Ana içeriğe atla

SON KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Özet Bölüm: Krallığın Kalbi



SON
 KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Özet Bölüm: Krallığın Kalbi


 Yaş Grubu (Türkçe):  
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
İçsel yolculukların başkalarına ilham olabileceği, empati ve hikâye paylaşımı temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Beyin karakterleri aracılığıyla çocuklara görünmeyen katkı, sessiz miras ve duygusal aktarım eğlenceli ve öğretici şekilde sunulmuştur.

 Age Group (English):  
Suitable for children aged 9–13.  
Themes of inner journeys inspiring others, empathy, and story-sharing are designed for middle-grade readers.  
Through brain characters, children learn about invisible contributions, emotional legacy, and how kindness can echo quietly.

 आयु वर्ग (हिंदी):  
9–13 वर्ष के बच्चों के लिए उपयुक्त।  
आंतरिक यात्रा, सहानुभूति और कहानी साझा करने की थीम मध्य विद्यालय स्तर के बच्चों के लिए बनाई गई है।  
मस्तिष्क पात्रों के माध्यम से बच्चे अदृश्य योगदान, भावनात्मक विरासत और चुपचाप गूंजती दयालुता को समझते हैं।



Çiğdem’in kafasında bir krallık var.  
Bu krallıkta mantık, duygu, alışkanlık, hafıza, denge, hayal gücü ve bedenin sesi bir arada yaşar.  
Her bölümde bir karakter sarsılır, sorgulanır, yeniden kurulur.  
Ama her sarsıntı, Çiğdem’in içsel gücünü biraz daha ortaya çıkarır.

Hafize Nine unutulan anıları arar.  
Kontrolcü Komutan rutinleri kaybeder.  
Talamus hayal gücünü uçurur.  
Denge Bey adımları toparlar.  
Duygu Abla duygularla yüzleşir.  
Fikri Bey yanlış karar verir.  
Ve sonunda hepsi bir araya gelir:  
İçsel ittifak kurulur, bilinçaltı fısıldar, sessizce iz bırakılır.

Çiğdem artık sadece bir çocuk değildir.  
Kendi içini tanıyan, başkalarının içini duyan,  
sessizce ama derin izler bırakan bir rehberdir.

Bu hikâye, her çocuğun içinde bir krallık olduğunu hatırlatır.  
Ve o krallık, tanındığında... dünyayı değiştirebilir.

İz bırakmadan iz bırakanların hikâyesi.  
Bilimle, mizahla, duyguyla örülmüş bir içsel yolculuk.  
Kafamın İçindeki Krallık: Her çocuk için bir harita.

02.11.2025
Mesime Elif Ünalmış 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...