Ana içeriğe atla

Mira ve Mikroskobun Altındaki Dünya Bölüm 11: Bir Nefeslik Bilim

 


Mira ve Mikroskobun Altındaki Dünya

Bölüm 11: Bir Nefeslik Bilim


Sabah serinliği, Mira’nın penceresinden içeri hafifçe dokunmuştu. Henüz uyanmamışken bile göğsü ritmik şekilde inip kalkıyordu. Fark etmediği binlerce harekete rağmen, her şey olması gerektiği gibi işliyordu.


Can, odasına girip yorganı üstünden çekiştirince gözlerini açtı.


“Hadi Mira, geç kalacağız!”


“Can… sence nefes almak nasıl bir şey?” dedi Mira esneyerek. “Yani… biz onu alıyor muyuz, o mu bizi buluyor?”


Can gülümsedi. “Nefes bir oyun gibi. Başladığında fark etmezsin, ama kesildiğinde her şey yarım kalır.”


O gün okulda, spor dersinde küçük bir kargaşa yaşandı. Takım oyunu sırasında Derin bir anda durdu, gözleri büyüdü. Elini göğsüne koyarak yere çömeldi.

“Nefes alamıyorum…” dedi kısık bir sesle.

Herkes panikledi. Öğretmen hemen yanına koştu, onu sakinleştirmeye çalıştı. Mira da yakındaydı. Derin’in yüzündeki endişeyi görünce içi burkuldu.


Olay sonrası sınıfta, öğretmen kısa bir konuşma yaptı:


“Panik atak, nefesin kontrolsüzleştiği bir durumdur. Aslında vücut tehlikede değildir ama zihin, yanlış bir alarm verir. Böyle durumlarda derin nefes almak ve bedeni sakinleştirmek gerekir.”


Mira parmak kaldırdı. “Biz nefesi kontrol edebilir miyiz?”


“Evet Mira. Nefes farkındalığı, vücudun anahtarıdır. Bazı bilim insanları buna ‘içsel biyolojik ritim’ der.”

O gün Mira’nın kafasında tek bir cümle dönüp durdu: “Nefes sadece alınan hava değil… bedenin söylediklerini duyma biçimiymiş.

Evde annesine sordu:

“Anne, sen hiç kötü hissedip sadece nefesinle toparlandığın oldu mu?”

Annesi pencereyi açarken yanıtladı:

“Çok. Özellikle korktuğumda ya da gergin olduğumda. Bazen bir nefes, kelimelerden daha onarıcı olur.”


Gece Mira bilgisayarını açtı ve “nefesin bilimi” hakkında araştırma yaptı. İşte öğrendikleri:


- Nefes alırken diyafram kasılır, akciğerler genişler.  

- Derin nefesler, parasempatik sinir sistemini uyarır—bu da bedeni sakinleştirir.  

- 4-7-8 nefes tekniği, kalp ritmini düzenleyip rahatlatır.  

- Bitkilerle aramızda görünmeyen bir alışveriş vardır: Onlar oksijen verir, biz karbondioksit. Gerçek bir ortaklık.


Ertesi gün Derin ile bankta oturdular. Mira çantasından küçük bir kâğıt çıkardı.


“Bu 4-7-8 tekniği. Dene ister misin? 4 saniye nefes al, 7 saniye tut, 8 saniyede bırak…”

Derin uyguladı. Gözleri yavaşça yumuşadı.

“Gerçekten… bu kadar basit mi?” dedi fısıltıyla.

Mira gülümsedi. “Bazen en sessiz şeyler en güçlü olandır. Nefes de böyle bir kahraman.


Can akşam yemeğinde gülerek patladı:


“Bugün futbol oynarken nefesimi saymaya çalıştım ama top kafama çarpınca sayı unuttum!”


Herkes güldü. Mira ise içinden geçirdi: “Demek ki nefes sadece sakinleşmek değil… dikkatli yaşamakmış.”

O gece günlüğüne şöyle yazdı:


 “Nefes... her şeyin ortasında ama hiç görünmeyen bir müzik. Her duyguda ritmi değişiyor. Nefes almak… sanki bedenimle barış yapmam gibi. Belki de hayatta en çok unuttuğum ama en çok ihtiyacım olan şey bu: Bir nefes.”


 🍃 Mira’nın Bilim Notları


Diyafram: Göğüs boşluğunun altında yer alan kas. Derin nefes burada başlar.

4-7-8 Tekniği: 4 sn nefes al, 7 sn tut, 8 sn ver. Strese karşı birebir.

Bitki-Nefes Döngüsü: Bitkiler oksijen verir, biz karbon salarak döngüyü sürdürürüz.

Nefesin Gücü: Zihin hızlandığında, nefes yavaşlayabilir. Bu dengeyi biz kurarız

 💭 Düşün, Hisset, Hatırla


- En derin nefesini ne zaman aldın?  

- Sessizce ama güçlü çalışan şeylere örnek verebilir misin?  

- Bitkilerle paylaştığın bu nefes alışverişi sana neler düşündürüyor?  

- Kalbin kadar kıymetli ama hep unuttuğun neler var hayatında?


Emeğe değer veren kalplere sesleniyorum—yorumlarınla buradayım.

21.07.2025

Mesime Elif Ünalmış 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...