Ana içeriğe atla

Duygu Dedektifleri – Bölüm 3: Gözlerde Saklı Gülüşler Gülce’nin Sessiz Neşesi Yaş Grubu: 6–9 yaş



Duygu Dedektifleri – Bölüm 3: Gözlerde Saklı Gülüşler  
Gülce’nin Sessiz Neşesi  
Yaş Grubu: 6–9 yaş
🎯 Hedef Yaş Grubu: 6–9 yaş arası çocuklar  
Bu bölüm, çocukların farklı gülme biçimlerini keşfetmelerine, sessiz neşeyi fark etmelerine ve empati kurarak duygusal zekâlarını geliştirmelerine yardımcı olur. Göz teması, beden dili ve içsel mutluluğun ifadesi üzerine odaklanır.

Gülce artık sınıfın bir parçasıydı. Sessizliğiyle, bakışlarıyla, duygularıyla oradaydı.  
Ama bir eksiklik vardı: kahkaha.  
Hiç yüksek sesle gülmüyordu.  
Bir gün Zeynep yanına gelip sordu: “Sen hiç gülmez misin?”  
Gülce omuz silkti. “İçimden gülüyorum. Hatta karnım bile gıdıklanıyor ama sesim çıkmıyor.”

Öğretmen Elif bu konuşmayı duyunca tahtaya büyük harflerle yazdı:  
**“Gülmek = Ses + Göz + Kalp”**  
Ve ekledi: “Bazı çocuklar kahkaha atar, bazıları sadece gözleriyle güler. Ama ikisi de mutluluktur.”

O gün sınıfta “Gizli Gülüşler Kulübü” kuruldu.  
Her çocuk, bir arkadaşının içten gelen gülüşünü keşfetmeye çalışacaktı.  
Ama bazı kurallar vardı:  
– Gülüşü duymak değil, hissetmek  
– Gözlemlemek, yargılamadan kutlamak  
– Sessiz gülüşleri de fark etmek

Gülce başta katılmak istemedi. “Benim gülüşüm görünmez,” dedi.  
Zeynep gülümsedi: “Ama ben senin gözlerinin içini gördüm. Orada bir gülüş saklı.”

O gün Gülce, Ali’nin kitap okurken dudaklarının kıpırdadığını, gözlerinin parladığını fark etti.  
Defterine şöyle yazdı:  
“Ali’nin gülüşü sessizdi ama kelimelerle konuşuyordu.”

Ali de Zeynep’in gülüşünü yakaladı.  
Zeynep başını yana eğmiş, gözleriyle gülümsüyordu.  
Ali defterine yazdı:  
“Zeynep’in gülüşü sayfalar arasında dolaşıyor.”

Zeynep, Gülce’nin gülüşünü yakaladı.  
Bir çocuğun komik taklidine bakarken Gülce’nin dudakları kıpırdadı.  
Zeynep defterine yazdı:  
“Gülce’nin gülüşü gözlerinin kenarında gizlenmiş.”

Öğretmen Elif sınıfa döndü:  
“Bugün hepiniz bir duygunun izini sürdünüz.  
Gülüş sadece ses değildir.  
Bazen bir bakışta, bazen bir duruşta saklanır.”

Tahtaya büyük bir afiş asıldı:  
**“Gizli Gülüşler Kulübü – Her Gülüş Bir Hikâyedir”**  
Her çocuğa bir rozet verildi.  
Rozetlerde bir göz, bir kalp ve bir gülümseme vardı.  
“Bu rozet, bir gülüşü fark ettiğinizin kanıtı,” dedi Elif Öğretmen.  
“Artık siz birer Duygu Dedektifisiniz.”

Gülce rozeti eline aldığında gözleri doldu.  
“Benim gülüşüm hep içimdeydi. Ama artık görünür oldu,” dedi.  
Zeynep ona sarıldı. Ali alkışladı. Sınıf sessizce gülümsedi.

O gün Elif Öğretmen bir dünya haritası çıkardı.  
“Gülüş evrenseldir,” dedi.  
“Japonya’da gözler güler, Brezilya’da kahkahalar atılır, Türkiye’de dudaklar kıvrılır.  
Ama hepsi aynı duygudur: Neşe.”

Çocuklar haritaya kendi gülüşlerini çizdi.  
Gülce, haritanın ortasına bir göz çizdi.  
“Benim gülüşüm buradan başlıyor,” dedi. “Gözümden kalbime doğru.”

Defterine şunu yazdı:  
“Bugün öğrendim ki gülüş evrensel bir dil.  
Herkesin gülüşü farklı ama hepsi aynı duyguyu taşır.”


15.12.2025  
Mesime Elif Ünalmış






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...