içindeki sesler kavga etmeyi bırakıp konuşmaya başladığında, kararlar sadece doğru değil—anlamlı da olur.”
20.10.2025
Mesime Elif Ünalmış
Hedef yaş grubu: 8–12 yaş)

Yorumlar
Yorum Gönder
Merhaba sevgili okuyucular, paylaştığım hikayeler ve yazılar hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum! Yorumlarınız benim için çok değerli. Lütfen görüşlerinizi ve önerilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Hep birlikte daha güzel bir topluluk oluşturalım! ✍️