Ana içeriğe atla

Mira ve Mikroskobun Altındaki Dünya Bölüm 12: Koku Bir Hatıradır

 


Mira ve Mikroskobun Altındaki Dünya  

Bölüm 12: Koku Bir Hatıradır


Mira çekmeceyi açtığında annesinin eski bir kutusu devrildi. İçinden dantel işlemeli, solgun mor bir fular düştü yere. Mira eğildi, fuları eline aldı. Kokladı. O an… zaman kırıldı.


Bir yaz öğleden sonrası, anneannesinin balkonu… sardunya kokuları, kurabiye tepsisinden yükselen vanilya buharı ve yavaşça esen rüzgârın taşıdığı lavanta sabunu…


Birden burnundan giren o soluk, kalbine bir hikâye yazdı.

O gün bilim okulunda öğretmenleri şöyle dedi:  

“Bugün koku duyusunu inceleyeceğiz. Gözlem konumuz: limbik sistem ve koku hafızası.”


Mira'nın gözleri parladı. “Limbik sistem… bu adı daha önce duymuştum! Duyguları yöneten bölgeydi, değil mi?”


Öğretmen başını salladı. “Ve evet, koku sinyalleri doğrudan limbik sisteme gider. Bu yüzden bazı kokular anıları, duyguları tetikler. Oysa ses ve görüntü önce beynin başka yerlerine uğrar. Koku ise kestirme bir hat kullanır; bu da onu en güçlü hafıza tetikleyicisi yapar.”


Akşam Mira annesine fuları gösterdi.

“Bunu anneannem takardı değil mi?”

Annesi önce fulara, sonra kızının gözlerine baktı. Yavaşça gülümsedi.


“Evet... O fular, kokusunu hep taşırdı. Hani bazı insanlar gider ama kokusu kalır ya…”


Mira fısıldadı: “Sanki o koku bana sarıldı bugün.”

Gece defterine şöyle yazdı:


 “Koku bir resim değil ama hatıra çizer. Kelime değil ama anı anlatır. Anneannemin kokusu zamanla değil, burun yoluyla bana dokundu bugün. Gözlerim değil, burnum ağladı.”


Ertesi gün okulda deney yaptılar: çocuklar gözleri kapalı bir şekilde farklı kokuları kokladılar—limon, kahve, sabun, kitap sayfası...


“Bu eski kitap kokusu…” dedi Derin, “bana ilk okuma bayramımı hatırlattı!”


“Bana göre sabun,” dedi Ali, “babaannemin banyosunu anımsatıyor!”


Mira: “Lavanta sabunu… anneannem. Fularındaydı hep.”


Sınıf bir an sustu. Koku, herkesin zihninde bir pencere açmıştı.

Öğretmen şöyle dedi:


“Bu yüzden kokular market stratejilerinde, terapi yöntemlerinde, hatta bazen kayıp anıları bulmada kullanılır. Hafıza yolculuğunda en kestirme araç: bir nefes dolusu koku.”


Evde Mira, Can’a küçük bir deney yaptı. Gözlerini bağladı ve bir mendile birer damla farklı kokular damlattı.


“Bu limon!” dedi Can.  

“Peki bu?”  

“Çimen mi bu?”  

“Hayır, yeni biçilen kitap sayfası kokusu,” dedi Mira, gülerek.  

Can şaşırdı. “Nasıl yani?”


Mira gülümsedi: “Demek ki kokular sadece burunda değil… hayal gücünde de çalışıyor.”

O gece Mira, anneannesinin fularını yastığının altına koydu. Uykuya dalmadan önce bir şey düşündü:


“Belki bazı insanlar anılarda değil, kokularda yaşamaya devam eder.”


 Mira’nın Bilim Günlüğü


Limbik Sistem: Beynin duyguları ve hafızayı yöneten bölgesi. Koku sinyalleri doğrudan buraya gider.

Koku Hafızası: En uzun süreli duyusal bellektir. Tek bir koku, on yıllar önceki bir anıyı çağırabilir.

Anı-Tetikleyici: Bazı terapi yöntemlerinde koku, bastırılmış anıları canlandırmak için kullanılır.


Haydi Düşün, Kokla, Hatırla:


- En sevdiğin kokunun sende uyandırdığı anı nedir?  

