Ana içeriğe atla

DEMOKRASİ BİR ÇİÇEKTİR

 

DEMOKRASİ BİR ÇİÇEKTİR


Ben okulda bayramlarda şiir okumayı çok severdim. Öğretmenlerim de benim şiirleri çok iyi okuduğumu söylerlerdi. Herkese okumak için birer şiir verirken, bana iki ya da üç şiir verirlerdi. Her şiiri çok iyi ezberler, kâğıda bile bakmazdım. 23 Nisan Bayramı yaklaşmış, okulda boş vakitlerde hazırlık yapıyordum. Ben de Orhan Şaik Gökyay'ın “Bu Vatan Kimin?” adlı şiirini okumak için prova yapıyordum. Konferans salonunda kürsüye çıkıp şiirimin birinci kıtasını okuyordum:


"Bu Vatan Kimin?"


Bu vatan toprağın kara bağrında  

Sıradağlar gibi duranlarındır.  

Bir tarih boyunca onun uğrunda  

Kendini tarihe verenlerindir.


Derken arkamda birinin saçımı tuttuğunu hissettim. Döndüğümde ağabeyimin elinde kocaman bir makas gördüm. Örgülü saçımdan tutup gelişi güzel saçımı kesmişti. Çok öfkeli görünüyordu.  

“Ben sana demedim mi, bu şiir benim! Onu geçen sene ben okumuştum. Benim okuduğum şiiri kimse okuyamaz!” diyerek beni azarladı. Gelişi güzel kesilen saçlarıma üzülmüş, ağlayarak eve gitmiştim. Olanları anneme anlattım. Annem çok kızmıştı.  


“O akşam eve gelir elbet, bacaklarını kırarım onun!” diyerek yamuk kesilen saçlarımı düzeltmeye çalışıyordu. Annem bana, “Sen onunla zıtlaşma. Başka okunacak çok güzel şiirler var. Canan ablana git; onlarda şiir kitabı vardır mutlaka. Babası öğretmen ne de olsa, bulunur elbet,” dedi.  


Ben de annemin söylediği gibi Canan ablaya gittim, şiirleri araştırmak için güzel bir şiir kitabına ihtiyacım olduğunu söyledim. Canan abla bana, “Evde bir tane şiir kitabım var, sana verebilirim,” dedi. Ona teşekkür ederek aldım. Bu kitapta 22 kıtalık bir şiir buldum, çok hoşuma gitti. Bayrama üç gün kalmasına rağmen şiiri su gibi ezberledim.  


Öğretmenim, “Şiirini ezberledin mi?” diye sordu. “Evet öğretmenim,” derken gözlerimin ışıl ışıl olduğunu hissettim. Öğretmenim bana bu konuda güvendiğini söyledi. Çok mutlu olmuştum ve şiirimi okumak için can atıyordum.  


Bayram sabahı erkenden kalktım, hazırlanıp okula gittim. Öğretmenimiz, ikişer sıra şeklinde dizilmemizi istedi. Sonra sırayı hiç bozmadan bayramı kutlayacağımız alana gittik. Etkinlikte şiir okuyacakların adları sırayla okunmaya başladı ve sıra bana geldi.  


Anons sesi beni daha çok heyecanlandırdı. Bacaklarımın titrediğini hissediyordum. Şiirimi okumak için kürsüye çıktım. Önlüğümün ön cebinde küçük bir demet çiçek bulunuyordu ve okumaya başladım:  



*Demokrasi bir çiçektir,  

Hem güzeldir hem naziktir,  

İncitmeyin çok yazıktır,  

Egemenlik milletindir.*  


Şiirimi okurken önlüğümün içinde bulunan çiçeği çıkardım, elimle havaya kaldırarak şiirin her mısrasını hareketlerimle anlatmaya çalışıyordum. Şiirimin bu kıtasında büyük bir alkış aldım. Şiir bittiğinde ise herkes ayağa kalkarak beni alkışlıyordu. Seyirciler arasında beni gizlice izleyen babamın, cebinden çıkarttığı mendille gözyaşlarını silerken gördüm. Babamın beni gizlice izlemesinin nedeni, dikkatimi dağıtmamaktı.  


Babamın benimle gurur duyması beni inanılmaz mutlu etmişti. Ağabeyimin şiirimi benden alması, daha hırslı olmamı sağlamıştı. Daha güzel bir şiir bulmuş ve daha güzel okumayı başarmıştım. Ağabeyim zamanla pişman oldu ve benden özür diledi. Ben ise bir sonraki bayram için, kimsenin okumadığı şiirleri bulmaya çalışıyordum. Okuduğum şiirlerin hakkını veriyordum.  

28.03.2025

Mesime Elif Ünalmış 


Hayatta karşılaşılan engeller, bizi daha güçlü kılabilir. Yeter ki yılmayalım ve doğru yolu seçelim  

 SORULAR VE CEVAPLAR:


1. 23 Nisan Bayramı için hangi şiiri ezberlemişti? 

   Orhan Şaik Gökyay'ın “Bu Vatan Kimin?” adlı şiirini ezberlemişti.


2. Saçlarını neden ağabeyi kesti?

  Ağabeyi, geçen yıl okuduğu şiiri kimsenin okuyamayacağını düşündüğü için saçlarını kesmiş.


3. Yeni şiir kitabını kim verdi?

   Canan abla, evdeki şiir kitabını ona verdi.


4.Şiir okurken hangi aksesuarı kullandı?

   Önlüğünün cebindeki küçük bir demet çiçeği kullandı

Babası neden gizlice izledi?

   Babasının amacı, dikkatini dağıtmamaktı.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...