Ana içeriğe atla

ÇUKURA DÜŞEN BENEKLİ

 

ÇUKURA DÜŞEN BENEKLİ

Sultan, duygusal bir çocuktu ve hayvanları çok severdi. Her fırsatta onlarla konuşur, onları beslemek için elinden geleni yapardı. Bir gün Sultan, kardeşi Sema ile birlikte inekleri beslemek için meraya götürdü. Komşuları Mehmet Amca, tarlasında su olduğunu fark etmiş ve oldukça büyük çukurlar açarak suyu bulmayı umarak tarlasında çalışmalara başlamıştı. Sultan, şarkılar ve türküler eşliğinde ineklerin beslenmesi için ellerinden geleni yapıyordu. En sevdiği inek ise Benekli’ydi. Benekli, lezzetli yiyeceklerin peşinde giderken yanlışlıkla Mehmet Amca’nın tarlasına girmişti.

Sultan, Benekli’nin olmadığını fark edince paniğe kapıldı ve etrafına bakındı, ancak Benekli ortalıkta görünmüyordu. Kardeşine seslendi. Diğer inekleri bir araya toplayarak kardeşine teslim etti. Sultan, panik içinde Benekli’yi aramaya koyuldu. Her yere baktı, ancak bulamadı. Mehmet Amca’nın tarlasına baktı, yine bir şey göremedi. Nefes nefese kalmış bir şekilde "Benekli, Benekli!" diye bağırarak onu bulmaya çalışıyordu. Sultan, telaş içinde ağlamaya başladı. Tam dönerken Benekli’nin sesi duyuldu. Sultan, sesin geldiği yöne baktı. Ses çok yakından geliyordu ve Benekli acı acı inliyordu. Sultan, Mehmet Amca’nın açmış olduğu çukurları tek tek kontrol etti. En son baktığı çukurda, Benekli’nin sıkışmış olduğunu görünce korkuyla çığlık çığlığa bağırmaya başladı. Tek başına yapabileceği bir şey yoktu.



Kardeşi Sema’ya seslenerek hemen köye dönüp anne ve babasından yardım isteyeceğini söyledi. Sema, tek başına kalmaktan korktuğunu söylese de Sultan başka çare olmadığını belirterek yardım istemek için eve döndü. Annesi, Sultan’ı ağlayarak görünce panikledi ve neler olduğunu sordu. Sultan, derin bir nefes alarak olanları anlattı. Annesi, komşulardan yardım istedi. Köylüler adeta seferber oldular, gerekli halatları ve kazma kürekleri alarak Benekli’yi çukurdan çıkarmak için kolları sıvadılar. Çukuru biraz daha genişleterek Benekli’yi sıkıştığı yerden halatlarla bağlayarak uzun uğraşlar sonucu çıkarmayı başardılar.

Benekli’nin sol bacağı kırılmış, burnundan ve boynundan kanlar akıyordu. Sultan daha fazla etkilenmesin diye onu oradan uzaklaştırdılar. Benekli’ye gerekli tedaviyi sağlamak için baytara götürdüler. Baytar, bir süre sonra eski sağlığına kavuşacağını söyleyince, en başta Sultan olmak üzere herkes rahatladı. Sultan, bundan sonra daha dikkatli olacağına söz verdi.
07.03.2025
Mesime Elif Ünalmış
"Hayvanlara merhamet gösteren, insanlığa sevgiyle yaklaşır."

Sorular:
1. Sultan hayvanlarla nasıl bir bağ kurmuştu? 
2. Mehmet Amca'nın tarlasında neden çukurlar vardı? 
3. Sultan, Benekli’nin kaybolduğunu fark edince ne yaptı? 
4. Köylüler, Benekli’yi kurtarmak için hangi malzemeleri kullandı? 
5. Baytar, Benekli’nin sağlığı hakkında ne söyledi? 
Cevaplar:
1. Hayvanları çok sever, fırsat buldukça onlarla konuşur ve onları beslemek için elinden geleni yapardı. 
2. Mehmet Amca, tarlasında su olduğunu düşündüğü için çukurlar kazıyordu. 
3. Panikledi, her yere bakarak Benekli’yi aradı ve sonunda köyden yardım istedi. 
4. Halatlar, kazma ve kürek kullandılar. 
5. Bir süre sonra Benekli’nin sağlığına kavuşacağını söyledi.


👉 Sonraki ➡️

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/03/sirayla-kirpilan-koyunlar.html
```0

https://gezensozcukler.blogspot.com/2025/03/vann-kalbinde-bir-hazine-dilkaya-sazlg.html
```0

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...

Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk

  Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk     Giriş – Bir defterin içine düşen yarım cümlelerle başlayan, bir annenin kahkahasıyla taşınan, bir hastalığın gölgesinde büyüyen on bölümlük bir yolculuk. Bu hikâye, bir hastalığın tanımından çok daha fazlasını anlatıyor.   Bipolar bozukluk, tıbbi terimlerle sınırlı kalmıyor burada;   bir genç kadının iç dünyasında dalgalar gibi kabarıyor,   bir annenin kahkahasında yankılanıyor,   bir defterin sayfalarında yarım cümlelerle iz bırakıyor. Duygu, üniversite birincisi, zeki, güzel kalpli bir genç kadın.   Mezuniyetin ardından hayatı bir görevle bölünüyor—nereden geldiği belirsiz, ama onun için gerçek.   “Görev verildi,” diye başlıyor her şey.   “Ülkem çok güzel. Onlara veremem. Onlar beni izliyor.”   Bu cümle deftere düştüğünde saat sabahın üçü.   Gözleri parlıyor, ama uykusuzluktan değil.   İçinde bir şey k...