Ana içeriğe atla

Gizemli Satırlar – Küçük Bilim Kaşifi (Bölüm 5): Franklin’in Sessiz Işığı



Gizemli Satırlar – Küçük Bilim Kaşifi (Bölüm 5): Franklin’in sessiz Işığı
 Hedef Yaş Grubu: 8–12 yaş  
Bu seri, çocukların bilimsel merakını desteklemek ve hayal gücünü teşvik etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Hedef Yaş Grubu: 8–12 yaş  
Bu seri, çocukların bilimsel merakını desteklemek ve hayal gücünü teşvik etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Ulaş o sabah kitaplığından bir kitap seçti. Kapağında spiral bir yapı vardı.  
“DNA,” dedi sessizce. “Hayatın şifresi.”  
İçindekiler kısmında bir isim dikkatini çekti: Rosalind Franklin.

Kahvaltı masasında annesi Yasemin Hanım ona baktı:  
“Bugün sıra Franklin’de mi?”  
“Evet. DNA’yı fotoğraflayan kadın.”  
Serdar Bey ekledi:  
“Ve ne yazık ki adı uzun süre gizli kaldı.”

Ulaş kitabı açtı. Sayfalarda siyah-beyaz bir fotoğraf vardı.  
“Bu mu DNA’nın ilk görüntüsü?”  
“Evet,” dedi annesi. “Fotoğraf 51.”

Okulda öğretmeni tahtaya bir kelime yazdı:  
“Genetik”  
“DNA canlıların yapı taşıdır. Ve onu ilk kez net şekilde görüntüleyen kişi Rosalind Franklin’dir.”  
Ulaş parmak kaldırdı:  
“Peki neden adı hep geri planda kaldı?”  
“Çünkü bilimde bazen sessiz olanlar unutulur.”

Öğle arasında okul bahçesinde yürürken defterini açtı:  
“DNA neden sarmal?”  
“Bilgi neden kıvrılır?”  
“Franklin bunu nasıl fark etti?”

Arkadaşı Mert geldi:  
“Yine mi düşünüyorsun?”  
“Bu kez genetik hakkında.”  
“Senin kafan bir laboratuvar gibi.”  
Ulaş güldü:  
“Ve her düşünce bir molekül.”

Akşam kitap saatinde Yasemin Hanım yüksek sesle okudu:  
“Rosalind Franklin, İngiltere’de doğdu. Fizik ve kimya eğitimi aldı. X-ışını kırınımı yöntemiyle DNA’nın yapısını görüntüledi. Ama çalışmaları Watson ve Crick tarafından izinsiz kullanıldı.”

Ulaş gözlerini kapattı:  
“Bu haksızlık.”  
Serdar Bey gülümsedi:  
“Ama onun ışığı hâlâ bilimde parlıyor.”

Gece defterine bir cümle daha yazdı:  
“Bilim, sessiz ışıklarla aydınlanır.”

Saat 00.00 olduğunda gözlerini kapattı.  
Zaman kıvrıldı.  
Ağaç yine oradaydı.

Bu kez ağacın altında bir kadın duruyordu. Elinde bir fotoğraf vardı.  
“Hoş geldin Ulaş,” dedi.  
“Ben Rosalind Franklin.”

Ulaş heyecanla yaklaştı:  
“Sizi çok merak ediyorum.”  
“Merak, moleküllerin diliyle konuşur,” dedi Franklin.  
“Ben DNA’yı anlamak istiyorum.”  
“O zaman sabırla bakmayı öğrenmelisin.”

Franklin yere oturdu:  
“Ben yıllarca X-ışını altında çalıştım. Her görüntü bir sır taşıyordu.”  
Ulaş: “Peki nasıl fark ettiniz?”  
Franklin: “Çünkü ben sadece bakmadım. Gördüm.”

Ulaş: “Ben de bir şey görmek istiyorum. Ama bazen çok karmaşık oluyor.”  
Franklin: “Karmaşa, bilginin kıvrımıdır.”

Franklin: “Şimdi bir görev vereceğim.”  
Ulaş: “Hazırım.”  
Franklin: “Bir yasa yaz. Ama bu kez ışıkla ilgili.”

Ulaş defterini açtı:  
“Işık yasası: Sessiz bilgiler, görünmeyen ışıklar taşır.”  
Franklin gülümsedi:  
“Harika. Senin yasaların sezgisel.”

Sabah Ulaş yatağındaydı. Defterinde yeni bir cümle vardı:  
“Işık yasası: Sessiz bilgiler, görünmeyen ışıklar taşır.”

Kahvaltıda annesi: “Bugün çok dikkatli görünüyorsun.”  
Ulaş: “Franklin bana bakmanın ötesini öğretti.”  
Serdar Bey: “O zaman laboratuvarına bir X-ışını cihazı ekleyelim.”

Okulda öğretmen: “Bilim, görünmeyeni görmektir.”  
Ulaş defterine yazdı:  
“Ben ışığın izindeyim.”

14.11.2025  
Mesime Elif Ünalmış  

gezensozcukler.blogspot  
 Hedef Yaş Grubu: 8–12 yaş  
Bu seri, çocukların bilimsel merakını desteklemek ve hayal gücünü teşvik etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Yorumlar

  1. Teşekkür ederim. Eğitim dolu içeriklerime göz atabilirsiniz. Tüm yazılar sekmedinde seri hikayelerin ismi yer alıyor. Sayfamda arama çubuğunu kullanarak orada belirttiğim seri isimlerini aratarak tüm bölümlere ulaşabilirsiniz. Bu özellikle eğitimcilerin çok işine yarar.
    Her çocuk hikayelerle büyumeli.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Merhaba sevgili okuyucular, paylaştığım hikayeler ve yazılar hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum! Yorumlarınız benim için çok değerli. Lütfen görüşlerinizi ve önerilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Hep birlikte daha güzel bir topluluk oluşturalım! ✍️

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...