Ana içeriğe atla

KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK Bölüm 5 – Hayal Gücü Patlaması: Talamus Sınırları Aşarsa Ne Olur?

 


KAFAMIN İÇİNDEKİ KRALLIK  
Bölüm 5 – Hayal Gücü Patlaması: Talamus Sınırları Aşarsa Ne Olur?

 Yaş Grubu:  
9–13 yaş arası çocuklar için uygundur.  
Hayal gücü, duygusal ifade ve yaratıcı düşünme temalarıyla ortaokul düzeyindeki çocuklara hitap eder.  
Beyin karakterleri aracılığıyla soyut kavramlar somutlaştırılır; çocukların içsel dünyalarını keşfetmeleri desteklenir.

Çiğdem o sabah pencereye baktığında gökyüzü mor gibiydi. Kuşlar şarkı söylemiyor, sanki şiir okuyordu.  
Hayal gücü devreye girmişti. Kafasının içindeki krallıkta olağanüstü bir enerji vardı.

Hayalperest Talamus sahneye çıktı:  
“Bugün gerçeklik biraz esneyebilir. Çünkü hayal kurmak... bir ihtiyaçtır!”

Fikri Bey: “Hayal gücü kontrolsüzse, planlar bozulur.”  
Duygu Abla: “Hayaller duyguları iyileştirir.”  
Mini Müdür: “Dopamin yükseliyor.”  
Denge Bey: “Yürürken dikkat!”  
Hafize Nine: “7 yaşında hayal defteri tutmuştu.”  
Kontrolcü Komutan: “Rutin dışı ama faydalı olabilir.”

Çiğdem sınıfta bir uzay gemisi çizdi.  
Gemide beyin karakterleri vardı: Fikri Bey kaptan, Duygu Abla radar, Talamus hayal motoru...

Yeni rutin: hayal kurma molası!

 Hayalin Gücü ve Yeni Rutinler

Çiğdem eve geldiğinde annesine dedi:  
“Bugün bir uzay gemisi çizdim. İçinde kafamdaki herkes vardı.”  
Annesi gülümsedi:  
“Hayal kurmak, düşünmenin en renkli hâlidir.”

Karakterler birbirine baktı:  
Fikri Bey: “Hayal gücü planlara ilham verir.”  
Duygu Abla: “Ve duygulara yön verir.”  
Mini Müdür: “Vücut rahat.”  
Denge Bey: “Zihin dengeli.”  
Hafize Nine: “Hayal Patlaması Günü.”  
Kontrolcü Komutan: “Yeni rutin onaylandı.”  
Talamus: “Bu sahne... bir romanın başlangıcı olabilir!”

Çiğdem defterine yazdı:  
“Hayal kurmak, gerçekleri daha güzel görmemi sağlıyor.”

Talamus bir gökkuşağı çizdi:  
“Hayal gücü kaçış değil, keşiftir!”

Yeni rutin: hayal kurma saati.


 Hayal ile Gerçek Arasında Köprü

Çiğdem okulda proje sundu:  
“Benim kafamda bir krallık var. Her biri bir duygumu, düşüncemi, alışkanlığımı temsil ediyor.”

Öğretmeni: “Bu fikir... çok yaratıcı!”

Karakterler:  
Fikri Bey: “Gerçeklik hayalle birleşti.”  
Duygu Abla: “Duygular ifade edildi.”  
Mini Müdür: “Vücut rahat.”  
Denge Bey: “Zihin dengeli.”  
Hafize Nine: “Bu sunum bir anı oldu.”  
Kontrolcü Komutan: “Yaratıcı sunumlar.”  
Talamus: “Bu sahne... bir kitapta yer almalı!”

Çiğdem kardeşiyle oynarken dedi:  
“Senin kafanda da bir krallık olabilir. Belki senin Talamus’un bir ejderha!”  
Kardeşi: “Benimkisi dinozor!”

Karakterler alkışladı:  
“Hayal gücü paylaşılabilir. Ve bağ kurar.”

Hayal kurmak, gerçekleri daha renkli görmektir.  
Ve hayaller, paylaşıldıkça büyür, güçlenir, iyileştirir.

24.11.2025
 Mesime Elif Ünalmış    



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...