Ana içeriğe atla

SIRAYLA KIRPILAN KOYUNLAR

 

SIRAYLA KIRPILAN KOYUNLAR

Fatoş, dayısı ile birlikte kuzuları güderdi. İlkbaharın gelmesiyle koyunları kırpmak için sabırsızlanıyordu. Koyunların kırpılıp yünlerinden kurtulması onun çok hoşuna gidiyordu. Birkaç hafta sonra dayısı ona, "Koyunları kırpacağız," dedi. Fatoş, "Yaşasın!" diyerek sevindi. Fatoş'un en sevdiği koyunların başında Kartopu ve Fiko geliyordu. Fiko, daha yavru bir kuzuydu ve onun yünlerinden kurtulmuş halini çok merak ediyordu. Kartopu ise koyun sürüsünün içinde yünleri en az kirlenen koyundu. Kirlenmemek için en temiz bulduğu yerde oturur, geviş getirirdi. Fatoş, ona "Kartopu" adını takmıştı.

Fatoş, koyunların kırpılacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu. Sabahın erken saatlerinde kalktı. Annesi, kahvaltı için ev halkına seslendi. Fatoş, gözlerini ovuşturarak banyoya gitti, elini yüzünü yıkadı ve kahvaltı sofrasına oturdu. Dayısı, iki yılı aşkın bir süredir onlarla kalıyordu. Anne ve babasını kaybedince ablasının evine yerleşmişti ve ablasının işleriyle ilgileniyordu. Dayısı, Fatoş'a bakarak, "Sana birkaç hafta önce bir şey söylemiştim, hatırladın mı?" diye sordu. Fatoş biraz düşündükten sonra, "Evet, yoksa koyunları mı kırpacağız?" dedi. Dayısı, "Evet, kahvaltıdan sonra hemen başlayabiliriz," dedi. Fatoş'un gözleri parladı. Henüz küçük olduğu için koyunları öyle sıkıca tutamazdı, sadece dayısına ve annesine yardım edebilirdi. Fatoş, heyecandan kahvaltısını yarım bıraktı. Onun bu telaşını gören dayısı ona gülümseyerek baktı.



Kahvaltıdan sonra ahırın bahçe kapısına koyunları tek tek getirerek kırpmaya başladılar. Yünlerinden kurtulan her koyuna gülümseyerek bakıyor, onların bu halini çok sevimli buluyordu. Sıra Kartopu'na geldi. Kartopu, oradan oraya zıplıyor ve adeta yünlerinden kurtulmak istemiyordu. Dayısı, onu köşeye sıkıştırarak bir hamleyle yakaladı. Kartopu avazı çıktığı kadar melemeye başladı. Fatoş, onun bu haline üzüldü ve elleriyle kafasını okşayarak sakinleştirmeye çalıştı. Bir süre sonra Kartopu sakinleşti. Kırpma işlemi bitince aniden fırlayarak uzaklaştı.



Fatoş, son olarak Fiko'ya baktı. Fiko, koyunların arasında çok aykırı duruyordu. Fatoş, Fiko'ya seslenerek, "Kendi isteğinle gel," dedi. Fiko, kendi isteğiyle geldi. "Fiko, tek başına yünlerinle durman hiç hoş olmaz, arkadaşlarına ayıp olur," dedi. Dayısı gülümseyerek, "Onun kendi isteğiyle geleceğini sanmıyorum," dedi ve tekrar yerinden kalkarak Fiko'yu kucaklayarak aldı. Fiko da bir süre sonra tertemiz olmuş ve daha da küçülmüştü. Fatoş, bu etkinliği çok eğlenceli buldu ama etkinlikten yorulmuştu. Elleriyle yıkadıktan sonra arkadaşlarının yanına giderek yaşadıklarını anlattı.

Mesime Elif Ünalmış

"Sıradan işler bile içtenlikle yapıldığında anlam kazanır."

Sorular:
1. Fatoş neden koyunları kırpmayı sabırsızlıkla bekliyordu? 
2. Kartopu’nun en dikkat çekici özelliği neydi? 
3. Fiko’nun kırpılma sırasında davranışı nasıldı? 
4. Fatoş’un dayısı neden onunla birlikte yaşıyordu? 
5. Koyun kırpma işleminin sonunda Fatoş nasıl hissediyordu? 

Cevaplar:
1. Koyunların yünlerinden kurtulmuş hallerini sevimli bulduğu için. 
2. Koyun sürüsündeki en temiz koyun olması. 
3. Uslu bir şekilde sırasını bekledi. 
4. Anne ve babasını kaybettiği için ablasının evine yerleşmişti. 
5. Etkinliği eğlenceli bulmuş ama yorulmuştu. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...