Ana içeriğe atla

Bölüm 5– Fürüze’nin Kaderi

 


Bölüm 5– Fürüze’nin Kaderi

“Bazı tohumlar toprağa değil… kalbe ekilir.”


Bir sabah, rüzgâr kıpırdamadan köyün üstüne sessizce eğildi. Gökyüzü açık, ama havada bir beklenti vardı. Güven’lerin taş evinin kapısı, üç kez çalındı. Gelenler sıradan değildi:  

Oduncu– ormanın içini bilen, ağaçlara saygıyla yaklaşan biri.  

Çoban – kavalıyla hayvanları konuşturduğunu söyleyen bir rüya anlatıcısı.  

Çiftçi– tohumdan mucize doğurmayı bilen bir adam.


Hepsi, Güven’in en büyük ablası Fürüze için gelmişti.  

Fürüze, dış güzellikten çok daha fazlasını taşırdı: annesinin merhametini, sabrını ve toprağa benzeyen sadeliği…  


En büyük kardeşleri Hasan, üç adamı üç gece konuk etti. Kardeşlerine dedi ki:  

“İyilikle kurulmuş bir yuva, yalnız kalbe değil, köye de bereket getirir. Gözünüzle değil, yüreğinizle ölçün onları.”


Üçüncü sabah, kahvaltının ardından Hasan sordu:  

“Sizi farklı kılan nedir?”


Oduncu dedi ki:  

 “Odunlarımı sırayla dizerim, her biri bir dize gibi durur. Gören bir daha bakar.”

Çoban gülümsedi:  

“Kavalımı üflediğimde koyunlar neşe içinde döner. Dans eden bir sürüyü gören olur mu her gün?”


Çiftçi Ahmet, başını öne eğdi, sonra kaldırdı.  

“Ben yıl boyunca ektiğimi değil… sakladığımı anlatmak isterim. Çünkü tohum, sadece toprağa değil, zamana da ekilir. Sabırla beklenirse, bereket kendi kendine doğar.”


O an her şey değişti.  

Güven ve kardeşleri, alçak sesle ama yüksek yürekle konuşan bu adamda annelerinden bir şey gördüler.  

Ve Hasan başını sallayarak, “İşte,” dedi. “Ablamı teslim edecek gönül budur.”  

Fürüze, nazlı bir tebessümle boynunu eğdi.  

Üç gün, üç gece düğün oldu. Toprak o gece daha derin koktu.


Yıllar geçti.  

Fürüze ile Ahmet’in evinden gülüş eksik olmadı.  

Bereket, yalnız sofralara değil, insanın kalbine doldu.  

Etrafa yayılan iyilik, yağmur gibi her yere dokundu.


Ve bir gün…  

İkiz çocukları  oldu. Gözleri annesinin sıcaklığını, babalarının sabrını taşıyordu.


Ama bu huzur, uzak birinin içini kıskançlıkla kavurdu.  

Bir yabancı geldi köye.  

Sözleri yumuşaktı ama kalbinde gölge gizliydi.  

Giderken bir çocuğa bir avuç tohum verdi.  

Ama sıradan tohumlar değildi bunlar.


“Altın gibi tarlalar istiyorsanız, bunları gizlice babanın tohumlarına kat. Ama sakın kimseye söyleme. Sihrin gücü sırdadır,” dedi.  

Çocuk, inandı.  

Tohumları karıştırdı.  

Ve beklemeye başladı.


Ama sihir iyi niyetle yeşerir, bencillikle değil. 

Hasat günü geldiğinde, toprak susmuştu.  

Başaklar eğilmiyordu.  

Ve çocuk, gözyaşlarıyla gerçeği anlattı.


Ahmet oğluna baktı.  

Kızmadı.  

Sarılıp şunu fısıldadı:  

“Sırlar niyetle değil, sevgiyle taşınır.”  

Ve meydanda köylülere şöyle seslendi:  

“Birlikte ekersek, birlikte biçeriz. Ne eksikse paylaşalım. Tohum değil, niyet büyür burada.”


O yıl birlik, berekete dönüştü.  

Ama çiftçi, bununla yetinmedi.  

O karanlık niyetli adamın köyüne yürüdü.


Adam şaşkındı.  

Ahmet onu bağışladı ama dedi ki:  

“Köyünün gençlerini topla. Onlara ‘toprak nasıl dinlenir, bereket nasıl büyütülür’ göstereceğim.”  


Gençler geldi.  

Öğrendiler.  

İlk başakta gözyaşı vardı,  

İkinci başakta umut.  

Üçüncüde...  

“İyilik bulaşıcıdır.”

Mini Anket – Toprak, Niyet ve Bereket Üzerine

1. Güven ve kardeşlerinin, gösterişli değil de sabırlı birini seçmesi sana ne düşündürdü?  

▫️ Gerçek değerler sessizce parlar  

▫️ Söz değil eylem belirleyicidir  

▫️ Sabır, zamanın içindeki gizli cevherdir


2. Çocuğun sihirli tohumu gizlemesi bir hata mıydı?  

▫️ İyi niyetle yapılmış bir yanılgıydı  

▫️ Bilmeden yapılan her hata, öğrenmenin kapısıdır  

▫️ Paylaşılmayan sırlar iyiliği zedeler


3. Çiftçinin affediciliği seni nasıl etkiledi?  

▫️ Affetmek bazen en büyük öğretidir  

▫️ İyilik, düşmana bile uzanabilir  

▫️ Merhamet zinciri dünyayı değiştirir


4. Fürüze’nin yuvadan bir köy halkına, oradan başka köylere uzanan etkisi...  

▫️ Bir insanın kalbi, bir coğrafyayı değiştirebilir  

▫️ Sabırla ekilen sevgi, zamanla büyür  

▫️ Bir kadın dünyayı beslenebilir.

💬 Yorumlarda yaz:  

Bu masalda en çok hangi satır senin kalbine dokundu?  

Toprağa bir tohum ekme şansın olsa, içine ne niyet koyardın?

04.07.2025

Yazan; Mesime Elif Ünalmış 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...