- Bir koku insanın “gitmemiş” gibi hissettirebilir mi?  

- Sence bazı kokular doğduğumuzdan beri içimizde mi taşıdığımız duyguları hatırlatır?  

- Eğer bir anını kokulayabilsen, hangisini seçerdin?


22.07.2025

Mesime Elif Ünalmış

Emeğe değer veren kalplere sesleniyorum—yorumlarınla buradayım.


Bu hikâye kişisel bir üretimdir. Lütfen emek ve yaratıcılığa saygı gösteriniz.”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KIRILMADAN GÜÇLENMEK   5. Bölüm – Sessizden Söze: Duygularla Var Olmak   Hazal sabah kahvesini içerken pencereye baktı. Camın buğusuna parmağıyla bir çizgi çekti, sonra sildi. İçinde bir şeyler birikmişti ama ne olduğunu tam adlandıramıyordu. Annesinin sesi yankılandı zihninde: “Bazı şeyleri içine at, evin huzuru bozulmasın.” Bu cümle yıllardır onunla birlikteydi. Ama artık başka bir yerdeydi. Sessizlik, huzur değil, eksiklik getiriyordu. Duygularını tanımak, ifade etmek, kendini anlatmak istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını hâlâ tam bilmiyordu. Eşiyle olan ilişkisi zamanla bir sessizlik yarışına dönüşmüştü. Konuşmalar yüzeysel, duygular eksikti. Hazal, onunla değil, onun varlığının içinde yankılanan sessizlikle mücadele ediyordu. Çünkü baskı her zaman bağırarak gelmezdi. Bazen bir suskunluk, bazen bir “ne gerek var” cümlesi, bazen bir göz devirmeydi. Hazal, bu görünmez baskının içinde kendi sesini arıyordu. Her geçen gün biraz daha içine çekiliyor, ama bir yandan da...

Hatay Depreminin İkinci Yıldönümü: Yıkımın ve Umudun İzleri

  Hatay'da depremin üzerinden iki yıl geçti. Ancak, bu doğal afetin açtığı yaralar hala sarılmayı bekliyor. Depremzedeler, yaşadıkları acıları ve çaresizlikleri unutamıyor. Onların hikayeleri, bizlere dayanışmanın ve insanlığın önemini hatırlatıyor. Depremde evlerini, sevdiklerini kaybeden insanlar, yeni bir hayat kurma çabası içinde. Bu zorlu süreçte, birbirlerine destek olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen depremzedeler, yarınlara daha güçlü bakma arzusu taşıyor. Depremin getirdiği yıkımın ardından, hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bu insanların sesine kulak vermek ve onların yaşadığı zorlukları anlamak, hepimiz için bir sorumluluk. Bir daha bu acıların yaşanmaması için, toplum olarak bilinçli ve duyarlı olmalıyız. Bu yıldönümünde, depremzedelerin acılarını ve çaresizliklerini unutmamak için bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Yaşananlardan ders çıkararak, gelecekte daha sağlam adımlar atmalıyız. Bu süreçte en önemli şey, dayanışma v...

KAVRAMSAL ÖYKÜLER

  Yaş Sınırı: Genel İzleyici (Tüm yaş grupları için uygundur)   Sevgi Dilek, henüz 1. sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle çok sevimliydi. Dilek, okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulu çok seviyordu ve arkadaşlarını da çok değerli buluyordu. Ancak en çok arkadaşı Semra'yı seviyordu. Semra'nın babası öğretmen olduğu için başka bir okula tayin olmuştu ve Semra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Dilek bu duruma çok üzülmüştü. Ancak annesi durumu kabul etmesi için Dilek'i karşısına alarak durumu izah etti. Annesi, Dilek'in dilediği zaman Semra'yı arayabileceğini söyledi. Dilek bunun üzerine çok sevindi. O günden sonra bütün dikkatini okula vererek yeni şeyler öğrenmeye devam etti. Aradan geçen zaman içinde arkadaşlarını aramayı da ihmal etmedi. Dilek, yeni arkadaşlar edinmeye ve sınıfında daha aktif olmaya devam etti. Semra'yla da sık sık telefonla konuşarak ...