Ana içeriğe atla

Saka Kuşu ve Cırcır Böceği

 

Saka Kuşu ve Cırcır Böceği

Bir zamanlar ormanın derinliklerinde, yeşil yaprakların arasında büyük bir ses yarışması düzenlenmişti. Katılımcılar arasında cırcır böceği ve saka kuşu da vardı. Her ikisi de kendi seslerinin daha güzel olduğunu iddia ediyorlardı. Saka kuşu biraz sinirlenmişti ve yanında duran uğur böceğine sordu: "Durumu çok merak ediyorsanız, lütfen jüri üyelerimizin kararını bekleyin." Bunun üzerine motivasyonlarını koruyarak kenarda sıralarını beklediler.



Cırcır böceği, kara kanatları ve parlak siyah renkleriyle gündüzleri çalıların altında yaşardı. İnce antenleriyle toprağı kazar, çukurlar açar ve yalnız başına gizlenirdi. Güzel sesini çıkarmak için ön kanatlarını birbirine sürttüğünde, ormanın sessizliği hoş bir melodiye yerini bırakırdı. Dişiler bu melodiyi duyunca ona hayran olur ve çevresinde toplanırlardı. Saka kuşu ise tepesindeki siyah tüyleri ve beyaz yanaklarıyla gündüzleri ağaç dallarında şarkı söylerdi. Öyle güzel öterdi ki ormanın sakinleri onun sesine hayran kalırdı. Güneşin doğuşunda yansıyan ışık, kanatlarındaki sarı bantlara vurdukça daha da parlak bir hal alırdı. Dişiler de onun sesine hayran kalarak hep yanında olurlardı.



Yarışmaya katılnan  diğer böcekler, birer  birer şarkılarını söyleyerek sahneden indiler. Parlak ışıkların arasında sahneye cırcır böceği çağrıldı. Bütün konuklara selam verdi ve derin bir nefes alarak çıkarabileceği en güzel sesi çıkarmak için ötmeye başladı. Alkışlar eşliğinde sahneden indi. Hemen ardından saka kuşu sahneye çıktı. Gelen konukları selamlayarak birbirinden farklı ve güzel ötüşlerini sıralamaya başladı. Tüm kuş konukları onun sesine hayran kaldı.

Birkaç dakika sonra jüri üyeleri yarışmanın sonucunu açıkladı: "Yarışmaya katılanlar arasında en güzel şarkı söyleyen, saka kuşu olmuştur."

Cırcır böceği, saka kuşunu tebrik etti ve ikisi de birbirlerine saygı gösterdiler. Saka kuşu o gün daldan dala uçarak en güzel şarkılarını söylemeye devam etti. Cırcır böcekleri ise kazdıkları çukurlarda sessizce ötmeye devam ettiler. Ormanın sessizliği, saka kuşunun ötüşüyle daha da güzelleşiyordu.
06.03.2025
Mesime Elif Ünalmış

"Sanat, doğanın dilidir; her ses, bir mesaj taşır."

Sorular:
1. Yarışmada cırcır böceği hangi yöntemi kullanarak şarkı söyledi? 
2. Saka kuşunun sesini duyan orman sakinleri ona nasıl tepki verdi? 
3. Jüri, yarışmanın kazananı olarak kimi seçti? 
4. Cırcır böceği ve saka kuşu yarışmadan sonra ne yaptı? 
5. Yarışma sonunda ormanın atmosferi nasıldı? 

Cevaplar:
1. Cırcır böceği, ön kanatlarını birbirine sürterek güzel bir melodi çıkardı. 
2. Orman sakinleri saka kuşunun sesine hayran kalarak alkışlarla tepki verdi. 
3. Jüri, yarışmanın kazananı olarak saka kuşunu seçti
4. Cırcır böceği saka kuşunu tebrik etti. İkisi birbirlerine saygı gösterdi ve kendi yollarına devam ettiler. 
5. Yarışma sonunda orman, saka kuşunun ötüşüyle daha da güzelleşti.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...