Ana içeriğe atla

DUYURU

 


Duyuru

 Değerlerle Dolu Kalpler – Bir Serinin Kalpten Başlangıcı “Bazı öyküler çocuklara anlatılır… bazılarıysa çocukların kalbinden yazılır.


Merhaba sevgili okur 🌱  

Bu seride seni, çocukların gözünden görülen dünyaya davet ediyorum. Her bölümde bir değer, bir duygu, bir hatırlayış var: misafirperverlik, empati, sorumluluk, doğa sevgisi, paylaşmak, sessiz kalmak, konuşmadan anlamak…


“Değerlerle Dolu Kalpler” yalnızca çocuklar için değil — çocuğunu büyüten her yetişkinin, içindeki çocukla bağ kurması için de yazıldı.  


Bu satırlar bazen isimsiz bir anlatıcının gözünden, bazen Yaren’le, bazen Simge’yle, bazen bir fidanla konuşur. Her biri bir öykü anlatır ama hepsi tek bir duyguda birleşir: iyilik, içtenlikle öğrenilir.

📌 Seri boyunca seni neler bekliyor? 

🌿 Her gün saat 10:00’da yeni bir kısa hikâye  

🧠 Her bölüm sonunda minik bir “Yansıma Sorusu” 

👣 Dilerim ki bu metinler sana, sınıfına, öğrencine ya da kendi iç çocuğuna ilham olur.

💬 Yorumlarını, yansıma cevaplarını ya da senin yazdığın bir hikâyeyi benimle paylaşmak istersen… kapım hep açık.  

Birlikte kelimelerle büyümeye hazır mısın?


Sevgiyle, 

08.07.2025

Mesime Elif Ünalmış 

📖“Kalpten kalbe yürüyen sözcüklerin izini süren bir anlatıcı


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...

Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk

  Duygunun Dalgaları Serisi – Bipolar Bozuklukla Bir Yolculuk     Giriş – Bir defterin içine düşen yarım cümlelerle başlayan, bir annenin kahkahasıyla taşınan, bir hastalığın gölgesinde büyüyen on bölümlük bir yolculuk. Bu hikâye, bir hastalığın tanımından çok daha fazlasını anlatıyor.   Bipolar bozukluk, tıbbi terimlerle sınırlı kalmıyor burada;   bir genç kadının iç dünyasında dalgalar gibi kabarıyor,   bir annenin kahkahasında yankılanıyor,   bir defterin sayfalarında yarım cümlelerle iz bırakıyor. Duygu, üniversite birincisi, zeki, güzel kalpli bir genç kadın.   Mezuniyetin ardından hayatı bir görevle bölünüyor—nereden geldiği belirsiz, ama onun için gerçek.   “Görev verildi,” diye başlıyor her şey.   “Ülkem çok güzel. Onlara veremem. Onlar beni izliyor.”   Bu cümle deftere düştüğünde saat sabahın üçü.   Gözleri parlıyor, ama uykusuzluktan değil.   İçinde bir şey k...