Duygunun Dalgaları
Önerilen Yaş Grubu: 13+
Yaş Grubu (Türkçe):
13 yaş ve üzeri gençler için uygundur.
Bu bölüm, bipolar bozuklukta görülen duygusal dalgalanmalar, öfke patlamaları, içsel çelişkiler ve ebeveyn desteği gibi hassas temaları işler. Duygusal farkındalığı gelişmiş genç bireyler için önerilir.
Duygu sabahları genellikle yumuşak uyanırdı. Gözlerinde huzur, sesinde nezaket, adımlarında hafiflik olurdu. Fazilet, onun kahvaltıya inişini bir tören gibi izlerdi. “Günaydın anne,” derdi Duygu. “Bugün hava güzel.” O anlarda Duygu, herkesin sevdiği o zarif, gülümseyen kızdı. Ama bu sabah farklıydı.
Fazilet mutfakta kahvaltı hazırlarken Duygu aniden bağırdı. “Bu tabak neden burada? Neden hiçbir şey yerli yerinde değil?” Fazilet elindeki çayı döktü. “Tatlım, sadece kahvaltı hazırlıyorum,” dedi. Duygu sustu. Sonra ağladı. Sonra güldü. Sonra odasına çekildi.
Fazilet kapının önünde bekledi. “Ben buradayım,” dedi. “Senin yanındayım.” Duygu cevap vermedi. Ama defterini açtı. Sayfalarca yazdı. Cümleler eksikti. Ama bir şey anlatıyordu. Bir çelişki. Bir fırtına. Bir sevgi.
Bugün tatlı başladım. Ama sert devam ettim. Fazilet şaşırdı. Ama ben... ben anlamadım.
O gün Duygu dışarı çıkmak istedi. Fazilet önce tereddüt etti ama sonra izin verdi. Parkta yürüdüler. Duygu bir çocuğa gülümsedi, bir köpeği sevdi, bir ağaca sarıldı. Fazilet onun neşesine sevindi. Ama dönüşte bir araba kornası çaldı. Duygu irkildi. “Neden bağırıyorlar?” dedi. “Neden bu kadar gürültü var?” Sonra sustu. Sonra ağladı.
Eve döndüklerinde Fazilet, “Senin dünyan başka,” dedi. “Senin sesin başka.”
Duygu defterine yazdı:
Ben tatlıyım. Ama fırtınalıyım. Fazilet sabırlı. Ama yoruluyor. Ben... ben karışığım.
Akşam Duygu mutfağa geldi. “Bugün seni üzdüm,” dedi. Fazilet gülümsedi. “Sen beni üzmezsin,” dedi. “Sen sadece dalgalanırsın.”
Duygu başını eğdi. “Ama dalgalar kıyıyı yıpratır,” dedi. “Senin kahkahanı kırmak istemem.”
Fazilet sustu. O cümle kalbine saplandı. Ama yine de gülümsedi. “Benim kahkaham seninle güçlenir,” dedi. “Seninle dalgalanır.”
Duygu defterine yazdı:
Ben dalga gibiyim. Fazilet kıyı. Ben vururum. Ama o hep orada. Hep sabırlı.
Gece Duygu uyuyamadı. Fazilet yanına geldi. Elini tuttu. “Ben buradayım,” dedi. “Senin yanındayım.”
Duygu gözlerini kapattı. “Sen gül,” dedi. “Ben uyurum.”
Fazilet güldü. Sessizce. Ama içten. Duygu uyudu.
Sabah Duygu kahvaltıya indi. “Bugün kahve içmedim,” dedi. “Bugün bağırmadım.”
Fazilet gülümsedi. “Bugün senin fırtınan hafifti,” dedi. “Bugün sen tatlıydın.”
Duygu defterine yazdı:
Tatlı bir kızım. Ama sert bir fırtınayım. Fazilet beni seviyor. Ben... ben tamamlanıyorum.
O gün Duygu pencereyi açtı. Gökyüzü hâlâ griydi. Ama Fazilet’in sesi evin içinde yankılanıyordu. O kahkaha, Duygu’nun içindeki karanlığı biraz olsun aydınlatıyordu.
Duygu’nun iç sesi sustuğunda, Fazilet’in sesi yükseliyordu. Bu bir dengeydi. Bir ritimdi. Bir anneyle kızın arasında kurulan görünmez bir bağdı.
Duygu defterine son bir cümle yazdı o gün:
Tatlıyım. Sertim. Ama Fazilet’le dengedeyim. Onlar izliyor olabilir. Ama annem sarılıyor.
Fazilet mutfakta şarkı söylüyordu. Duygu onu izliyordu. Gözleri doluydu. Ama bu sefer ağlamadı. Bu sefer sadece izledi. Ve defterini kapattı.
İlk kez bir cümleyi tamamlamıştı.
09.12.2025
Mesime Elif Ünalmış

Yorumlar
Yorum Gönder
Merhaba sevgili okuyucular, paylaştığım hikayeler ve yazılar hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum! Yorumlarınız benim için çok değerli. Lütfen görüşlerinizi ve önerilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Hep birlikte daha güzel bir topluluk oluşturalım! ✍️