Ana içeriğe atla

ÇARESİZLİK VE İRADENİN GÜCÜ


 

ÇARESİZLİK VE İRADENİN GÜCÜ

Çaresizlik, insanın hayatında karşılaştığı zor anlarda hissedilen bir duygu durumudur. Bu duygu, kontrolü kaybettiğimizi düşündüğümüz anlarda ortaya çıkar. Ancak bu noktada devreye irade girer. İrade, insanın zor zamanlarda çözüm bulma ve mücadele etme gücüdür. Çaresizliği aşmanın en büyük anahtarı, içimizdeki bu gücü keşfetmektir.

Çaresizlik Nedir?
Hayatta bazen zorluklarla karşılaşırız. İş, sağlık veya ilişkiler gibi konularda her şey yolunda gitmeyebilir. Çaresizlik, bu zorluklara karşı elimizden bir şey gelmediğini düşündüğümüzde ortaya çıkar. Ancak her zaman kontrol edemediğimiz şeyler olsa da, bazı durumlarla başa çıkabilmek için hala yapabileceğimiz şeyler vardır. Çaresizlik, bizi pes etmeye zorlarken; irade, yeniden denemeye cesaret verir.

İradenin Önemi
İrade, insanın kararlılığını ve mücadele gücünü temsil eder. Kötü durumlarla karşılaştığımızda irademizi kullanarak yeni yollar bulabiliriz. Örneğin, bir hedefe ulaşmak için çaba göstermek, zorluklara rağmen denemekten vazgeçmemek iradenin gücüdür. Ancak bazen irademiz dışında gelişen olaylar karşısında çaresizlik hissi daha ağır basabilir.


Çaresizlik ve


Ruh Sağlığı

Uzun süre çaresiz hissetmek, insanın psikolojisini olumsuz etkileyebilir. Örneğin, yoğun bir çaresizlik hissi; depresyona, kaygıya veya kişilik sorunlarına yol açabilir. Bu durumda bir uzmana başvurmak ve destek almak önemlidir. Yardım almak, çaresizliği yenmek için atılacak büyük bir adımdır.

Başa Çıkma Yolları
Çaresizliği aşmanın farklı yolları vardır:
1. Kendinize güvenin ve olumlu düşünmeye çalışın.
2. Zor durumlarda başkalarından yardım istemekten çekinmeyin.
3. Yapabileceğiniz şeylere odaklanarak kontrolünüzü geri kazanın.
4. Psikolojik destek almaktan kaçınmayın; bu sizin için çok faydalı olabilir.

Toplum ve Devletin Sorumluluğu
Bir toplumda bireylerin güvende hissetmesi çok önemlidir. Devletlerin, insanları kötülüklerden koruması ve ihtiyaç duyanlara destek sağlaması gerekir. Örneğin; dijital dolandırıcılık veya başka tehditlere karşı bireyler korunmalı, böylece hem maddi hem manevi huzur sağlanmalıdır. Bu şekilde daha mutlu ve sağlıklı bir toplum oluşabilir.
Kısaca:
Hayatta çaresizlik hissi yaşanabilir, ancak irade ve doğru destekle bu hislerin üstesinden gelmek mümkündür. Yardım istemek, çözüm aramak ve mücadele etmek bireyi güçlendirir.
09.03.2025
Mesime Elif Ünalmış
"En karanlık gecenin ardından, en parlak şafak sökebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...